şükela:  tümü | bugün
  • bazı insanlar huzurludur, yani etrafında gelişen olaylara kayıtsızdır ve tepkisizdir. anlamak istemez ve bilmemek onu rahatsız etmez.

    yaşamın havaya atılan bir taştan farkı yoktur çünkü bizden bağımsız fiziki bir olaydır. buna karşılık büyük bir ekseriyet kayıtsızdır.

    "ben bir taşım, ihtiyacım olanlar yemek, tuvalete gitmek, iktidar (yani güvende hissetmek isterken falan da kontrol söz konusu) ve sex. neden düştüğüm umurumda değil, ben bunları istiyorum ve huzurumu bozacak soruları kendime sormam. duyarsam da görmezden gelirim. çünkü düşüş çok önemli ve düşmeyi ciddiye alıyorum, ama neden düştüğüm umurumda değil."

    bazen ellerime bakınca panik oluyorum. "yaşıyorum lan ne alaka?" hareket ettiriyorum, içime bir titreme geliyor. bazen bir anda hayatta olduğum aklıma geliyor ve kendimi dışardan izlemeye başlıyorum. adım atıyorum, benim ayağım neden burada. ellerimi niye sallıyorum. ve en kötüsü nefes alırken olursa bu ki genelde uykuya dalarken oluyor. acı çekiyorum. çünkü neden nefes alıp verdiğini sorgularsa insan nefes motorsal bir faaliyet olmaktan çıkıyor, nefes alma eylemini kontrol etmek ne kadar zor biliyor musunuz? kendi kendime alıyordum zaten niye nefes alıp verdiğimi düşünüyorsam?

    o taş kendinin farkında değil. yaptığı tek şey daha kolay ihtiyaçlarını gidermek için geliştirdiği dili kullanarak anlamlar yaratmak. aslında yaptığı tek şey kelime oyunu, gerçek falan yok. iki üç kelime oyunu yapınca da kendini düşündü sanıyor.

    ey tüm evrenin kendisi için yaratıldığı yüce insanoğlu, seni taşlardan ayıran tek şey senin birazcık daha karmaşık olman. ve biraz daha hareketlisin. çok değil ama, hatta çeşitli ölçütlere göre hareketsiz bile sayılabilirsin. taşın kendi içinde hareketleri yok mu? eee var. atomları titriyor. sen onla kıyaslarsan kendini hareketlisin aynen. git güneşin hareketiyle kıyasla kendini. ya da ışığın.

    küçücük bir taşsın.

    ve insanları izlemek bana çok az daha gelişmiş bir şempanze sürüsünü hatırlatıyor. bazen çok gülüyorum. bazen endişe basıyor.

    bir kadın vardı, ayrılmadan önce dedi ki bana sen her şeyi çok sorguluyorsun. bu nedir lan ahahahahaha. sahip olduklarını çok ciddiye alıyordu zaten. vakit kaybıydı.

    insanları sevmeye başladığımda taşlaştım. yeni yeni kendime geliyorum.

    bir taşı neden seveyim ki, bana budist tripleri yapmayın. bir de nefret de edilmez bir taştan. nötr olacaksın.

    yani seviyorum hala ailemi ve dostlarımı ama artık yaşamın farkında olmadığımızı ve hastalıklı olduğumuzu kabulleniyorum.

    napacaksın hayat da böyle bir şeymiş beeee

    hayata çok bulaşmamak gerek, hırs ve sahiplenme çabası kafa karıştırır. gerçeğe ihtiyacım var meyvelere değil.