şükela:  tümü | bugün
  • mutsuzluğun son evrelerinden biridir bu olay. belirli bir sürede oluşan hayalkırıklıkları, umutsuzluklar ve mutsuzlukların toplaşmasının bir ürünüdür. zaten dolu olan bardağın taşmaya başlamasıdır artık.
    iyi ya da kötü olmayan bir şeyin başına geleceği inancının yok olur bir anda. gücü kalmaz insanın inanmak umut etmek için.

    insan bu hale geldiğini farkedemez yüzüne vurulmadıkça belki de en acısı budur. arkadaşça sorulan bir gelecek planı sorusuna verilebilecek bir cevap bulunamayınca fark eder insan. "neden aklıma bişi gelmedi acep?" sorusunun cevabıdır belkide. gelecekten bişi umut etmek istemediğini farkeder insan olmayacağını bildiği için. kendisini hayalkırıklığından korumak için belki de bir insanın kendisine yapabileceği en kötü şeylerden birini yapar: kendi hayallerini öldürür. umutsuz, amaçsız, hayalsiz boş bir kabuk olmuştur fark etmeden. fiziksel olarak yaşamanın gerçekten yaşamak olmadığı gerçeği tokat gibi vurur yüzüne. kaybettiği yıllar ve insanlar arasında yeniden kaybolur insan; ama bu sefer bilinçli ve alışılmış bir çaresizlikle.

    aşık olduğu insanla konuşamamayıda getirir beraberinde."nasılsa olmaz" "ben kimim ki" "benden iyisini ben bile şimdi bulabilirim" tarzı düşüncelerle. belki hissettiği son insancıl şeyi kaybetme korkusudur bilinmez. bilmek istemez. aşk umuttur çünkü. aynı zamanda mutsuzluğu besleyen bir yaradır bu insan için. hala yaşıyor olduğunu anlamak için bir acı kaynağına olan ihtiyacı giderir aşk. onun hiç bir zaman olmayacak olmasının acısı ama hala birini sevebildiği gerçeğinin sevinci insanı hayatta tutar inancını kaybetse bile.

    ama çoğunlukla gecenin bir yarısı uyanmaktır "ölmek istiyorum" diyerek ve daha sonra ölüm korkusuyla tekrar uyuyamamaktır...
  • şuursuzca çabalamaların, umarsızca bakıp seyretmek fiiline, eylemsizliğe dönüştüğü andır.
    onlarca yıl süren okul hayatında, oğlum oku adam ol demenin ne denli yersiz olduğunun aklına mühürlendiği vakittir, onaltı yaşında aslan yürekli richard kalbinle, kristof kolomb ruhunu özgür bırakıp yaşamayı değilde okul sıralarına prangalanmaya mahkum edildiğini anlamaktır.
    iş hayatında ne denli büyük çabalar sarfedip, kariyerinin doruğundayken üzerinde durduğun zirvenin en küçük bir sarsıntıda yerle bir olacağının farkına varmaktır.
    sahip olduğun arkadaş, ana baba, eş dostun bir gün istemeden de olsa seni yalnızlığına terkedeceği gerçeğinin kafana dank etmesidir.
    hayatta kazandığın deneyimlerin senin malın değil de, sadece bu deneyimleri başına gelen durumlarda nasıl tasarruf edip kullandığını anlamandır, hayatının sona erdiği zaman tabuta çırılçıplak girmen ne ise hayatta edindiğin fikirlerin, deneyimlerin, paranın pulun, mülklerin ve her aldığın nefesin dahi hiç bir vakit sahibi olmadığını anlamandır.
    hayatın sadece canlı olarak hüküm sürdüğün küçük anların birbirlerine zincirlemesinden oluştuğunu ve bu zincirin iki kalp atımı süresinde kopup yitebileceği riskini barındırdığını farketmendir.

    hayata dair iç burkan detaylar başlığındaki girilerin hayata dair gülümseten detaylar girilerinden dört misli fazla olduğunu gördüğünde hissettiklerindir, hayatın güzelliklerini görmek yerine çirkinleri görmeyi istemektir.
    hayat ekmek kadayıfının üzerindeki kaymak değildir pek çokları için, doğuştan şanslı azınlık haricinde hayat gülümsetmekten çok şekspir trajedelerinin sonundaki pamuk prensesin yediği zehirli elma şekeri tadında olmasını kabul etmektir, hayatta güzellik, para, şöhretin sunduklarının dostluk, aşk, sevgiden daha üstün olduğunu kabul etmektir.

    hayata inancını kaybetmek, trafik kazasında kaybettiğin babanın haberini aldığında ansızın,
    çınar tohumunun artık filizlenip asırlara kafa tutan koskaca bir ağaca dönüşemeyeceğine kendini inandırmaktır.

