şükela:  tümü | bugün
  • bir seçimdir fakat etik değildir.

    intiharı özellikle alman filozof kant, etik karar verme paradigmasında karşı mantıksal bir çelişki olarak kınar. intihar hayatın bir gerçeğidir. insanın dünyaya uyum sağlayamadığı durumlarda alternatif bir çözümdür intihar. ama yeterli bir çözüm değildir.

    schopenhauer ve kant, doğu kültüründen çok fazla etkilenmiş filozoflardır. doğu insanı, doğaya sayıyı gösterir ve doğayı özümser. batı insanı ise doğaya hükmeder ve doğayı değiştirmeye çalışır. doga'yı hayatını kolaylaştırmak için pratik bir araç olarak kullanır.

    kant ve schopenhauer ise bu anlamda karamsar bir tesellinin intihardan daha etik olduğunu savunmuşlardır. eğer insanı doğa meydana getirmişse ve ona ihtiyaç duyduğu gereksinimleri sağlıyorsa, insanın da doğaya saygı göstermesi ve geleceğini doğanın ellerine bırakması gerekir düşüncesi vardı bu iki yazar da.

    hegel ise, intiharı kurgulayıp; tanrı, insan ve madde diye ayrım yapmak anlamsızdır der. filozof yaptığı eleştiride evrensel cevherin insanın saf bilinci olduğunu iddia eder. hegel, dünyada her türlü eylemi gerçekleştiren, her türlü olaya dahil olan, mümkün olan bütün seçenekleri kullanarak değişim yaratan insanın sonunda kendisine döneceğini ifade eder.

    bu anlamda ortaya çok iddialı bir cümle atar. der ki;
    "aslında insan tanrı, tanrı'da insandır."

    hayatı anlamaya çalıştığımızda onu sevmek, biz insanlara en büyük yaradılış hediyesidir. çünkü insan alışkanlık durumunu yaşayan ve bunu sonunda mutluluğa dönüştürebilen bir canlıdır. bununla ilgili goethe'nin çok güzel bir ifadesi vardır. der ki;
    "hayatta alışkanlığın mutluluğu yerine anlattığı aslında cennetten bir ayrıntıdır."

    bu anlamda sürekli olaylarla başa çıkmaya çalışmaktan ziyade bazen de olayların kötü ilerleyişine alışmak da gerekir. bunu yapmak büyük ölçüde hayatınızı devam ettirmenizde size kolaylık sağlayacaktır.

    ben intiharı bir çözüm olarak görmediğimi söylemek istiyorum. hayat çok güzeldir ve yaşamaya değerdir. bu anlamda franz kafka çok güzel bir tespit ile adeta önümüze ışık tutmaktadır.

    kafka şu ifadesi ile, gerçeği görmüş sayılı yazarlardandır;

    " aslında dayanılmaz olan hayat değilmiş bunu fark ettim. dayanılmaz olan insanlarmış."

    hayatta canımız çok sıkılırsa kulaklığınızı takıp bazen yol boyu yürümemiz gerekir. bizler hayata alışmalıyız. hayata sırtımızı dönemeyiz. çünkü hayat bize gerçekten farklı seçenekler sunabiliyor. hayatın içindeki küçük ayrıntıları yakalamak ve beklenti içerisine girmeden küçük ayrıntılarla mutlu olmayı başarabilmek gerçekten mutluluktur.

    zaten shakespeare der ki ;

    " insanlardan bir şey ummam. beklentiler daima yaralar."

    ama hayattan bir şey umabiliriz. mesela bize güzel bir sonbahar yaşatmasını dileyebiliriz.

    belki de mutluluk budur; hayatın merkezine insanları koymamak.