şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ender özkahramanın senaryosunu yazdığı ve murat düzgünoğlunun yönetmen ve yapımcı olarak görev aldıkları bir türk filmi.

    hikâye bitlis'te geçiyor. tepelerin arasına "sıkışıp kalmış" bu şehir, bağrında yaşattığı insanlara da bu duyguyu bulaştırıyor...

    gri renkli bulutların altında, yaralı bir inek çarpıyor gözümüze. mezbahadaki kesim sırasında, bir yolunu bulmuş, kaçmayı başarmış. şehrin değişik yerlerinde, kaçak ineğin bulunması için halktan yardım isteyen anonslar duyuluyor. bir yandan yaralı ineğin izini sürmekte olan iki belediye görevlisini izlerken, öte yandan da, hikâyeleriyle ilgimizi çeken bitlisli bir ailenin yaşamına ve çevrelerinde olup bitenlere tanıklık ediyoruz.

    medine 60'lı yaşlarını yaşayan dul bir kadındır. çocukları şehsuvar, sırrı, harun ve meryem ise birer yetişkin olmalarına rağmen annelerinden kopamamıştır.

    şehsuvar, bitlis'in tarihi camilerinden birinde imam olarak çalışmaktadır. vefat eden bir kız çocuğunun ailesine yardımcı olmak için çabalarken; caminin tadilatında çalışan zübeyir usta, ona duvarda bulduğu tarihi bir belgeyi getirir ve çözmek için yardım ister.

    sırrı, tütün fabrikasında çalışmaktadır ve mutsuzdur. tek hayali, bir mekan kiralayıp elindeki üç-beş derme çatma makineyle fotoğrafçı dükkânı açmaktır. bu hayalin peşinde koştururken, arayışı onu rastlantısal bir keşif yapmaya zorlayacaktır.

    harun, uzun zamandan beri istanbul'da yaşamakta, orada korsan cd satmaktadır. polisin korsana yönelik operasyonları yüzünden nefes almak üzere, kısa bir süre için bitlis'e gelmiştir.

    meryem ise, üniversiteli olabilmek için, birkaç yıldan beri dershaneye giden müzmin bir öss'ye hazırlık öğrencisidir.

    medine'nin komşusu süheyla ise harun'un mahalleden tanıdığı eski göz ağrısıdır. genç kadın sevmediği bir adamla evlenmiştir. süheyla'nın bir zamanlar müstakbel kayınvalidesi olarak gördüğü medine'yle kurduğu iyi komşuluk ilişkisi, genç kadını avutan tek unsurdur. iki kadın hasbıhal için sık sık bir araya gelir.

    salman, bölgedeki eski seyyar habercilerin günümüzdeki yegâne temsilcisi olarak çıkar karşımıza. onun kahvehanelerde vakit geçiren halkın karşısına geçerek artık geçmişte kalan bazı haberleri okuması, hızla değişen dünya düzenine muhalefet etmenin bir ifadesidir sanki. bölgede habercilik işinin yeni temsilcileri olan bitlisli çocuklar ise, haberleri günü gününe takip ettikleri için halktan daha fazla kabul görmektedir.

    bu arada bölgede halen revaçta olan "bitlis" sigarasının tiryakileri ise ilginç bir olayla karşı karşıyadır. sigara paketlerinden bazılarının arka yüzeyinde elle yazılmış "gizemli" mesajlara rastlanmakta; sırrı haricinde kimse bu mesajların kim tarafından yazıldığını bilmemektedir.

    ama bütün bu karakterlerin öne çıkmak için harcadıkları çaba boşunadır... hiçbiri, evet, hiçbiri filmin ana karakteri olmak yolunda mezbahadan kaçan yaralı ineğin attığı adımlara yetişemez...

    oyuncular:
    erol demiröz (salman) güzin çorağan ( medine) şener kökkaya (zübeyir)
    levent ülgen (şehsuvar) bülent düzgünoğlu (sırrı) görkem kanbolat (harun) asiye dinçsoy (meryem)
    nihal yalçın (süheyla) nedim salman (efrahim) müfit aytekin (bünyamin) hüseyin baylan (abdurrahman) hakan sünger (komiser)

    "hayatın tuzu" filmi 8 aylık bir ön hazırlık sürecinden sonra 23 iş gününde çekildi. 35 mm arri bl4 kamerayla sesli olarak çekilen filmin negatifleri (vision2) fransa'dan getirtildi. tamamıyla bitlis ve çevresinde gerçekleştirilen film için 160 kutu negatif kullanıldı.

    --- spoiler ---
    http://www.hayatintuzufilmi.com/
    --- spoiler ---
  • senaryosu ender özkahraman'a ait bir murat düzgünoğlu filmi. bir orası öyküsü daha da diyebiliriz yani. 2009 mart ayında vizyona gireceği duyumları alınmış olup, başrolünde bitlis yer almaktadır....

    (bkz: http://www.hayatintuzufilmi.com/anasayfa.html)
  • başarısız bir fragmanı var şimdilik.
    filmin kendisi gelsin hele.
    sonra anlarız.
    nedir?
    ne değildir?
  • 4. bursa ipekyolu film festivali'nde juri ozel odulu almis film. *
  • yönetmenin ilk uzun metrajlı denemesi sonucunda ortaya çıkmış başarısız,keyifsiz bir film. filmin en zayıf halkası diyalogların yapaylığı ve oyunculukları.. yapay diyaloglar filmin atmosferinde havada kalıyor, filmin samimiliğine ket vuruyor. oyunculuklar imam hariç rahatsız edici derecede başarısız. ayrıca film mesaj verme işini fazla zorluyor. diyalogların, sıradan konuşmalardan hayatın anlamını yorumlama aşamasına geçişi 3-5 saniye sürüyor. karakterler buna o kadar hazır ki.. dizi diyalogları gibi. herkes bir sonra kuracağı 10 cümleyi biliyor. ve yeri gelince lafı gediğine koyuveriyor. nefes almadan.. bütün bu öğelerle savaşırken izleyici, bir de oyuncuların yapmaya çalıştıkları bitlis ağzının eğretiliği ile iyice yoruluyor. görüntü yönetimi gibi şeylere gelemiyoruz bile. görselliği de zayıf bir film.
    kısacası gittiğime değmedi , film öncesi içilen beleş bira tesellim oldu.
  • bende bitliste çekilmiş bir amerikan filmi tadı bırakan film. izlenme amacı dağlar arasında kalmış beş minareli bitlis i görmekse tatmin edici bir film olabilir, bitlis görüntüleri gerçekten başarılı. ama ben bitlis te geçen bir filmde yerellik ararım. filmdeki tek yerellikse cdcilerin önündeki albüm afişleri. aynı film, aynı konuyla iş olanakları kısıtlı herhangi başka bir ilde ya da ilçede de çekilebilirdi, göze batmazdı. kısacası bitlis sadece mekan olarak kullanılmış, derinine inilmemiş. inilmesi mi gerekiyordu? gerekmiyordu belki ama en azından diyaloglar yapmacık durmamalıydı. şiveli konuşmak diyalogların inandırıcı olmasını tek başına sağlayamıyor.

    yarışan diğer filmlere bakınca**** ulusal yarışmada* şansının fazla olduğunu düşünmüyorm.
  • iyotsuzdur.
  • oldukça enteresan öyküler içeriyor ancak öyküler arası ilişki tam oluşturulamamış, kopuk kopuk...
    ama yine de sıkılmadan izleniyor, hem de bu yaz sıcağında ve de klimasız bir salonda *
  • (bkz: gözyaşı)

    biberi için (bkz: dil)
  • sevgilinin tenindedir.