şükela:  tümü | bugün
  • acı ama gerçek bir deyiş. her ne yaşamış olursak olalım, hayatın akışı değişmiyor, kuralları değişmiyor. ne kadar acılı ya da ne kadar mutlu olursa olsun, hayatın devamlılığını ve genel gidişatını bozacak kadar kuvvetli olmuyor yaşadığımız şeyler. hayat devam ediyor genelde teselli amacıyla kullanılır ama, böyle bakılınca insana hiçliğini fark ettiren bir yanı da var bu sözün.

    o yok edici hiçlik argümanının yanında teselli edebilme tesiri ise, hayatın sürprizli, beklenmedik ve iniş çıkışlarla dolu olmasından ileri geliyor. her ne olursa olsun, sen hala varsan hayat var, ve sen hayatta kalabilmek için yemek, içmek, uyumak gibi minimum gerekleri yerine getirmelisin. sen hala varsan hayat var, hayat olduğu sürece de bazen derinlere itilse de umut da var, her şeyin iyiye gitmesi, ilgili/ilgisiz bir şeyin yüzü güldürüvermesi aslında an meselesi. yaşamanın güzelliği belki de burada saklı işte - bilinmezliğinde.
  • gereksiz.. bence etmesin.. çok kaldık buralarda bizde gidekkkk...
  • geri kalanların değersiz olduğu anlamına gelmiyor bu. unutmak, sünger çekmek falan değil.
    hayat en kısır hale geldiğini düşündüğümüz anda yeniden ona sarılmamız için türlü türlü masallar anlatabiliyor bize.
    insan daha güçlü ya da daha umursamaz olduğundan değil bu.içinin nasırlaşmasından da değil bu.
    hayatın rahat durmamasından sadece. her şeyi bırakıp gitmeyi düşündüğün bir anda gittiğin yerde yeni bir şeyi keşfetmen gibi bu...bir daha asla asla sevemen diye büyük bir kalp kırıklığıyla geçirdiğin yılların sonunda bir gün, bir sabah bambaşka bir güne uyandıgının farkında olmadan hayatının değişmesi gibi bu... en yakınını kaybettiğinde kendini yapayalnız bir kedi yavrusu gibi gördüğün günlerin ardından artık gülebildiğini farketmen gibi bu...parasız kalıp zar zor geçirdiğin anların sonunda ummadığın bir anda iş bulman gibi bu...

    hiç değişmeyeceğini düşündüğün huylarının seni sessizce terketmesi gibi bu...
    hayal ettiklerinin bir gun yanı başında olması gibi bu...

    duyarsızlaştığın için, unuttuğun için, takıntısız olduğun için değil bu... daima yeni bir gündemi olduğu için hayatın o gündemin sen farketmeden içine sızabildiği için...bu yüzden yaşama sevinci inkar etsek bile derinlerde var işte.

    tüm nefretin, tüm umutsuzluğun içinde eğer tek bir satır cümle bile düşünmeye itiyorsa ya da gülümseyebiliyorsak az da olsa yaşama sevinci zaten bir yerlerde var içinde.
    dışarıya çıkması için uğraşmasan da hayat zaten içine sızıyor, onu bir yerlerde gün yüzüne çıkartıyor.

    işte bu yüzden hayatın başlı başına bir büyüsünün olduğunu düşünüyorum.
  • mecburiyetin beş duyu organının her birinde damarlarında bir acı ile kendini hatırlatması muhabbeti.

    hayat her türlü devam ediyor, ya da dünya işte. sen yarın gidip ışid'e katıl veya ekmek bıcağına kafa at, seni zerre siklemeyen hayat seni sikleyen başkaları sayesinde/yüzünden devam ediyor. iki acı üç lokmayı boğazından geçirmiyor, bir tutam gözyaşnda salayım rahatlarım diyorsun; rahatlıyorsun. ölüm diyorsun sonuna soru işareti bile koyamadan; tesadüflerin zamansız sunulduğu düzende iki gülücükle kendinle taşak geçiyorsun. bir ucu korku bir ucu sevgi olan o düz çizgide iki farklı döngü kurup bunları şansımıza göre pay pay yaşayan insanlarız. şansımıza zekamız kadar etki edip yüreğimizin kuvveti kadar ders alıyoruz; sonra yine şansımız kadar devam ediyoruz. en güzel notalarla söylenen şarkılarda türkülerde araya konan bir es'e takılmak da kabul oluyor, iki bemol ya da diyez ile her şeyi şenlendirmek de. tek yasak var; belli bir yaştan sonra "aldırma deli gönlüm, sen şarkılar söyle içinden boşver"deki boşver ortadan kalkıyor, meraklı gözler sike sike şarkı söylemeni bekliyor.

    şarkıların arabesk-80's pop skalasında sürekli değişmesi hali işte. bir morissey şarkısını arif susam şarkısı ile bölmek ve sonra en azından amy winehouse kafasında söyleyerek devam etmek gerekiyor. hepsi bu.
  • ölüm bedenedir, hayat devam eder.
  • o yüzden şekerden ayakların tutmasa da sen de devam edersin. alzheimer olacağın güne kadar aslında olduktan sonra da devam edersin. kanser olsan da iyileşeceğine dair umudun kalmayana kadar devam edersin.

    hayatın hakkını vermek gerekir. son umut tükenene kadar.
  • dimdik duran suratlarda şaplayan bir tokattır. hayat devam ediyor.
    ben tekim, benden başka kimse yok, benden sonra kimse gelmez, diyen kimselerin de ölüp gittiği dünyada hayat devam ediyor.
    bizden sonrakileri bekliyoruz yalnızca. bizden sonrakilerin de kendilerinin varlığını bildikleri tek şey ilan edecekleri, yaşama bizim bıraktığımız yerden devam edecekleri gerçeğini anlamakta, anladığımızı sindirmekte, bilmekte, bildiğimizin ağırlığını beynimizde duymakta zorlanırız, taa ki