şükela:  tümü | bugün soru sor
  • mahvolmak olağandır demişti charles bukowski, menekşeler ve gökkuşağı kadar...olağan. beni de kitaplar mahvetti. yaşayamadım. okumaya verdim kendimi. bu arada 'o kadın' bana gelmedi, beni bulmadı, belki de hiç yoktu, belki kafamı kaldırıp daha dikkatli bakmalıydım. kumar, içki, kadın..da mahvedebilirdi, bunu kitaplar yaptı. daha soft, daha az erkeksi bir mahvolma tavrı. ya da belki herkes bir şekilde mahvoluyordur, bana bu düştü. elimde kitap poşeti, içim karanlık, üzgün ve yalnız bir adam, gri bir şehrin sokaklarında yürüyorum, demin metroda bir kız gördüm, bana baktı, çektim gözlerimi, sonra yine bakıştık, ne kadar güzel bir kız, neden bir on sene önce çıkmadın karşıma, sonra indi, inerken son bakışta aşk. ardından seyrettim. biçimli bir beden, zarif bir endam, hayal gibi çekip gitti. sadece ona sarılsam belki geçip giderdi içimdeki zehir, ya da dertlerime yenileri eklenirdi, ikincisi dediğiniz duyar gibiyim, ben de aynı fikirdeyim.

    var olmak zaten mahvolmaktır değil mi. entropi diye bişey var, yani ha kitaplar, ha babanız, ha kocanız, ya da cumhurbaşkanınız.

    sizi mahvedecek bişeyler olur hep.