şükela:  tümü | bugün
  • sürekli farklı şekillerde karşınıza çıkan yalnızlık. hemen hemen her detayda gizlidir. işten eve geldiğinizde, çay içtiğinizde, bulutlara baktığınızda, tıraş olduğunuzda yada çok farklı herhangi bir eylemde, her yerde...
  • bir yılbaşı gecesi, kızılay meydanında herkes eğleniyormuş gibi yaparken havalara zıplayıp sevinç çığlıkları atarken balon satmaya çalışan orta yaşlı bir adamın -sönük balon kimseye eğlenceli gelmediğinden- o soğukta can hıraş balonları şişirmeye çalışması.. çığlık çığlığa zıplayan insanlara yorgun gözlerle bakması. cebinden parasını çıkarıp bir göz atıp tekrar cebine koyması. yanına yaklaşan birini görünce gülümsemeye çalışması. gidince tekrar acı bir üşüme ifadesi takınması. kimsenin bunun farkında olmaması. adamın haline üzüldüğümüzü belirtince sevgili arkadaşımızın "çok mu koydu içinee" diye dalga geçmesi.**ne yapıyorum ben diye sormayı aklımıza getiren bir detaydı. vakti zamanında.
  • televizyon karsisinda kitliktan cikmiscasina, gozu donmus bir sekilde yemek yerken karsilasilan afrika belgeseli.
  • sokaklarda mendil satarak geçimini sağlamaya çalışan yaşlı bir kadının, el ele tutuşmuş yaşlı bir çiftin arkasından hüzün dolu gözlerle bakması ve gözyaşlarına engel olamaması...
  • fark edilmesi yalnızca sizin hangi gözle ve ne kadar dikkatli baktığınıza bağlı olan detaylardır. zira bu dünya kimse için cennetten bir köşe değildir ve herkes kendi acısını yaşar, onun izini de bir şekilde taşır. insanlara baktığınızda bunu görmeye başlarsanız sokak, işyeri, televizyon, baktığınız heryer iç burkan detaylarla doludur, ya da sizin burkulacak bir içiniz varsa onu burkacak detay çoktur.
  • kimisi için fifa soruşturmasındaki sürpriz gelişme, kimisine göre yuvadaki çocuğunun çocuk yetiştirme yurdundaki tiyatro gösterisi için beş ytl istendiğini öğrenmek.
  • hastanelerde solgun yüzlü, iki büklüm, büyük ihtimalle çocuklarından veya torunlarından yardım istememiş (ya da bulamamış), ellerinde bir tomar kağıt, tahlil, film vs. ile dolaşıp duran ihtiyarlar.
  • çekinerek yanınıza yaklaşıp "boyayalım mı abi" diyen sapsarı yüzlü, zayıf mı zayıf, ayağında naylon terliği, sırtında derme çatma sandığıyla boyacı çocuklar.
  • hasta veya yakınının, eczacıya "bir bakıver ne kadar tutuyor ?" diye çekinerek reçete uzatması
  • yolda dümdüz olmuş yavru bir kedi.