    (bkz: #21155859)
  • amacsizligin ve hayatta kendine yon cizememenin getirisi!
  • cioranvari bir insanlık sonu hayal etme dönemi.
  • her ''bu sefer olacak, inanıyorum!'' dediğinizde tekrar yara almanız ile varabileceğiniz durum. yılmadan, inatla üzerine gitmek, kötü gidişatı bir nebze düzeltmek maalesef bazen çare olmuyor. bir bakıyorsunuz başladığınız yere tekrar dönmüşsünüz. işin yoksa şimdi en baştan başla...
  • hayata olan inancını ne zaman kazandığını hatırlayan birinin gerçekleştirebileceği bir eylem. günü gelir, geri bulur. bilinmeyen bir şey kaybedilemeyeceğine göre , diğerlerinin varsa inancı ancak yok olur. yoksa da bir gün kazanabilirler. ve bir gün kaybedebilirler.
  • hayal kurarsın, tek bir şey istersin, tek bi dilek hakkın var zannedersin ve onu dilersin. ama olmaz... geride yorgun bi vücut, göz altı morlukları, zayıf bi beden ve ölmüş duygular kalır.

    mutlu olmaktan korkar hale getirir. gerçi insanın yıkılan hayalleri olduktan sonra hiçbir şey mutlu etmiyor o yıkılan hayaller gerçekleşmedikten sonra da... olur da kendini şımartacağı, rahatlayacağı bi davranış yapmaktan bile korkar hale getiriyor. mesela

    "- hadi mına koim bi mangal yapalım". dedin mesela. bu düşünceden sonra başıma hangi kötü şeyin geleceğini düşünüyorum. kesin kötü bi şey olacak çünkü. insanı gerçekten korkak yapıyor. bi şey isteyemiyorsun, yapamıyorsun, yaptığın zaman vicdan azabı duyuyorsun "bu sefer başıma ne gelecek de üzülücem" diye... o yüzden 24 saat üzgün kalmam lazım. bi süre sonra o da insanı şiddete ve nefrete yönlendiriyor. hayvanlaşıp başkalarının mutlululuğunu da elinden almak istemem ki ben. ben ne zaman hem beden hem zihin olarak normal insanlar gibi olsam, beni mutsuz edecek, canımı yakacak bi şey oluyor. bu saatten sonra ben mutlu falan olmak istemiyorum.
  • hiç bir zaman kaybetmedim, kaybetmeyeceğim de. kaybetmek yenilgi değildir, kaybetmek zafer kazanamamaktır. o zaferi başınız dik durarak kazanabilirsiniz. yaşam iyi olmasa da siz kendi yaşamınızı pembeye boyayın.
  • 60 yıllık apartman dairesine sırf beşiktaş'ta diye 850bin tl fiyat istendiğini öğrenmek.
  • bu devirde çok normal olandır.

    ekonomi b.k gibi. alacaklı olmak bir felaket. iş yok, bulsan da maaşlar asgari ücret veya az daha hallicesi. çevrendeki insanların beklentileri çok yüksek ama halden anlamıyorlar. hükümet sosyal hakları kıstıkça kısıyor. senden alıyor, kesiyor veya esirgiyor ama bol keseden suriyeliye veriyor. kendi ülkende paryadan betersin. toplum ve normları yerlerde sürünüyor. sözlükte bile iq seviyesi şebekten hallice.

    ancak içinde inat ve direnme duygusu sağlam olanlar mücadeleyi sürdürüebiliyor. sürdüremeyene is kimsenin de bir söz söyleme hakkı yoktur bu şartlar altında.

    umudunu kaybetmiş kardeşlerimin, umutlarını ve direnme duygularını geri kazanmalarını dilerim.