şükela:  tümü | bugün
  • umarım bir cocuk değildir...
  • son 15 – 20 gündür bunu yavaş yavaş fark etmemle kafamın allak bulması da doğru orantılı oldu ne yazık ki.

    çalışıyoruz. çalışmak güzel. işimiz var ama iş güzel değil. çünkü iş hiç bitmiyor. hiç dinlenmene izin vermiyor iş. sen ne yapıyorsun? 9 – 18 çalışıyorsun ama aslında 9 – 22 iş yapıyorsun her gün. uyumasan, senden iş isteyenler uyumasa o 22 daha uzayıp gidecek.

    iş bitmedikçe o döngünün içinde kalıyorsun. zaten sana kalan da en fazla 3 saat bir gün içinde. onu zevkli geçirmek istiyorsun. paran var, vaktin yok. ne yapıyorsun? elindeki imkan dahilinde keyfini rafine hale getirmeye çalışıyorsun. “şu 140 liralık cabernet sauvignon’dan alayım ya. nasılmış acaba tadı” diyorsun. 40 liralık almadığın için dışarıdan züppe görünüyorsun ama derdin tasan bu değil. iki şarapta da 2. kadehte bayılacaksın zaten. o, araya iyisini/bilmediğini sıkıştırma cabası.

    benim olay burada koptu. sistemin içine nokta atışı giren, sistemle müthiş kaynaşan bir birey olmuşum. iş yerine giderken her gün 3 saatimi harcıyordum. bu 3 saati kazanmak için 20 dakikalık yürüme mesafesinde bir yere taşındım. o 3 saati eğlenerek, dinlenerek, hovardalık yaparak geçirecektim. hiçbirisi gerçekleşmedi. çünkü bu ev için ödediğim kira bunları yalnızca 1 – 2 defa yapmama izin verecek kadar beni kitledi.

    30 yaşında kendimi nerede görüyordum? belki akademisyen olacaktım. belki dünyayı gezecektim. almanya’da yaşardım belki. yok! ingiltere’de yaşayıp her haftasonu da premier lig maçlarını izlerdim. motorla orta doğu – kuzey afrika turu da yapmış oluyordum. trans sibirya hattıyla moskova – pekin arasında tranle geçecektim. hiçbirisi olmadı. 30 yaşına 1 seneden az kalmışken yapabildiğim şey “istanbul gibi bir yerde işine yürüyerek gidip gelen insan” olabilmek.

    bulunduğum konumda yapabildiğim anca elimdeki şeyleri koruyabilmek için varolmak olunca baktım havanda su dövüyorum. hayallerim küçüldükçe, daha lümpen, basit hayallerle yerlerini değiştirdikçe yine erişemeyeceğimi görüyorum. şimdi kazandığım 1000 lira ile bunu yapıyorum. ileride 1500 lira olunca da hiçbir bok değişmeyecek. haydi şarabı artık 150 liralık alayım. yine zaman yok. yine iş var. bak şimdi yazarken fark ettim. sayılarla konuşunca zevkleri parayla endekslemişim gibi görünebilir. daha düzgün anlatamıyorum. öyle olursa oradaki tl yerine saat’i kullanın. bir emek ölçme birimi kullanın işte.

    ne yapmak gerek? istediğin şeyi mi yapmak lazım? istediğin yerde istediğin gibi mi yaşamak lazım? ben hiç o kadar cesur bir adam olamadım. şimdi de bu korkaklık yüzünden iyice elimi kolumu kaptırdım.

    bu yaşlarda olan, bu yaşları atlatan arkadaşlar; siz ne yaptınız, nasıl yaptınız da atlatabildiniz şu kafayı? yavaş yavaş eriyip kabullenmek mi gerekiyor artık?
  • "hayallerin gerçekleşme zorunluluğu yoktur. hedefler gerçekleştirilmek için konulur, hayallerse iyi hissetmek için kurulur. " panditon
  • "hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim."

    sabahattin ali
  • hayalleri varmış bunun en azından. imrendim lan.
  • ağlar.
    içer.
    ağladıkça içer.
    içtikçe ağlar.
  • gayet mantıklı ve mütevazi hayaller kurmuş, yeterince çalışmış, denemiş ama olduramamışsa... işte o zaman gayet büyük bir gönül rahatlığıyla vitesi boşa alır, koyvermenin dayanılmaz hafifliğini yaşar.

    bu gönül rahatlığı modu etrafı rahatsız eder. eş dost akraba "hayallerinin peşinden koşmalısın", "x yapmalısın, y yapmamalısın, z yapmalısın" diye formüller öğretir. ee binlerce yaşam koçu var.
  • hele de o deli gibi hayal ettiğin şeyi hiç hak etmeyen alakasız bir insanın yaşadığını görünce adeta isyan ve sinir katsayısı tavan yapan insandır. elde değildir, kafa atılası durumdur.

    umudumu yitirmeyip polyannacılığa devam edeyim bari belki de gerçekleşir (bkz: umut fakirin ekmeğidir)
  • hayal kurmaya devam etmelidir. işin en güzel yanı da olmayacak şeylerin hayalini kurup anlık mutlu olmak değil mi?

    tüm hayallerine ulaşan, istediği her şeyi elde eden bir insan düşünün. bu sefer büyük bir boşluğa düşüp farklı yollara sapacaktır, büyük ihtimalle kendine zarar verecektir. hep daha da fazlasını isteyip bambaşka bir insan haline dönüşecektir.

    bu yüzden hayaller gerçekleşmemeli, hayal olarak kalmalı. insanlar sadece bunu düşünerek mutlu olmalı. zaten böyle boktan bir dünyada hayal kurmaktan başka mutlu eden ne var bizi? bırakalım onlar da birer düş olarak kalsın. ulaşıp mutlu olmak için gözlerimizi kapatmak yeterli.
  • sabah uyanmak istememeye başlar, geçmişine özlem duyar ve onu buna inandıranı bulup ağzına zıçar.