şükela:  tümü | bugün
  • anatomik şans. bugün minibüste işe gelirken dikkatimi çekti... ben neden hayata olumlu bakamıyorum? neden kolay demoralize oluyorum diye düşündüm? yıllar sonra böylesine olumsuz düşünce kaynağımın burnum olduğunu gördüm. burnum biraz büyük. cepheye doğru boş, anlamlı, alık, çekici vs bir bakış attığımda, ben manzaradan önce burnumu görüyorum. yıllardır burnu göre göre galiba içime kapandım ancak bunu bugün fark ettim. burun yıllardır aynı ölçülerde ancak insan her gün farklı bir pencereden bakabiliyor hayata. minibüs ilerlerken insanlara bakmaya başladım. siyah taytlı bir kız bindi minibüse. burnuna baktım kızın gayet hoş. zaten yüzünden belliydi mutlu olduğu. minibüs şoförü ise sanki önceki gece çift hörgüçlü iki hecin devesi tarafından tacize uğramışçasına yılgındı. burnu? sizce burnu nasıldı? valla trafik cezası yazardım polis olsam. böyle dandik burun görmedim. sonra fındık burunlu olan arkadaşlarımı, yakınlarımı düşündüm. bunları düşünürken boşluğa doğru bakıyorum ancak burnumu istemsiz görmeye başladım. bunun bir takıntı olmasından korkuyorum. fındık burunlular aşırı mutlulardır kesin.

    genelde güzel düşünen insanların burunları da güzel oluyor. kaderin burunla ne ilgisi var demeyin? biz dandik burunlular da güzel düşünmek istiyoruz ancak burunlarımız buna engel. saygılar, sevgiler.
  • hatalardan ders çıkarmanın da bir sonucudur.
  • hayata olumlu tarafından bakmaktan boynum tutuldu lan
  • yaklaşık üç sene evvel yaşadığım bir olay aklıma geldi..
    ben o dönem mezun olmaya çalışıyordum. sabahları okula gidiyor, akşam okul çıkışı arkadaşlar ile uğraştığımız işler* *ile uğraşıyor gece de kokoreç köfte tezgahında çalışıyordum. yani her sabah 8 de derse gidip gece 3 'e 4'e kadar çalışıyordum nerdeyse aralıksız.. ama çok mutluydum.
    o dönem yıllar sonra eski kız arkadaşımla tekrar görüşmeye başlamıştım *. hızlı bir şekilde samimiyetler ilerliyordu...

    neyse bu şahıs da okuyordu benim gibi ve aileden gelen para kafa kafaya aynı gibiydi ekonomik durumumuz. ona da, bana da yetmiyordu. hatta onun durumu daha iyiydi bana göre...

    işin gossip tarafını hızlıca geçip olayı anlatıyorum. kokoreççi pazartesi günleri kapalı oluyordu. bir pazartesi akşamı bu kişiyi ben evine bırakıyorum. ince romantizm falan filan. bir yandan da konuşuyoruz, gelecek planları hayattan beklenenler cart curt...

    arkadaşa falansu diyelim;

    -ya kerter hayat niye bu kadar zor inan bıktım artık..
    +niye ki falansu gayet iyiyiz şuan. bak mis gibi evin var. sağlıklısın. özel bir derdin yok.*
    -ev varda soğuk donuyoruz.
    +ısınabilecek battaniye var evde
    ....

    bu konseptte gitti konuşma yarım saat falan benim "iyi ki şu var" dediğime "niye bu var" diye hayıflanmak üzerine gitti konuşma.. özetle içinde bulunduğu durumdan sürekli şikayet hali..

    efendim, bu esnada bir araç az ilerimize park etti. böyle beyaz bir minik alman arabası, içinden ise; her halinden beyaz yakalı olduğu belli olan bir ablamız bagajdan çıkarıp elinde market poşetleri ile evine doğru ilerledi:

    -gördün mü kerter? ne kadar da mutlu, biz ise ne kadar kötü durumdayız.
    +bu mu istediğin hayat?
    -evet
    +inan daha büyük mutsuz olacaksın `:olaydan 1 sene sonra benzer bir işe girdim baya baya mutsuz oluyorsun`

    tabi bunun üzerine baya baya "etme eyleme" konu başlıklı demeç verdim bu ablamıza. en son "hayata olumlu bakmak lazım falansu" dedim. demez olaydım sözlük, "senin baktığın açıyı mikeyim yeter ulan" diyerek karşılık verdi. ben şok. ben şaşkın. doğanın mucizesi * bu beyaz yakalı abla yanımızdan geçip evine giderken "ne kadar şanslısınız, keşke yerinizde olsam. çok mutsuzum hayatımdan, bıktım artık" demez mi...! bu sefer falansu şok. falansu şaşkın. falansu iptal.

    aslında olay daha uzun gidiyor da, bence siz gereken mesajı aldınız. kokulu öpücükler.
  • mesele değildir.

    esas mesele şu soru: "hayatıma daha sağlıklı devam etmek uğruna kendimi kandırmaya okey miyim?"

    yüksek farkındalık düzeyine sahip olup bu mereti alışkanlık haline getirmiş birini tanımıyorum. uzmanlar ibadet falan öneriyorlar mesela. ibadet halinde salgılanan hormonlar, beyin dalgaları insanı mutlu ediyormuş. inanmamak için binlerce sebebin varken bünyeyi bu ritüellerle kandırmaya razıysan, sorun yok demektir. ama hala hayata olumlu bakmanın düşük iq ve az farkındalıkla ilgili olduğunu düşünüyorum.