şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: boo)
  • boğazımda düğümlenendir. gitmedi, her cümlede sesim kısıldı, nefesim azaldı falan. demezsin ki bu adam mektup yazacak, dinleyince öleceksin ağlamaktan. demiyosun ama oluyo işte.
  • emrah serbes'in yazdığını düşündüğüm mektup..
  • "...sanki herkes katil ya da herkes yalnız. oradan çok fazla farkımız yok. aslında var, biz daha geniş alanlarda yürüyüp daha fazla görüşme hakkına sahibiz. en büyük fark bu heralde."

    şeklinde devam eden kısmıyla derin düşüncelere sürükledi beni. insanın yalnızlığını, dışardayken yaşadığı mahpusluğu yüzüne vurur acımasızca. aslında özgürlüğün dışarda ya da içeride olmak olmadığını hatırlatır.
  • hayalet'in sesi ve doğallığıyla anlamlıdır.
  • eline kağıt kalem alıp gerçek bir mektup yazmışların daha iyi anlayabileceğine inandığım mektuptur. insanın bir kağıtla başbaşayken ve karşısında onu durdurabilecek ne bir kelime ne bir nefes ne de gözler varken tüm sınırsızlığıyla tüm doğallığıyla hele bir de ulaşmayacağına inanıyorsa tüm cesaretiyle yazdıklarıdır.

    ayrıca diziyi takip etmeyen bir çok insanca "kaba bir dizideki; polislik mesleği sebebi ile duygusuz, eğitimsiz, kültürsüz, ayyaş, hayatı argo-şiddet-sığ" sanılan bir dizi karakterine aittir. bir sanat eseri bir alex değildir belki ama bi şeydir!

    öyle işte! yine yazamamıştır... bi de yazabilse :)
  • biz çok normal adamlar değiliz. sizin de çok normal olduğunuz söylenemez. dünyada herkes anormal sanki. belki de hepimiz normaliz. yanlış zamanda, yanlış yerde. ya kusura bakma, insan eline kalemi alınca, değişik şeyler yazmak istiyor. ben pek anlamam bu işlerden. sana o kadar çok mektup yazmayı denedim ki, bir yerden sonra yırttım. bu sefer üşeniyorum, herhalde sana gönderemeyeceğim için. daha doğrusu, bira içerek yazdığım için utandım herhalde. kim bilir orada hava nasıl, kim bilir neleri özledin. "biraz salakça olacak ama, burası da çok boktan." sanki herkes katil. ya da herkes yalnız. oradan çok farkımız yok. aslında var, biz daha geniş alanlarda yürüyüp, daha fazla görüşme hakkına sahibiz. en büyük fark bu herhalde. beni burada ayakta tutan, dostlarım. seni de umarım bir şeyler ayakta tutuyordur. ama eminim, benden daha fazla sevenin var. ben mücadele etmeyi senin kadar bilmiyorum. biz mücadele edenlerin peşindeyiz. ben senden hoşlandım, ben çok iyi vakit geçirdim seninle, çok güzelsin. "sana hislerimi nedense en kötü cümlelerle anlatıyorum hep ya." ya gerçekten sevmeyi bilmiyorum ben, ya da ne bileyim, tuhaf oluyorum. dışarı çıktığında bu mektubu sana vermek isterim ama biliyorum utanacağım ve veremeyeceğim. olsun, sana yazmasaydım içimde kalırdı. sen içeride ben dışarıda. siz içeride biz dışarıda. ya öyle işte.. yine yazamadım..
  • çok güzel ve anlamlı günlere ait bir mektup.