şükela:  tümü | bugün
  • nazım hikmet'in pek bilinmeyen bir yazısı. "bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yanlızsan, için rahat olsun. giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. hani ağzınla kuş tutsan "bu kuşun kanadı neden beyaz değil ? diye bir soruyla bile karşılaşabilirsin..

    paragrafıyla başlamaktadır. ekşisözlük'te de bolca işlenen bir konuda pek de yaratıcı olmayan bir giriştir. üstadın diğer 4 paragrafı da benzer durumdadır. o zaman iyi şair olmanın bazı izlerini sürüyoruz, iyi bir şair o kadar iyidir ki şiirde, düz yazı yazmakta, düz yazıya ruhunu akıtmakta yetersiz şairdir. tabi tersi durum geçerli değildir.

    edit: cay'ın uyarısıyla 8 yıl sonra geliyor bu düzeltme. bu düz yazıya ne kadar kötü dediğim için o zaman zamanın ötesine gitmişti. meğer nazım hikmet'e ait değilmiş. aslında şimdi görsem kontrol ederdim. çünkü son yıllarda özellikel aziz nesin ve can yücel imzalı o kadar dandik yazılar dolaşıyor ki ortada.
  • bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yanlızsan, için rahat olsun. giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. hani ağzınla kuş tutsan,"bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla karşılaşabilirsin.iki ucu keskin bıçaktır bu işin sonu. yaptıklarınla değil yapamadıklarınla yargılanırsın her zaman. bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. iyi halin cezanda indirim sağlamaz. sen," ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecktir. ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
    üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. özledin, kızdın, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün şiirler yazdın."peki o ne yaptı?" deme. herkes kendinden sorumludur aşkta. sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? senin hayatı ıskalama lüksün yok. onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü birşey değil. sen mutluluğu hiç bir zaman bağlamadın ki...epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? kentin hiç girmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. uzun zamandır görmediğin arkadaşlarınla görüşeceksin yine. yine onun için bıraktığın tüm güzelliklere geri döneceksin.sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.yürek sesi ne bilmeyenler , ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. elbet bitecek güneşe hasret günler. elbet değerini bilecek, verdiğin değeri hakedecek biri çıkacak karşına.ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini... sen de bulacaksın seni gerççekten seveni...
  • hayati iskalama lüksü getirilince bu evrende hiçkirik sayilmiş olan fikir.
  • yazarı hakkında uzlaşılamayan bir yazı. kıbrıs postası'ndan cenk mutluyakalı, bu yazıyı köşesine taşıyıp yazarını bilmediğini de yazısının sonuna eklemiş...

    http://www.kibrispostasi.com/…ostasi_haber_gazetes�

    düzeltme: link çalışmaz olmuş.
  • ahhh ahh.. ağlıyorum ama neden.. işte tam da bu sebepten*
    hayatı ıskalama lüksün yok senin.. seni seveni sevmelisin.
    biliyorsun degil mi umutlanmamalısın..
    çünkü cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarından geçer ve, umut en büyük işkencedir bunu biliyorsun..
    mazohist misin acı çekmek mi hoşuna gidiyor yoksa?
    (bkz: imkansız aşklar)
    (bkz: platonik aşklar)
    (bkz: seni seveni sev)
    ah bu aşk sen ne zor ve acı bir belasın...
    (bkz: aşktan kurtulmanın yolları)
    zor gerçekten inanmayanlar vardır belki de ama keşke anlasanız. cok acı cekmek nedir. keşke anlasalar..
    edit: bu gidişle sözlüğün en depresif yazarı olacak olsam da umrumda değil; aşığım ulan anlamıyor musunuzzzz? bi de şu aşktan kurtulsam.. tamam olacak.
  • milyonlarca yil once aklina kazinmis insanlarin, hala tekrar okuduklarinda yuzunu gulumseten baba satirlari gibidir.
  • altında nazım hikmet'in adı geçen yazı...

    bilmiyorum bilemiyorum o mu yazmış.. ama kim yazdıysa kalemine mürekkebine sağlık.. tesadüfen karşıma çıktı en beklenmedik şekilde ve yerde ve bir anda kendimis satırların arasında kaybolmuş halde buldum.. okurken tamamen istemsiz bir şekilde bir sigaraya uzanmışım..

    yazı bitti, sigara yandı, başa dönüldü...

    unutulmaması gereken bir yazı..
  • tamamı aşağıdaki gibi olan (bkz: nazım hikmet)şahaseri.

    bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

    sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. hani ağzınla kuş tutsan "bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. iyi halin cezanda indirim sağlamaz.

    sen, "ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "peki o ne yaptı" deme. herkes kendinden sorumludur aşkta. sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? hayatı ıskalama lüksün yok senin. onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

    her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.yine içeceksin rakını balığın yanında. üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

    sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. elbet bitecek güneşe hasret günler. ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

    hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.....
  • o kadar güzel anlatmıştır ki nazım ya da kim anlatmışsa zerre sikimde değil kim olduğu, söyleyecek kelime bırakmaz.böyle yerden yere vurur adamı ama nedendir bilmem iyi hissettirir,garip bir çelişki biliyorum da nasıl şeyler hissedeceğimi de şaşırıyorum bunu bir şekilde okurken.oldukça uzun zaman geçmiş okumayalı,baştan bir on kere okudum,okudum,okudum.