şükela:  tümü | bugün
4303 entry daha
  • hayat çoğu kişi tarafından anlamlandırılması gerektiği düşünülen bir olgudur. büyük çoğunluk bir amaca hizmet etmesi gerektiğini düşünür ve hiçbir amaca hizmet etmediği fikri zoruna gider çoğu kişinin. bu insanın doğasındaki kibirden kaynaklanır. dinlerin ortaya çıkmasının altında yatan sebep de budur aslında. kişi genelde insanlığa bir şey katarak, etki ederek veya bir şeyleri değiştirerek anlamlandırmaya çalışır hayatını fakat insan hayatın bir anlamı olmadığı ihtimalini gözardı etmemelidir. yaşadıklarının sadece ona kalma ihtimali ve o yok olunca yaşadıklarının da onunla beraber yok olması fikrini kabullenebilmeli. bunu kabullenmek kişiyi aşağılık yapmaz aksine bunu kabullenme cesaretini göstermek bir erdemdir.
  • içinde her türlü bokun bulunduğu şey.her türlü boku yaşarsın.yeri gelir iyi olur, yeri gelir kötü olursun.asla masum kalmazsın ya da asla aşağılık.bir şeyi sürekli yaparsın göze batmaz, bir şeyi nadiren veya bir kaç kez yaparsın öyle bir batar ki.iyi yönde de batar kötü yönde de..sürekli başkalarına göre yaşarsın.hayır öyle değil desek de öyle.
    duygularımız kendisini şekillendirir. bir sürü badire vardır içinde ve herkes her seçiminin bedelini öder.bedel kelimesi her ne kadar olumsuzluk olsa da bence bedel sadece kötüye ait olmamalı.yani bir seçimin zaman içinde iyi-kötü yanları var.anne olursun mesela, bütün hayatın o yavru olur, onun için yaşar, hatta yeri gelirse onun için ölürsün ama eşinden memnun değilsin, onunla evlendiğine bin pişman olmuşsundur.hah işte bir seçimin birden fazla getirisi-götürüsü, eksisi-artısı olabilir.hadi biz buna iyi-kötü bedel diyelim.bir hatanın iyi ve kötü bedelleri vardır yani.
    neticede ölürsün.eğer bir bok bırakabilmişsen dünyaya ne güzel, yok bir sikim bırakamamışsan sen de çoğunluk gibi boşuna yaşamışsındır.lami cimi yok yani, dünyaya zararı ya da faydası dokunmamış herkes boşuna yaşamış demektir.. piramidin son halkasında bulunmuş, ona buna zarar-yarar vermiş olup kendini bir amaç uğruna yaratıldığına inanmış salaklara sadece gülüyorum.
    not: ben de o çoğunluktan biriyim.
  • iç burkan detaylar ve gülümseten detaylar bütünü.

    akşam arkadaşlarla bir restoranın önünde yemeklerin gelmesini beklerken yaşlı bir kadıncağız geldi yanımıza.

    bir elinde yanan sigarası varken diğer elini de ağzına götürerek bir sigara daha istediğini anlatmaya çalıştı konuşmadan. arkadaş sigarayı uzatırken, elinde yanmakta olan sigarayı hızlı hızlı çekip yere attı kadın ve arkadaşın verdiği sigarayı yakıp onu içmeye başladı.

    akli dengesini kaybetmiş, belki kimsesiz belki de kimsesizliğe terk edilmiş, 70 yaşlarında bir kadın sokaklarda bir başına...

    o an yemeklerimiz geliyor, can sıkıcı bu durumun etkisiyle iştahsız bir şekilde yemeğe başlarken karşı masada üç dört yaşlarında bir kız çocuğu ile göz göze geliyorum. sapsarı saçları ve deniz mavisi gözleriyle tebessüm eden masum bir varlık.

    tebessümüne tebessüm ile karşılık veriyorum ve benden karşılık görünce şirinlikler yapmaya başlıyor. ben de yaptığım maymunluklarla tebessümünü kahkahalara çeviriyorum o dünyalar güzeli miniğin.

    o sırada o yaşlı kadıncağız tekrar geçiyor masamızın yanından, durduruyorum kadını, bir sigara da ben uzatıyorum. sigarasını yaktıktan sonra gözden kayboluyor kadın.

    keşke diyorum sadece gülümseten detaylardan oluşsa şu hayat, ne de güzel olurdu kim bilir...

