şükela:  tümü | bugün
  • yok saymaya, üzerini örtmeye çalıştığın acı verici gerçeklerin aklından hiçbir zaman çıkmadığını fark ettiğin an. hiçbir zaman kurtulamayacağını anladığın, hayallerin için çabalayacak gücü kendinde bulamadığın zaman.
  • ayşeciğin alpellaya doyamadığı andır.
  • en kötüsü yavaş yavaş olması. kabullenmeyi reddederken gerçeği ağır ağır fark etmek. günbegün olamayacaklarla yüzleşmek.
    adnan ziyagil'in aşk-ı memnu final bölümünde eşinin mezarı başında içini dökerken dillendirdiği çok güzel bir ifadesi var bununla ilgili: 'heyecanlarımdan geriye kocaman bir boşluk kaldı. dolduramıyorum.'
  • büyüdüğünüz andır.
  • lisedeyken boş dersi fırsat bilip kız arkadaşınızla sınıfta başbaşa kalıp oynaşırken kapının açılmasıyla beraber müdürün silüetini gördüğünüz andır.

    bazen uzun uzun kapılara bakarım.kaç yıl geçti hala dalıp gittiğim oluyor.müdürün o an daldığı gibi.
  • hayallerin rezonansa girdiği andır.
  • beklemediğin bir anda miğdene top yemiş gibi olursun, omuzlarından ruhun çekilir, içinde uçuşan kuşlar ayazda donmuştur artık hissedersin, işte o heveslerin kursakta kaldığı andır hayal kırıklığı. keskin nişancılar bilmelidir ki bir insan en iyi hayallerinden vurulur.
  • kısa anlık iğrenç bir duygudur. önce bir kavramaya çalışırsınız. sonra vurulduğunuzu anlarsınız. ondan sonra birkaç gün sorgulamaya başlarsınız. ve aradan belli bir süre geçtiğinde daha iyisini yapabileceğinizi anlamışsınızdır. bu sefer daha sıkı sarılmışsınızdır. hayal o zaman yıkılmıştır, ama geriye daha güçlü bir siz bırakmışsa yenisinin peşinden daha güçlü koşarsınız. hayallerinizi yıkanlar ise, sizden üstün değillerdir.
  • nasıl olduğumu biliyor, ama merak etmiyor. nasıl olduğumu sormadı bile. umrunda değilim, hiç olmadım.
  • canım yanıyor,gerçek sandıklarım benim hayallerimmiş aslında,yıkıldılar,geçmiş olsun ama ben geçemiyorum.