şükela:  tümü | bugün
  • yaşayan varlıkların treni seyrederken uçağı kaçırması olayıdır. bilet parası yaşayan varlığa, suç ve günah trene, kar da uçağa yazılır. göklere yükselir. bu varlık böylelikle melek mertebesine yükseltilir.
    (bkz: gogun yedinci kati meleklere yuksek gelmez)
  • anlamsiz islerle ugrasip zaman öldürerek kendini kaybetmek.
  • hayatinin en cetrefilli donemlerinden birinde yapabilecekleri, hayal ettikleri ve elindeki somut firsatlar arasinda acik bufe basinda aval aval bakan ac insan edasiyla duran, hangisine el atsam da en az opportunity cost ile yırtsam diye dusunen insanlarin korkulu halet-i ruhiyesidir. zaman onunuzde caglar akar siz de pesinden cebinizde dogru kartlarla kosmaya, uzun vadede mutlulugu maksimize etmeye cabalarsiniz. adami arpacik kumrusu yapar bu hayatin kacirilabilirligi, hele de hizli kosamadiginizi biliyorsaniz.
  • her insanın başına gelen şey... ne kadar hızlı koşarsa koşsun.
  • sanırım can dündar’ın da bi yazısında bahis açtığı*, hayatta genel geçer ortalama bir insanın kronolojik bir sırayla yaşadığı tecrübeleri ıskalamak, bunları diğer insanların yaşadığı zaman skalasından çok daha geç, farklı bir dönemde keşfetmek, hayatı ıskalamak manasına tekabül eder.

    üstelik alabildiğine zararlıdır. çoktan halletmiş olmanız gereken mevzuları hala cebinizde tutmanız neticesinde, “ohooooo..çoktan geçmiştir oraları” ön kabulü ile karşınıza çıkan türlü türlü insanı hayal kırıklığına uğratmaya kadar gider. iş hayatından aşk hayatına uzanan geniş bir yelpazeyi sallandırabilir.

    ufak misallemeler ile özetlersek :

    bir adamın sırf cüzdanda zulalamak adına türlü ali cengiz oyunu ile ehliyet alıp, zilyon sene araba kullanmayı öğrenmedikten sonra, yaşın yolun yarısını solladığı bir dönemde iş görüşmesine gidip,
    “ehliyetimiz de var..araç kullanıyoruz..güzeeeel.” diyerek cv dikizleyen potansiyel iş veren kılıklı adama “çarpışan otomobil kıvamında ama..hihihi..kem küm gak guk” etmektir hayatı kaçırmak.
    sırf bu sebeple yeni fırsatları, bambaşka bir hayatı ıskalamaktır. kader çizginize rötuş yapmak, yapıp yapmadıklarınızla ona yön vermektir.

    veya

    sittin sene tabular arkasına gizlenip, küçük komplekslerle, bırakınız sevişmeyi bir kez dahi öpüşmemiş, biriyle çıkmamış bir genç kızın, yaşın yolun yarısına doğru koşar adım ilerlediği bir dönemde hayatının aşkı ile karşılaşıp, olayların gelişimini bir koala kıvraklığında takip ederek, belki ileride muhteşem bir ikili olabileceği aşkını tüm soğukluğu ile kaybetmesidir.

    tutup yakalamak ise bir farkındalığa varmayı gerektirir.

    bu farkındalığa varmak ise, kendinizi boyunduruk altında tutan kısmet değilmiş kaderciliğinden kurtarıp, kendi hayatınızı verdiğiniz kararlarla nasıl da kendinizin yazdığını kabak gibi görebilmektir. bu açık görüş, nefret ettiğimiz keşke kelimesi ile başlayan dilek kipinden kendinizi kurtarmaktır.
    “yapaydım”, “edeydim” demek yerine, ileride nelere mal olacağını görüp tam da zamanında yapıp, etmektir.

    veya

    aynı farkındalık, zaman zaman kendi kendini kandıran bir ata’nın anüsünden günümüze ışınlanan sözlere pek aldırış etmemektir.
    (bkz: her işte bir hayır vardır)
  • hedefler belirleyerek yapılacakların miladını hedeflere endekslemektir.
    bazen belirlediğimizi sandığımız hedefler koyduğumuz engellerden başka bir şey değildir çünkü.
    yarattığımız engellerin adını hedef koymak cesaretsizliğimize, güçsüzlüğümüze anlam kazandırır ve bu bazen iyi gelir..bazen..
  • kendi kendine kaçabilme yeteneği sayesinde hayatı kaçırmak için özel bir çabaya gerek yoktur kanımca..kurban psikolojisine girip ezilmemek ,bir banka oturup geçmesini,kaçmasını ve insanların ağzına mıçmasını izlemek yazar prospektüsünde..
  • hayatınızı tek başına değil de sevdiceğinizle beraber yaşamak istiyorsanız ama o uzaktaysa beraber yapıp çok mutlu olabileceğiniz şeyleri yapamadığınızı farketmeniz. o hayat dediğiniz şeyi onunla dolduramıyor olduğunuzdan yaptığınız herşeyin boş gelmesi. anılarınıza ekleyeceğiniz yüzlerce güzel şeyi kaçırmanız ve sadece zaman geçsin diye yaşamaya başlamanız sonunda farkettiğiniz şey.
  • (bkz: time)
    (bkz: pink floyd)
  • yorgunlukla boğu$urken ne için ve ne zaman yorulduğunu anlamamak ve bunun farkına varıldığı anda bile yorgunluktan kurtulamamaktır.kıcı devirip uyumak otomatiğe bağlamak bırak ko$mayı adım atmaktan evladır deyip mel mel takılmaktır.