şükela:  tümü | bugün
  • birçok insan için acımasız karşılaştırmadır.
    birçok durum için ironik derecede fark içerir.
    istenilen ve elde edilen aynı değildir.
    varılan nokta hedeflenen yer değildir.
    hayaller gerçeklerden büyüktür.

    zayıflamayı hayal ettikçe kilo alırsınız.
    para kazanmayı hayal ettikçe daha fazla harcar fakirleşirsiniz
    ders çalışmayı hayal edince her tür işi yapar ders çalışamazsınız
    reklamlardaki sucuklu yumurtadan yapayım dersiniz. yumurtanın sarısı her zaman dağılır
    deniz ve güneş hayal edersiniz, kum ve sıcak bulursunuz
    yorulur uyumayı hayal edersiniz, uyuyamaz yemek yersiniz
    pazar olur keyif yapmak istersiniz, lanet baş ağrısı gününüzün içine eder
  • hayaller; sağlık, spor, adonis.
    gerçekler; rakı, cigara, rakı.
    öleceğim mına haa!
  • dünyaya hükmettiğimizi edeceğimizi falan zanneden aktrolllere , ekşi sözlük ergenlerine gelsin;

    hayaller ;bir türk dünyaya bedel
    gerçekler; parmakla çağırılan davutoğlu
  • tl ile dolar eşitlenecek. 1 dolar 1 tl olacak.
    bugün dolar 4 tl.
  • çoğunlukla düşündüğüm şey şu: başkaları hiç uğraşmadan, kolaylıkla benim hayallerimi yaşayabilirken ben hep gerçekliğin dibindeyim. çok da büyük hayallerin peşinde değilim ama olmayınca olmuyor işte be sözlük.
  • amcamın yanında çalışırken işleri ileride bana devredeceğini düşünürdüm zaten kendisi de sürekli dile getiriyordu.

    askerden geldikten sonra ayrı eve çıkacak özgürlüğün tadını çıkaracak, kendi hayatımı yaşayacaktım.

    sevdiğim kızla ileriye yönelik hayallerim vardı.

    gelelim hayatın gerçeklerine;

    zengin amcam ondan zam isteyince beni gözden çıkardı. bende sikerim böyle işi deyip askere gittim. zaten işleri bana devretmeyeceğini dolaylı olarak ima ediyordu.

    askerden döndüğümde yavşak amcamdan aldığım tazminatım suyunu çekmişti çünkü babam iş bulamamıştı ve evin ihtiyaçları için harcamak zorunda kalmıştı. para yoksa ayrı evde yok kardeş.

    annesi zengin damat isteyen kız arkadaşımla zaten askere gitmeden önce ayrılmış akabinde askerde rdm'ye sevk edilmiş, rapor almıştım. askerden dönünce de kafaları aynı görünce ayrıldık. hala geceleri beraber uyuduğumu düşünürüm.

    askerden döndükten sonra 3 ay işsiz kaldım. cebimde kuruş olmadığı günler, evden çıkmadığım zamanlar oldu. yeni bir iş buldum ve hayata yeniden başlamış gibiyim çünkü eski hayatım hayal kırıklıkları içinde geçti. çıkardığım ders ise; büyük hayaller kurmamam gerektiği oldu.

    peki dersime çalışıyor muyum. hayır.
  • kaybettim, kötü kaybettim.

    hiç böyle hayal etmemiştim bugünleri çocukken, ilk gençlik zamanlarımda. otuzuma geldiğimde heralde iki-üç çocuğum olur diye düşünmüştüm. mutlu bir ailem olur diye sanmıştım, babam her çocuğa yaptığı gibi benim çocukları da kazaklarından çiviye asar, belki de kendi ismini taşıyan torunuyla kendi icadı oyunları oynardı. olmadı.

    etrafımda doğum günleri kutlanıyor, hediyeler alınıyor, bir yerlere tatile gidiliyor, planlar yapılıyor. ben de plan yaptım yarın sabah yola çıkıyorum, üç günlüğüne bir yerlere gideceğim. memlekete, babamın mezar taşıyla mermerlerini yaptırmak için yola çıkıyorum. ziyarete gidiyorum sayılır bir nevi, görüşmeye gidiyorum. nasıl ama tam hayallerimdeki hayatı yaşıyorum değil mi?

    zor zamanlarımda yanımda bir hanımım da olur diye düşünmüşümdür kesin, can yoldaşı olur bana diye. o da olmadı hala günü birlik ilişkilerde savruluyorum. işimi bitirip evime dönüyorum, kimsenin bana sarılası yok benim de kimseye. çoluğa çocuğa karışsam iyi olurdu. sonuç olarak karanlıkta, nihilizm kokan evimde yapayalnız oturup bir word dosyasıyla konuşuyorum. ne kadar özenilesi değil mi.

    kendime iyi bakacağım diye söz de vermiştim kendi kendime. vücuduma iyi bakacaktım mümkün mertebe. göt bir tarafta göbek bir tarafta günde üç paket sigara, kafa dımdızlak. ama dün bıyık bıraktım, hun bıyığı. orijinal hun türkü’nün orijinal hun bıyığı. nasıl da iyi baktım kendime belli oluyor değil mi?

    beni artık ne sıkıntı ne rahatlık haylamaz diye kasım kasım kasılıyordum. ben artık duyguları bir kenara bıraktım, insanları da olayları da eşya gibi görür sadece kafamı kullanırım diye övünüyordum. her canımı sıkana dümdüz küfür ediyorum, denk getirirsem yüzüne, yakalayamazsam arkasından. nasıl bir olgunluğa ulaşmışım değil mi?

    her şeyi sakince karşılayıp panik olmadan çözeceğim diye kendimi öğütlemiştim. kendimi alkolle malkolle uyuşturmadan sakinleşemiyorum. evde sularım akmıyor, açtırmaya üşeniyorum, yıkanmaya eriniyorum. nasıl erkekçe mücadele ediyorum değil mi?

    hay sikeyim sizi mutlu insanlar, mutluluğunuzdan çıldırıyorum. nasıl başarıyorsunuz bunu balınıza sokayım.

    hay sikeyim böyle işi, ben yarın mezar taşıyla mermer yaptırmaya gidiyorum.