şükela:  tümü | bugün
  • bir ingiliz atasözüdür. çoğumuz tarafından hayat kısa olarak değerlendirilir, benim bunu görmeye ömrüm yetmez diye düşünürüz ama 1930 yılında doğan ve hala yaşayan birsürü insan var, bu kişilerin gördüğü olayları düşünün, atatürk, 2. dünya savaşı, menderes, darbeler, soğuk savaş, kaç tane doğal afet, kaç tane devrim ve karşı devrim, cep telefonları, internet vs. yani her olumlu veya olumsuz durum tersine çevirilebilir.
  • insanın her şeyin tersini yapabileceği kadar hayatın uzun olması ihtimalinin yanında pek eğlenceli değildir.

    eğer zaman sonsuz olsaydı, insan için, hepimizin eninde sonunda her şeyi yaşaması gerekirdi. binlerce yıl sonra içimizden her biri bir aziz, bir katil, bir hain, bir aptal, bir bilge olurdu. bir yaşamı sonsuzluğa taşımanın hoş bir yolu olabilir; bir benlik olarak kendine çizdiğin sınırları ve tatmini an be an bozmak. öleceğimizi biliyor olmanın saçmalığı belki, tüm yaşamların böylesine saçmaca israf olmasının altında yatan.
  • rahmetli ekonomi profesörü ve sonradan gurme (bkz: arman kırım)'ın, ayşe arman'a verdiği ve bu başlığın ilk entarisi ile aynı günde yayınlanan röportajında kullandığı eski ingiliz atasözü...

    ilgili röp

    değerli hoca kullanmadan evvel, bu sözü hemen hemen hiç duymamışız..aslında ne kadar derin ve ne kadar anlamlı bir cümle...hele ki günümüzde, değeri ve anlamı daha fazla anlaşılan bir özlü söz...

    evet...bugünü yaşayanlar, bugünün tam tersini veya başkalaşmış hallerini görmeden hayatla vedalaşmayacaklar. belki "her şeyin" değil ama kesinlikle "çok şeyin"...
  • hiç kimse yaşattığını yaşamadan ölmez durumu.

    illa bir şeylere tanık olarak yaşamamız gerektiğine inanmıyorum. biz bir suç işlediysek, yada suça sessiz kaldıysak, baş kaldırmadıysak eğer; biz onun vebalini çekmeden ölmeyeceğiz demektir.

    ne ekersen onu biçersin. hayat bir tarla onu nasıl bir şekilde biçtiysen, hasadını toplama zamanını da göreceksin elbet.