    (bkz: hayata dair gülümseten detaylar)
    (bkz: hayata dair iç burkan detaylar)
  • dogumdan olume kadar mucadeleden ibarettir.

    satilan romantik komedilerin, mutluluk temali portrelerin ve bariscil gosterilerin hicbiri hayatin gerceklerine yakin degildir.

    dunya varoldugundan beri savaslara, catismalara ve her turlu maddi manevi anlasmazliklara sahne olmustur.

    refah seviyesinin yuksek oldugu yerde de ucuncu dunya ulkesinde de hayat kolay ya da zor olmakla birlikte size ayakta kalmayi dikte eder.

    kenara cekilip mucadeleyi birakirsaniz ilk baslarda kendinizi ozel hissedip insanlardan daha derin sanabilirsiniz. ama uyandiginizda kendi tembelliginizle ve basarisizliginizla yuzlesmek zor olacaktir.

    cocukken verilen odevler, ev isleri, arkadaslarla olan anlasmazliklar ve aile ici tum gecimsizlikler birer mucadele ornegidir.

    hayatiniz boyunca cok calismak zorunda kaldiginiz zamanlar olacak. ogrenciyken, profesyonelken ya da baska bir sifatla calisacaksiniz. bunlarin da her biri mucadeledir.

    yeri gelecek sevmediklerinizle disinizi sikicaksiniz yeri gelecek mutsuz olacaginiz anlar yasayip ertesi gun yeniden baslayabileceksiniz.

    cocuklukta zorbaliga ugrarken okula gitmek, odev yaparken evde kavga izlemek ya da sevmediginiz ogretmenin soylediklerini sindirmek sizi olgunlastiracak.

    acinin ve korkunun olmadigi luks hayatlara sahip olmayan cogunluktan olmasaniz bile baskasini gidiklayan luks dertler sizi depresyona itebilir. sirtinizi dayadiginiz kisiler olmayabilir.

    bu yuzden hepimizin gerceklerle bas etmesinin yollari var.

    en basiti fiziken guclu olmak. vucudun fiziki yipranmasi, kasin gerilmesinin verdigi aci ve duzenli hareket daha az yorulmayi saglar. ayrica, fiziki guc insanin sosyal atmosferde daha az ezilmesini ya da yok sayilmamasini kolaylastirir.

    ıkincisi baskalarina muhtac olmamaktir. eger yasantiyi cekilmez kilanin diger insanlar oldugunu dusunen arabesk kafalilardansaniz sizin odeviniz baskasindan tek bir sey istemeden ve onlara ihtiyac duymadan kendi bagimsiz yasantinizi surdurebilmektir. hem maddi hem de manevi gucunuzun ve dinamik hayatinizin surmesi sarttir. sonra oturup aglamamak gerekir.

    diplomasi, yani asgari duzeyde insan iliskilerini becerebilmek de ayrica her ulkenin varligi icin gerekli oldugu gibi sizin de acinasi bir izole hayatta kendinizi avutmamaniz icin gereklidir.

    dolayisiyla hayatin zor ve ugrastirici tabiatini kabul edip mucadeleden zevk alirsaniz ancak tum yokuslu yollar size zevk verecektir. histerik bir kahkaha atip kavganin icine dalmak gibi bir sey bu.
    karanliktan zevk almak bu.

    guclu olun ki her sey yok oldugunda yine altyapiniz sizi tutsun. 1. dunya savasinda versay anlasmasi ve yaptirimlarla sinirlandirilmis ve yorgun bir almanya gibi olmak lazim. uretken, yapabilecekleri tamamen disaridan bagimsiz sanayisiyle kisa zamanda teror estirebilecek hale gelisi bagimsiz ve guclu olmanin onemini dogrular.

    firsat kovalamak yerine kendinizi iyi bir durumda onunuze geleni kacirmamaya hazir tutun.

    her sey zor gelse bile hayatin zaten tek amacinin olmemek ve ezilmemek oldugunu bildikten sonra yillarin ne yaparak gectiginin bir onemi kalmaz. onemli olan yillarin gecmesi ve gecerken sizin sonsuz diyalektikte zamani unutup ayakta kalmaniz olacaktir.

    benimsenen ideolojilerin insani bariscil bir beybi ele almamasi ve calismaktan cok dilenmeye itmemesi gerekir

    dinlenen sarkilarin ask ve mutluluk satmamasi gerekir.

    okunan kitaplarin gercekleri tokat gibi carpmasi ve insani hazir tutmasi gerekir.

    hayat savastir ve hepimiz birer savasci gibi dusunursek saglam kaliriz. bir savasci guvenli ve huzurlu bir hayatta zaten rahat eder.

    ama kenardan izleyen ve yakinan biri gercek sikintilari gordugunde bunu kaldiramayabilir.

    hayat, kanayan yeri yalayip siritarak isinize bakma sanatidir.
104 entry daha