şükela:  tümü | bugün
  • bir keresinde, bir gece çok sarhoş eve geldim, yatağa uzanıp o her zaman ki soruları sordum kendime, "nerden geldik, nereye gidiyoruz, niçin yaşıyoruz" ve sonuncusunun cevabını buldum herşeyi bir birine bağladığımı hatırlıyorum. fakat kalkıp yazacak halim yoktu. içime inanılmaz bir huzur gelmişti, hayattaki en mutlu uykumu uyudum (milli olduktan sonra bile böyle uyumamıştım). ertesi gün uyandığımda saatlerce kafa patlattım ve hatırlıyamadım. hayatın sırrını unuttum, zaten sonra...
    sonra da hayat beni unuttu.
  • hayat, 3 buçuk milyar yil önce bi kaç molekülün kendi kendini kopyalamaya baslamasiyla olusmus, seçici eleme yoluyla bugünkü karmasikligina ulasmis, tamamen fiziksel bi hadisedir; ne bi sirri vardir, ne de bi manasi. insan dahil tüm canlilar, aslinda cansiz dünyanin "organize" olabilmis bi uzantisidir. (bkz: hepimiz olucez)
  • nedir bu hayat? ne mene bir şeydir, nasıl yaşanılır, yan etkileri endikasyonları nelerdir. nelere iyi gelir? niyedir, nasıldır, niçindir? hayatı en iyi hayat kadınları mı bilir? hayat okulundan nasıl geçilir? sorular çok mu kazıktır? bütünlemeleri var mıdır? hayatı çok yaşayan mı yoksa çok ölen mi daha iyi bilir? hayatın zararları nelerdir? ucuz mudur yoksa pahalı mı? kuralları nelerdir ve kimler koyar? diskalifiye olanlar nereye gider? hayat satılık mıdır? iyisi, tazesi nerde bulunur? hayat arkadaşı kimdir, nerede yaşar? hayatın sillesi nasıldır, kimler yer? hayatın tedavisi var mıdır? abıhayat nerde satılır, migros’ta bulunur mu, sürekli hayat hayat hayat hayat dersen hayat anlamını yitirir mi? hayatın anlamı var mıdır? şifreleri nelerdir? hayatın öznesi, yüklemi belirtili nesnesi nedir? hayat kaçtır? hayata nasıl küsülür, nasıl barışılır? hayat kin tutar mı? hayata dört elle sarılmak için iki kişi mi olmak gerekir? hayat ağacını kim sular? hayat memat meselesi hayatın anlamını bulmaya yönelik bir deyim midir? hayat mücadelesi kime karşı verilir, kimler kazanır? hayata atılmak da hiç mi mecaz yoktur? hayata gözlerimizi yumduğumuzda illa ölmemiz mi gerekir? hayatın baharı ne demektir, meteoroloji hayat tahminleri de verir mi? bir insanın başına hayat kadar taş düşer mi? en okkalısı kaç kilodur bu hayatın? hayat kayar mı, nasıl kayar, kime kayar? hayat bir nedir? ölürken geçtiği varsayılan bir film şeridi midir yoksa hayat, nasıldır, niyedir, kaçtır bla bla bla...
  • cem karacanin sarkisindaki tamirci ciraginin ustasina sordugu soru..
  • bendeniz sırrı ile hayatın sırrı programında, saatlerimiz ona yaklaşırken biraz duygusallaşıyoruz, umberto eko geliyor fuko sarkacı diyor hemen ardından hareketli bir çalışma ile ahmet yılmaz geliyor mahşerin kankası diyor sanatçı.

    ***
    oysa şimdi, dünyanın zararsız bir bilmece olduğunu, ardında bir gerçek varmış gibi onu açıklamaya kalkışma çılgınlığımızın onu korkunçlaştırdığına inanıyorum.
    umberto eco/ il pendolo di foucault

    ***

    -sarı patetes sarııı!
    -gel buraya.
    -buyur abi kilo dörtyüz.
    -ver bi kilo ama yukarı getir
    ... (yukarı çıkar)
    -sana bi şey sorucam.
    -buyur abi iki kilo yaptım.
    -bırak şimdi ikiyi üçü be. sarı patates sarı ne demek? bu bir şifre mi?
    -he beyim.
    -oh sen mesihsin. hemen ver bana hayatın sırrını.
    -asıl sen şu iki kilo patatisin parasını ver de beynini sökmiyeyim yerinden! al sana hayatın sırrı (nah yapar) öyle hemn kolay verirler mi adama! ancuk seni ya!

    ahmet yılmaz / karikatürler
  • senden sakladıklarını düşündüğün herşey.
  • "kişinin doğar doğmaz rabbiyle arasında bir sır doğar ve bu sır asla ifşa edilmemesi gereken bir sırdır." der ismet özel.
  • ölmek te saklı olduğunu dü$ündüğüm ....
  • bütün dikkatimizi hayatı yaşamaya verdiğimizde, bulmamız gerekeni zorlanmadan bulacağız biz de.
    hayattaki “tek bir şeyin önemi”ni, kendimizin sırrına erdiğimizde bulmuş olacağız belki.
    kendimizin sırrına erdiğimizde, hayatın sırrına da ereceğiz.
    isaac bashevis singer’in dediği gibi, “hayat tanrı’nın romanıdır; bırakın tanrı yazsın” deyip kestirip atabilirsiniz de tabii, daha ötesini konuşmayı.
    oysa, felsefeye gönül düşürenler, düşünce jimlastiği yapmayı hoş bir edinim olarak görenler ve derinlikli sularda gözüpekçe yüzmenin keyfini iyi bilenler için “hayat” üzerine yazıp çizmek, birkaç çift laf söylemek, kaçınılmazdır.

    bize bu kadar doyumsuz tatlar, unutulmaz anlar, en önemlisi “burada ve şimdi” yaşıyor olmanın güzelliğini armağan eden hayatı iki çift kelamla selamlamak, çok özel bir keyiftir.
    bu keyfi yaşadığım için, hayata teşekkür ederim.
  • bi aladag tirmanisi icin nigde demirkazik koyunde alis-veris yapmaktayizdir arkadaslarla. benim de trip zamanlarim, kafada esen kavak yelleri ve sorular sorular... uzun suredir cem karaca'nin sevda kusun kanadinda sarkisini soyleyip duruyorum; yururken, otururken, beklerken... arkadaslar bikmis olacak ki takilip duruyorlar ara sira.

    o koy yollarinda yururken sarkinin "hayat sirrinin suyunu cesmelerde bulamazsin / ansizin bir deli caydan icersin de kanamazsin" kismini soylemekle mesguldum ki yanimdaki arkadasim haykirdi:

    -iste hayat sirrinin suyu!
    -hani? ne? nerde?
    -iste su caminin cesmesi!

    ansizin donup baktik hep beraber, duvarda kocaman bir yazi, altinda bir cesme: "hayat sirrinin suyu".

    hep beraber kosarak gidip ictik kana kana. o anki ranstlantinin verdigi psikolojiden midir, yorgunluktan midir bilmiyorum ama hayatimda ictigim en lezzetli sulardan biriydi.