şükela:  tümü | bugün
  • memleketimize ozgu malliklardan biriside budur.
    ozal döneminde, ihracat yapanları ödüllendirme yoluna gidilmiş ve böylece hayali ihracatın yolu açılmıştır. bütün faturayıda tabiiki kul statüsündeki halk ödemiştir.
  • sahte belgelerle yurt dışına ticaret yapıyormuş gibi görünüp, daha sonrada bu malların vergi iadesini devletten tahsil etmek yoluyla yapılan dolandırılıcılık.
  • (bkz: naylon fatura)
  • tonton'un yarattığı muhteşem olgulardan biri.
  • ithalatçıların da vergiden yırtmak için kullandıkları sistem. <ne de olsa "abi ben bunları yurtdışına satmak için aldım" diyince vergi istenmiyor, o zaman neden daha fazla ödeyeyim"> zihniyetinin ürünü dolandırıcılık.
  • bir şirketin kendisine ait olan diğer bir şirkete nah çekmesiyle devletten paralar yürütmesine denen olay.
  • kesinlikle memleketimize özgü mallıklardan biri olmayan, ithal ikameci kalkınma modeli'ni uygulayacak kadar cin fikirli olabilen başka bir çok ülkede de** görülen ticari yolsuzluk.

    genelde şu şekilde cereyan eder:

    * ithal ikamesi uygulayan ülkede resmi kurun değeri enflasyona göre ayarlanmamış, çoğunlukla yüksek tutulmuştur.
    * bunun üzerine reel kur endeksi alıp başını gitmiştir, devlet ithalatı ucuzlatayım derken ihracatçının belini bükmüştür
    * ihracatçının yüksek kur nedeniyle malını satamaması üzerine ülkeye döviz gelmemeye başlar
    * derken andavalın birinin aklına ihracatı devlet eliyle arttırmak gelir. arz talep ilişkisi, denge fiyatı gibi şeylerin gayet bilimsel mefhumlar olduklarını, bakanlık genelgesiyle icat edilmedikleri için müsteşar emriyle kaldırılamayacaklarını düşünemeyen bu kıt zekalılar, devletin ihracatçıya çeşitli kolaylıklar ve sübvansiyonlar** sağlamasıyla ihracatı arttırabileceklerini düşünürler.
    * böylece devlet suni biçimde aşırı değerli tuttuğu kur yüzünden ihracat yap(a)mayan ihracatçıya bir suni teneffüs daha verip onu hayata döndürmeye çalışır.
    * "ihracat yapıyorum abi" diyene hazine'nin para dağıttığını gören uyanıklar, sunta levhayı mobilya diye alüminyum levhayı da araba falan diye gümrüklerden geçirir, vergi iadelerini ve sübvansiyonlari cebine koyar.

    bununla ilgili en muhteşem örneklerden biri 80li yıllarda peru'da değerli taş ve maden diye bildiğimiz çakıltaşını ihraç edip sübvansiyonları cebe attıktan sonra taşların da denize dökülmesidir.
  • (bkz: yahya demirel)
  • madalyonunun bir yüzünde devletten vergi iadesi almak olan, madalyonun öteki yüzünde kara para aklama yöntemi olan ihracat türü.