şükela:  tümü | bugün
  • eskiden, cok eskiden ( yok lan o kadar da degil) cok ozendigim bir eylem. soyle ne bileyim begendigin kizin yanina gitsen, bir iki guzel laf etsen, kiz zaten olaya dunden hazir olsa. rahat rahat muhabbet etseniz, soylediklerinden dolayi rezil olma korkusu yasamasan, korkmadan pat diye kizin elini tutsan hatta, onun da sirin bir gulumseme asilsa suratina...

    ya da ne bileyim isi gucu birakip bes parasiz gezsen, baska ulkelere gitsen, acaip eglensen bu arada ,basina bir dolu guzel tesaduf gelse, gotu kaptirma tedirginligi yasamasan tum bunlari yaparken...ya da ne bileyim okulu, dersleri biraksan, bi kizin pesinden kosup gitsen.ama dondugunde her sey boyle birer birer duzelse kendiliginden. okul mudurun/rektorun seni tebrik etse, burs falan gelse bir yerlerden.

    takiminla final macina ciksan, spikerler senin hakkinda ovgu dolu sozler soylese. son golu,basketi,vurusu (ne boksa artik) yapsan, herkes omuzlara alsa seni, bir an icin gunun en onemli adami olsan o kucuk kasabada...hayat bayram olsa.

    biriyle ayrilmak zorunda olsan, ama giderken de en artist laflari soylesen, karsi taraf bir kez daha hasta olsa sana, ama sen taviz vermesen basta... ortamin buyusu bozulmasa hic.. veya hoslandigin kiza her seyi anlatsan, kalp kirikliklariyla dolu platonik dakikalarin ocunu alsan, o da anlasa gercekte ne cok sevdigini seni, sevgilisiyle aslinda mutlu olmadigini, onun kendisini hic haketmedigini... “baslamak icin henuz cok gec degil” dese sana...

    arkandakileri birakip yeni bir hayat kursan, her sey iyi gitse yeni hayatinda, yeni bir is bulsan rahatlikla, sersefil olmasan, ev sahibin kapiya koymasa seni, ayin sonu geldiginde avucunda bir suru para olsa, hic sasirmasan sen buna. en onemlisi de ; yapmak istediklerini yaptigin ve kimseyi skine sallamadigin icin hakli bir gurur duysan. arinsan para, kariyer hirsindan, ac gozlulugu bir kenara birakip, gol kenarinda kucuk bir eve tasinsan. sevdigin yaninda olsa.. mutlu olsen orda...

    daha gider bu boyle...

    ben butun bunlardan kucuk kucuk parcalarla, bir dolu hayal kurdum. nerdeyse hic biri olmadi ama ne yalan soyleyim guzeldi hepsi. hayal olduklarini bilmek bile guzeldi.

    aslinda sadece hayal kurdum desem dogru olmaz. arada denedim de; hayati filmlerdeki gibi yasamaya calistim. gittim tanimadigim kizlarla tanistim. heyecanlanip cuvalladim bazen veya soguk bir merhaba geldi karsi taraftan. guleryuzlu olup konusanlarda vardi. ama hic birinde o kafamda tasarladigim rahatlik ve ictenlik yoktu. tamam, filmler yapaydi ama dogal olmasi gereken hayatta da bir eksiklik vardi. yoksa filmler daha mi dogaldi? bilemedim simdi... belki de dusledigim tamamen zitti yasananlara. biliyorum, zaten asla dusledigini bulamazsin. eger ariyosan da hata yapiyorsundur demektir. ama birazcik benzeselerdi . o kadari bile yeterdi.

    gittim takima girdim sonra, ama ne gunu kurtaricak adamdim, ne de filmlerde gorduklerime yakin bir sey geldi basima. spikerler yoktu ki bir defa maclarda...

    dahasi, boyle bir suru fiyakali laflar ettim kizlara. (eminim iclerinden salak demislerdir bana)
    hic biri de donup de “hata yaptim, seninle kaliyorum, sonsuza kadar sevicem seni” ya da “asil sevdigim insan senmissin, hemen sevgilimi birakip geliyorum, gelirken de en sevdigin dvd yi alayim istersen ? seyrederiz beraber ” demedi. demek ki ya sevgilileri superdi ya da gercekten gitmeleri gerekiyordu. laflarim iyidi cunku, boyumdan buyuktu hepsi.

    evet, evet...hepsini hic tereddut etmeden yaptim bunlarin. cunku bunlarin hepsi filmlerde is yapiyordu, neden burda yapmasindi ki?

    iste, heralde yapmamis ki , buyuk isler yapmak yerine bir tane entry yazmaya calisiyorum burda saatlerdir. alkislar yerine viziltilar (serefsiz bu sivrisineklerin hepsi) , tebrikler yerine de spam mail ler geliyor. en kotusu de su an-ozellikle ihtiyac duydugum bi saatte- sevdigim insana dokunmak yerine klavyenin o yumusak,sevgi dolu tuslarina dokunuyorum

    ama buna ragmen –artik eskisi gibi olmasa da- hala vazgecmis degilim. biliyorum bir gun dusledigim bir iki sey olacak, ama boyle... ayni filmlerdeki gibi, fazlasiyla iyi, kusursuza yakin hatta. aslinda bir gun olacak dedim ya, cok uzaga gitmesem... simdi o arasa, sey dese “hadi gidip bir seyler icelim, ne dersin? ”sanirim guzel olurdu... evet, evet cok guzel olurdu. ayni filmlerdeki gibi..
  • televizyon çocuğu isimli filmde müjdat gezenin canlandırdığı hüsnü karakterinin yaşam tarzı.

    (bkz: filmlerdeki yapay hayati gercek hayatta uygulamak)
  • zor olandır. dünya senin etrafında dönecek, başrolde olacaksın bir dediğin iki edilmeyecek ama; osurmayacaksın, sıçamayacaksın, sevişmeler sansürlü falan, böyle araya yastık koyacaklar. cık cık.
  • 90, hadi bilemedin 160 dakikada sonuçlanacak eylemdir.
  • (bkz: #21873918)
  • (bkz: çağrı)
  • filmin türüne göre değişen yaşamdır...avrupa filmlerindeki gibi, kimseye hesap vermeden ''ben'' olabileceksek özenilen, yok eğer türk filmlerindeki gibi esas kızın, tek seçeneği olup, pembe panjurlu bir eve tıkılacaksa kaçılacak durumdur...
  • iki türlü yaşamak..... ya seyirci olmak..... ya da başrol oyuncusu...... izlenilen insan olmak bunun karşılığı..... alex de souza olmak, guti olmak değil.....
  • (bkz: film replikleriyle konuşan insanlar)

    böyle bir hayat yaşamak istiyorsanız birtakım gerçeklerin farkında olun lütfen. ağır çekimde karşıdan karşıya geçmekte olan bir çocuğu, hızla gelmekte olan araca karşı elinizi öne uzatıp dur işareti yaparak kurtaramazsınız. böyle bir şey yok. sonra hayatın gözlerin önünden film şeridi gibi geçmesi gibi bir gerçekle karşılaşabilirsiniz. ama oldu ki böyle birşeyi yaptınız, çocuğu kurtardınız; ölürken ışığı görünce gelemem gözüm kamaşıyo demek yok, onun yerine ölürken the show must go on diye haykırmak var. bilesiniz.