şükela:  tümü | bugün
  • aslında mümkün bir eylem... yetişmek zorunda olduğunuz şeylerin sınırlarını çizin, mesela işinize geç kalmayın, önemli toplantıları es geçmeyin, yapmak istedikleriniz ertelemeyin ama bunların dışında hızlı yaşamaya alışmışçasına koşturmayın...

    mesela arkadaşınızla buluşacaksanız geç gittiğiniz ya da geç geldiği için neden stress olursun ki? ya da tamamen keyfi yapacağın bir işin uzaması senin hayatından neyi eksiltecek ki? varsın 2 saat sonra bitsin...

    bankalarda ya da devlet dairelerinde hep bir yerlere yetişecek gibi sabırsız olmak, vapura, otobüse koşmak, mağaza ya da marketlerde önümüzdekinin işi uzadığı zaman sinirlenmek hep yan etkileri bu hızlı yaşamanın ve stress yüzünden oluşacak sağlık problemleri de cabası...

    sorumluluklarımızı bilerek yavaşlatmak mümkün hayatımızı, hatta yavaşlattığınızda daha keyifli hale geliyor emin olun...
  • yağmur yağıyorsa eğer, ben de yürüyorsam tercihen kimsesiz bir yolda ve kulağımdaki ses jay-jay johansondan time will show me ise hep bu hisse kapılıyorum. hayat duracak kadar yavaşlıyor o anda.
    time will show me
  • (bkz: hayati)
  • mümkün olan eylem. şöyle ki;
    beyin yeni gördüğü şeyleri kaydederken, eski olan yani monoton şeyleri pek iplemiyor. diyelim ki bugün 2 saat dışardaydın. her gün geçtiğin yollardan geçtin, her gün gördüğün insanları gördün. yeni olan, seni şaşırtan, ilgini çeken hiçbir şey olmadı. eve döndüğün zaman "ula 2 saatte ben ne yaptım?" diye düşüneceksin. o 2 saat olacak 1 dakika. amma ve lakin sen hiç bilmediğin yollardan geçmiş olsaydın, buradan şuraya nereden ulaşırım diye kafa yorsaydın; o 2 saatin çok kaliteli olacaktı. aklında kalacaktı bir defa. yaşadığın 2 saat 2 saat gibi gelecekti. bu yüzden hayatı daha yavaş algılamak için beyne yeni deneyimler kazandırmak şart.
  • arada yaparim. otobüse koşturduğum olmaz pek mesela. belirli bir tarih için planlanan eylemler varsa o araya bir başka iş girmez. aheste yürümek dinlendiriyor insani bazen.
  • yapamadığım eylemdir. hayır zaten yapmanın imkanı yok da mecazi olarak da olmuyor. kendimi sürekli oradan oraya koşturur durumda bir hengamede hissediyorum. fark edip yavaşlamaya çalışsam da hayat çok hızlı geçtiğinden yavaşlayamıyorum galiba.
  • hayatın hızlı geçmesi yaşlanma endişesi sebebiyle beni de korkutuyor. yalnız hayatınız hızlı geçiyorsa bu olumlu bir durum gibi geliyor bana.
    mesela hastayken, mutsuzken, zor bir durumdayken, fiziksel ya da ruhsal acı çekerken sanki saatler geçmiyor gibi gelir. bana öyle oluyor en azından. dikkat ettim de hep mutsuz olduğumuz anlarda zaman yavaş geçiyor gibi geliyor. mutlu olduğumuz zamanlarsa su gibi akıp gidiyor sanki. o yüzden zamanınızın hızlı geçtiğini düşünüyorsanız belki de şanslısınızdır.
  • hızlanmakla mümkündür.
    izafiyet kuramı bu yüzden var.
  • zamanı avucuna alabilmektir. az maaş , berbat çalışma koşulları ile de gayet sağlanabilir bir durum. bu şekilde avuçlamak da mümkün oluyor zamanı!

    bazen öyle yavaşlar ki her anı, her saniyeyi binlerce defa deneyimlersin. hız iblisi uzaktan el sallar, pişmanlık perileri ise yanı başındadır.