şükela:  tümü | bugün
  • düşüncem. evet hayatın anlamı onda anlam aramamaktır.

    hayatın anlamını düşündüğümde, yaşadığım her günün geçip giden bir zamana ait olduğunu, ileride göreceğim günlerin ise belirsizliğini koruduğunu düşünürüm.

    demir rayların üzerinde giden bir tren, makinist ve yolculardan bağımsız olarak sadece demir yolu üzerinde gidip gelir. bu tren sadece gider ve gelir.

    insan hayatını da tıpkı bu trenin eylemi gibi düşünürüm. insan yaşadığı günler içerisinde hem düşünce olarak hem varlık olarak gider gelir. her gün farklı bir seyahattir. farklı hisleri içinde barındıran bir seyahat.

    hayatımızın makinisti ve yolcuları ise genel anlamda bizim bu değerlere verdiğimiz düşünceleri ifade eder. hayatımızın makinisti dini, bir inanışı, gelecek düşüncesini, kariyerimizi, uğruna çabaladığımız ve elde etmek için gayret gösterdiğiniz her şeyi sembol eder.

    hayatımızın yolcuları ise çevremizi sembol eder. akrabalarımızı, yakın arkadaşlarımızı, dostlarımızı, sevdiğiniz ve her zaman yanımızda olmasını istediğimiz insanları sembol eder.

    burada özne olan trendir. gerçek olan bizim kimliğimizdir. insanın sadece bir tren olduğunu düşünürsek o zaman zaten gerçeğin farkına varmaz mıyız?

    örneğin ben ıssız mezopotamya diyarında şuan bir zeytin ağacının altında sıcak bir günü yaşıyorum. önümde kurumuş sararmış otlar, sağ tarafımda büyük bir taş kütlesi, yüzüme çarpan hafif esen rüzgar.

    hayat bu anlamda bize gerçeği zaten gösteriyor. kurumuş sararmış otların yerini zamanı gelince benim çürümüş bedenim alacak. bu döngü devam edecek.

    hayatımızın merkezine akrabalarımızı yada arkadaşlarınızı yada kariyerimizi yada geleceğimizi koymazsak o zaman her şeyin gerçek yüzü ile karşı karşıya geliyoruz.

    bir parça huzur, bir parça özgürlük, bir parçada müzik. hayat işte budur.