şükela:  tümü | bugün
  • iş, okul, askerlik vb. sebepler ile tanışılan ve arkadaş olunan insanlarla kendini en başta bir araya getiren sebep (okulun bitmesi işten çıkmak gibi) ortadan kalkınca ilişkisini kesen insandır. ailesi dışındaki herkes gelip geçicidir onun için.
  • (bkz: ben)
  • benim bu, hiç kalıcı arkadaşım olmaz çünkü kartlarımı hep açık oynarım, hemen güvenirim ve değer veririm, arkamdan iş çevirirler affederim, son raddeye kadar sabrederim, sonra öyle bir yok ederim ki onları hayatımdan sanki hiç var olmamışlar gibi davranırım, ali lidar' ın değer yüklemesi diye bir yazısı vardı. "bir insana verdiğiniz değerin, onun gerçekten değerli olmasıyla ya da bunu hak edip etmemesiyle hiç ilgisi yoktur. değer vereceğiniz insanları kendiniz seçersiniz ve bunu yaparken çoğu zaman ne durumda olduklarına aldırmazsınız. bunun adı tam olarak 'değer yüklemesi'dir. yani ona verdiğiniz değerin kaynağı siz olduğunuz için asıl değerli olan karşınızdaki değil sizsinizdir. en azından bir süre öyledir. ama şunu da göz ardı etmemek gerekir. birine gereğinden fazla değer verirseniz eğer (artık sürekli kendinizden verdiğiniz için) siz değer kaybetmeye başlarsınız ve onun gözünde ona verdiğiniz değer ölçüsünde değersizleşirsiniz." güzel bir özet.
  • alkol ile henüz tanışmamış insandır. alkol dışında da kalıcı arkadaş yoktur zaten.
    diğerleri ya gider ya ölür.
  • benim bu. baba asker olunca devamlı tayin görmüş bir çocukluk geçirdiyseniz güzel bir arkadaşlık ortamı da oluşmamış oluyor.ayrıca kartlarımı açık oynamam da çoğu insanın işine gelmiyor olabilir.zaman geçirmekse karşımdakinin amacı ben onun oyuncağı olamam ahiretlik diye bir kavrama ayak uydurabilecek dürüstlüğe sahipse kapım sonuna kadar açık.
  • benim, hayatımda hep bir dost olsun isteyen de benim. kimse ile de çıkar için arkadaş olmadım. çıkar için arkadaş olan biri bile cenazesinde dost bildiklerinin varlığından emin olmak istemez mi? sizce, instagramda orada burada güzel seviyeli arkadaşlarınızla gezip fotoğraf çekerken benim hiç mi canım yanmıyor? kusura bakmayın arkadaşlar, ben hep arkadaşım olsun istedim, siz hiç bana arkadaş olmadınız. eğer beni ve benim gibileri "bazıları", "bir kısmı" ve bu minvalde laflar ederek, "güvenilmez", "insanları işletmenin peşinde" olarak damgalamaya devam ederseniz. sizin bana güvenmediğiniz kadar ben de size güvenmem. yalnız kaldığınızda etrafınızdaki "arkadaşlı" insanlar size nasıl saldırıyor inşallah başınıza gelir de öğrenirsiniz, bir yere gittiğinizde tek başına oturup yemek yemeye çalıştığınızda bile insanlar nasıl dik dik bakıyor, şaşırıyorlar hissedersiniz. belki bugün değil ama ileride her gün dışladığınız bizlerin acısıyla yaşayacaksınız.

    kısacası, kişinin başına bela olarak okunabilecek bir hayatı yaşamaktır. empati gösterilmesi gerekir.

    not: bu yaşına kadar hiçbir arkadaşı kalmamış suser
  • ne arkadaşa ne sevgiliye ihtiyaç duymuyorum, kendimle baş başa kalmaktan sıkılmıyorum, uzun süredir bu şekilde yaşıyorum ve çok mutluyum. bu bir mecburiyet değil, tamamen benim tercihim, tavsiye ederim.
  • kalıcı arkadaş diye bir şey yok maalesef.sizin kalıcı arkadaş dediğiniz muhtemelen sizin töleranslarınızla yanınızdadır.en ufak çıkar çatışmasında o arkadaşlık çatlar bunu bilin sonra kederlenirsiniz.
  • insanoğlunun kendi içinde bir kalıcılığı olmadığına göre ki 1 sene önceki kendimle ne kadar birebir örtüşüyorum tartışılır, kalıcı arkadaşlık da ya da kalıcı arkadaşların olmaması sorgulanacak bir durum değildir.
  • insanları çok tanımak onların başka yüzlerini tanımak anlamınada geliyor.
    bu yüzden samimi olduğunuz bir arkadaşınızın aslında bir göt olduğunu anlayabiliyorsunuz. çok samimiyet tez ayrılık getiriyor.