şükela:  tümü | bugün
  • eski turk filmlerinden birinin on yuz bininci tekrarini izleyen 6-7 yaslarinda bir cocugun babasina sordugu soru... babanin yanitini henuz kayitlara geciremiyoruz...

    (bkz: yil 1852 daha buralar siyah beyaz)
    (ara: siyah beyaz)
  • hayat eskiden siyah beyaz mıydı, yeşil filtrelerle yalancı yeşil miydi yoksa. kendimizi göz göre göre kandırdığımız zamanlardı belki ama, mutluyduk. daha doğrusu ben çok küçüktüm mutluyuz sanıyordum. babam annneme çiçek aldığında mesela, ya da bir kızın elini ilk tutuşumda. siyah beyaz değilse de bu kadar renkli değildi hayat galiba. renkli magazinler yoktu, pazar keyifleri , bilmem ne şovlar. daha sakin bir hayatı yaşıyorduk, ya da biz öyleydik bilmiyorum. herkes kendi evinde , herkes kendi işindeydi, bu haftada x ünlü kişisinin evine konuk olmuyorduk mesela, ama birbirimize misafirliğe gidiyorduk. şimdi herkes belki de hala siyah beyaz ve güzel olması gereken hayatlarına renkli televizyonları soktu, başka hayatlara özenmeye başladı ve çoğunlukla yalan hayatlara.

    -içimden geçen-
    hepsinin ardından, hayat değil ama hayatın anlamı siyah beyazdı o zamanlar benim için.
    hala da öyle. bunu söylemeseydim yirmibeş yıllık taraftarlığıma yakışmayacaktı.
    -içimden geçen-

    hayat eskiden siyah beyaz mıydı diye soruyor bir çocuk. onun için hala siyah beyaz iinde bir şeyler, küçük yüreğinde, ne kadar masum. hiç büyümesin.
  • her$eyi oburca, salyali bir i$tahla tuketmeye programlanmi$ bireylerin durup, dinlenip biraz "napiyorum lan ben" diye du$undugune aklina takilan sorudur; zira artik tat vermez hicbir$ey, hayata dair her his, her an, her renk flula$mi$, birbirine girmi$tir. siyah in beyaz kar$isindaki o farkindaligini bulamaz hicbir$eyde, kendinde ozellikle ara tonlar vardir sadece.