şükela:  tümü | bugün
  • o babunun o yavru ceylanı kucağında canlı canlı yediği an.. ya da skyler'ın ted beneke'in yatak odasındaki kahverengi deri koltukta saçlarını taradığı o an da olabilir. bilemedim.
  • cocuklarin ciddi hastalandiklari an.
  • herkesin ayni hatalari yapip ozel olduklarini unutmasi. etrafin siradan insanlarla doluyor ve yalnizlasiyorsun.
  • hamileyken bir şeyleri göze alıp “ben bu adamla yapamam” demişsinizdir. boşanmışsınızdır. ancak araya giren aileler, 3 yaşındaki çocuğunuzun baba diye içlenmeleri, ondan ayrılırken ağlamaları vs sizi yeniden denemeye iter. doğum geçsin, şu süreç bitsin sorunlar üzerine yoğunlaşırız dersin. gel gör ki doğuma on gün kala adam bir anda, arada kavga gürültü yokken geçer karşına. seni sevemiyorum, ben aile yaşantısına uygun değilim, nerde sabah orda akşam yaşamak istiyorum, içip içip sızmak istiyorum, sen iki çocukla nereye gidersen git yalnız olacaksın o yüzden olur da bu şehirde kalmayı tercih edersen sana destek olurum der. ağzın açık kalırsın. sonra da gider. işte o an hayatın acımasızlığı tokat gibi iner.

    not: teselli istemiyorum sevgili yazarlar. olayı kabullendim, şurada doğumuma bir hafta falan kaldı. yalnız da değilim, olayı bütün çıplaklığıyla paylaşınca hiçbir aile bu durumda çocuğunu yalnız bırakmaz.
  • babanın vefatından bir kaç gün sonra ev sahibinin sizin de acınız var biliyorum ama diye cümleye başlayıp kiraya zam yaptığını söylemesi..
  • insanların ölüm-hastalık konusunda bile egolarını ön plana alması
  • matrixte mavi hapı seçince yaşanır,ömür boyu her an böyledir sadece siz mavi hapı seçmekte yenisiniz.rise and shine mr.anderson
    (bkz: paralel evren)
  • senin çalışıp çabalayıp, her yerinden ter akarak, 1 ayda biriktirdiğin parayı, zengin insanların 1 dakikada düşünmeden harcaması... o paraları senin gibi, helal yolla kazanmadıklarını anladığın an. günümüzde sağlıkta bile parası olanın avantajlı olduğunu gördüğün an. paranın aslında her şey, ama her şey olduğunu anladığın an...
  • kalbinle yaptıklarının zıt düştüğü, kalbini haklı bulurken elinde olmadan yanlış yapmaya devam ettiğim andır
  • elinde büyüdüğüm anneannem öldü üzüntümü de sevincimi de hep ölçülü yaşarım. mezara indirip üstüne toprak atılmaya başlanıldığında ben de ağlamaya başladım. aralık ayıydı ve eve gelince çay ikram edildi. dışarının soğuğundan sonra çay iyi gelmişti. birde baktım herkes kendi aleminde evden ölümü çıkmış evin büyüğümü gitmiş kimsenin umurunda değil. dedim lan hayat ne kadar acımasız ölüyorsun ve sevenlerin bile daha vücudun soğumadan seni unutuyor. öleceğiz ve onsuz yaşayamam dediklerimiz bile bizi unutacak çok acımasız ve çok korkutucu bir gerçek