şükela:  tümü | bugün
  • hayatta herşey yolunda gitmiyor evet ama yolunda gitmeyen şeyleri kafaya takıp hayatı kaçırmakta bana göre değil. aç mısın ? açıkta mısın ? gurur yapma git iste ilk gördüğün insandan vermedi mi git başkasından iste o da mı vermedi. git en sevmediğin insandan iste git üniversite-lise-ilkokul hocandan iste, en kötü görmüşsündür bir dünya sivil toplum kuruluşu, yardım sever topluluklar git birisinden iste. sadece istersen olur, her gün bu tip kuruluşlar bir sürü insana yardım ediyor sana mı etmeyecekler ?

    en ufak olumsuzlukta öldüm bittim tavırları ile yaşamayı sevmiyorum birini kaybedersin çok değerlidir senin için ağla aylarca üzül ama bilmen gereken birşey var hayatın devam ediyor. kusura bakmayın dostlar ağlamak sorunları çözmüyor.
  • “her şey yolunda gidiyorsa mutlaka bir terslik vardır” der murphy.
    hep 4 ayak üstüne düşüyorsan, her işin yolunda, her şey tıkırında gidiyorsa ya kaçırdığın önemli bir detay vardır ve malsındır onu görmüyorsundur ya da daha iyi olabilecekken mallığın yüzünden yaşadığın şeylerle yetiniyor ve malca mutlu oluyorsundur.
    evet sinir oluyorum bu tip insanlara!
  • hiç fark etmez. herkes kendi cehennemini kendi derisinin altında yaşar. bunu 14 yaşında, babası kendisine levis 501 alamayan çocuğun intihar etmesi vakasında anlamıştım. onun derdi de buydu ve kendince anlamlıydı. beride ise işsiz bir babanın hasta çocuğuna akşam yemesi için ekmek götüremeyişi, daha onu intihar-cinnet sınırına getirememişti.
  • hic saci dokulmemistir, kellik problemi yoktur.
  • imrendiğim insan türlüdür.
  • asla ama asla hiçbir şeyden mutlu olmuyorlar. sürekli bir söylenme halindeler.

    insan bazı şeyleri tırnakları ile kazıya kazıya elde ettikçe böyle insanlara tahammül etmesi zorlaşıyor. ağızlarına kürekle vurasım geliyor.
  • her şey yolunda gitmiştir ya da yolunda giden her şey çabasının ürünüdür, süper disiplinlidir ve istikrarlıdır bunu bilemeyeceğim ama genel tespitim bu kişilerin, empati yoksunu ve bu nedenle de acımasız olmalarıdır. ortalama bir insanın başarısız olmak için ekstra gayret etmeyeceği aşikardır ama bu acımasız kardeşlerin, insanın elinde olmayan sebepler neticesinde defalarca başarısız olmasını zayıflık, aptallık ve diğer negatif özelliklerle tariflemesi, can yakar. gerçekten yakar ama bunu kendilerine anlatamazsınız. sonrasında da kişisel gelişiminize bağlı olarak o kişinin burnunun sürtüleceği günü sinsice beklerken bulursunuz kendinizi
    (bkz: bir arkadaşım ekolü)
    ve
    (bkz: genelleme yine can aldı)
    ve nasıl unutulur:
    (bkz: schadenfreude)
  • böyle birini tanıyorum ben.
    başka bir başlıkta daha yazdıydım, bana cidden çok acayip geldiğinden.

    hayat boyu (ailesi de ekonomik olarak iyi durumda olduğundan), daldan dala atladı bu kız. resim okuyacam dedi kursa gitti, sonra takı tasarımı okudu, ailesinden destekle kendi evinde oturdu 20'sinden itibaren. gezdi, etti, yurtdışına gitti bol bol. en büyük hayali zengin biriyle evlenip hayat boyu rahat yaşamaktı.
    majör zengin bi adam buldu cidden, bi de adama sonradan miras kaldı falan. her şey hayat boyu lop diye eline düştü hatunun.
    hiçbi sıkıntısı olmadı, hiçbir mutsuzluğu olmadı, tek bir kayıp yaşamadı hayat boyu yahu.

    şimdi bodrum'da oturuyorlar, aşırı paraları olduğundan karı-koca ikisi de çalışmıyorlar. gerek yok çünkü. domates filan yetiştiriyorlar bahçelerinde.
    aslında "negzel hayat lan" denecek bi hayatları var.

    fakat bana acayip gelen şu, çalışmıyorlar abi ikisi de.
    yani hadi çalışmak zorunda olmazsın da, hayalinde bişey olur zevk için onu yaparsın. o da yok. bayağı evde yayıyorlar akşama kadar.
    amaçsız, hedefsiz bir hayat bana çok boş geliyor.
  • yolunda gitmeyince açtığı başlığa 5 tane entry giren insan şımarıklığından daha olumlu, daha kabul edilebilir bir durumdur. en azından hileli yollara başvurmuyor, hayatın ona sunduğu güzellikleri yaşıyor.
    (bkz: keşke benim olsa)
    edit: 6 mesaj olmuş ben entry girene kadar. zaten toplam 13 mesaj vardı yarısını kendi girmiş*
  • yani her şeyi yolunda gitmek tabirini biraz abartılı buluyorum aslında, dertsiz insan yoktur, illa ki herkes bir şeyle sınanır diye düşünüyorum. ama başlığa konu bir insan modeli var ve ondan kastedilen şeyi çok iyi anlıyorum. şu "sülalem rahat" insanları aslında. yani hayat denen cangılda birincil, hatta ikincil ihtiyaçlarını karşılama derdi ile hiç ama hiç karşılaşmamış, anasının babasının prensi, prensesi olmuş, düzgün bir okul, düzgün bir iş, düzgün bir eş silsilesi ile "beyaz, sünni, heteroseksüel, liberomüslüman türk" olarak başlamış insandan bahsediyoruz. plazalarda çok var, özellikle orta-üst ve üst yönetimde. bir de evet bazı it çalışanları da eklenebilir. orta yönetim içerisinde de ailesinin "adresi belli olsun" diyerek yerleştirdiği, o maaşın on katı harcayan, maaş sonrası tutar için ailesinden destek gören bir grup daha var tabii ki.

    şahsen ben hakikaten sohbetlerine pek katılamıyorum ve first world problems tadındaki dertlerine katlanmakta da zorlanıyorum . genelde ya seyahatlerinden, ya ilişkilerden, ya da fazla "niş" bir ilgi alanından (ne anlarım ben tekne,yat fiyatlarından?) konuştukları için çok beni açmıyor. hazzetmediğim insanlar olduğundan uzak duruyorum ve mümkün olduğunca şımarık hallerine maruz kalmamaya çalışıyorum.

    bir yandan kendini gerçekleştiren bir sınıfsallaşma yaratıyor bu tür hareketler zaten. sen ay sonunu getirmeye ya da üç beş bir şeyler arttırıp ileriye bir şeyler bırakmaya çalışırken, aynı işyerindeki arkadaşının yeni aldığı lüks arabasının deri döşeme yırtığını dert olarak 10 saat anlatmasına şahit olunca o kişi ile bir daha pek konuşasın gelmiyor.