şükela:  tümü | bugün
  • henüz bir adım atmamış olsam da, kendimi bu gruba ait hissediyorum. buradan ev sahiplerine sesleniyorum, azıcık insaf be.
  • annemdir. zamanında babam tarafından evden kovulma tehdit üzerine gayret edip bir ev sahibi olmuştur.
    okuldan arkadaşlarıyla yapılan günde ortak pasta alınmış. annem biraz yüksek para verince üzerinden artan miktarıyla bir dakika diyerek , koşa koşa dolar alıp pamukbank'a yatırmak için kuyruğa girmiş. eh be demişler o kadar parayla ev mi alınır. annem damla misali biriktire biriktire bir göz evim olsun ama oğlumla bana ait olsun diyerek canını dişine takarak çalıştı. bana da sürekli tutumlu olmamı öğütledi. ve gerçekten de ben biz ev alacağız diyerek bir çok kez kantini pas geçtiğimi bilirim.
    sonuçta ne oldu ? anneme gülen arkadaşlarının birisi ailecek borç batağına girdi. diğeri ise ünlü bir doktor eşi olarak sürekli kocasının gölgesi altında yaşadı. peki annem?
    aldığı dolarlar 2001 krizinde fırlayınca o bir gözlü ev hayallerinden gözü yükseklere dikildi. şirincecik bi ev sahibi olduk. babam bu sefer söylemlerini beni kazanma üzerine kurarak yeniden bir ailevi toplanışa yöneldik.
    azim , hedefe yürümek ve inandıklarını yüceltmek güzeldir.
  • en azından bir gayesi olan insandır. istediği şey de elle falan tutuluyo ne güzel. ne mutlu ona.
  • gavurun dediği gibi 30larında kazan,40larında harca,50lerinde yaşa.

    ne kadar erken birikim yaparsanız kendinizi o kadar sağlama almış olursunuz.yoksa namuslu işverenler sayesinde asgariden yatırılan prim size 1100 tl emekli maaşı olarak geri dönecektir.
  • türkiye’de yaşıyordur. devlet ona geleceği için herhangi bir güvence veremediği için bari başımızı sokacak bir evimiz olsun kafasındadır.
  • lan resmen benim bu..

    benim olm benim, o adam benim..
  • göçmendir.
  • bu ülkedeki yaşam standartlarını düşününce gayet normal insandır kendisi, buradan destek veriyorum.

    istanbul'da en dandik yerde kiralar olmuş 1.000 lira, aldığın maaş ne kadar ki o kirayı karşılayabilesin. bu durumda evinin olması, aldığın maaşla ancak geçinmeni sağlar. adam haklı olarak rahat bir hayat sürmek için ev almayı ister. ben de dahil tabi. evli olmayanlar da manitalarıyla rahatça takılır, ne bileyim kişinin kendi evinin olması her türlü güzel lan.
  • en yakın arkadaşımın babası vefat ettiğinde, uzun bir süredir kimsenin ölümüyle sarsıldığımı hissetmemiştim. bu olaydan kısa bir süre önce dedem vefat ettiğinde, içimden bir şey kopmadı. telefonda sesim gitmedi, iyiymiş gibi yapma ihtiyacı hissetmedim, cenazesine de gitmedim. bu insanları ben seçmememiştim.

    ama en yakın arkadaşımın babasının ölümü kafama bi balyoz gibi indi. hani böyle halısahada soğukta gece 11-12 maçında birden suratınıza top gelir, burnunuz kanamaya başlar damla damla, öyleydi. apartman görevlisiydi trabzon'da. ne bilim halen çocuk yanı vardı bence, en büyük tutkusu balığa gitmek, bir kayık almak falandı. 2014'te vefat edene kadar demirel'ciydi mesela, cenazesine gittiğimde köyde serendere 40 yıl önce demirel yazmış kireçle, hala kalmış. ama, emekçi bir insandı. 30 senedir her gün bir insan 5.30'da uyanır mı, öyle bir insandı.

    bir gün, bir iş kazasında trajik bir şekilde vefat etti. ve üzerinden veya hesabından yüklü bir para çıktı. en büyük hayali bir ev almaktı. arkadaşımın bunu öğrenince sinir krizi geçirdiğini hatırlıyorum. büyük bir trajedi. hayatını buna adıyorsun, kendin için, ailen için. en büyük amacın bu ama gerçekleşme imkanı malesef olmuyor. cenazede taşrada ölü yüzüne bakmak gibi bir adet var, yüzünde bir tebessüm vardı. mezarına kürekle toprak atmaya cesaret edememiştim.

    şimdi düşünüyorum. ben öbür dünya denilen masallara malesef inanmıyorum. malesef bu güne kadar öğrendiğim gerçekler bunun olmadığını yeterince kanıtlıyor. keşke olsaydı böyle bir el dorado ama yok arkadaşlar. hayat bu yani, elimizde ne varsa, önümüzde ne varsa, bu. böyle bir empati yapıyorum. hayatın boyunca uğraşıyosun, metrobüste sabah 7'de dolu real madrid barajına omuz atarak binmeye çalışıyosun, mobbinge maruz kalıyosun, prim hesaplıyosun, faizlere bakıyosun, birikim yapmaya çalışıyorsun, bes'e üye oluyosun, her şeyinden kısıyosun. bir ev almak için. bu bana insanın kendisine yapabileceği büyük bir haksızlık olarak geliyor günümüz türkiye'sinde, emlak piyasasında, iyi bir lokasyonda. imkanı olan insan için bir şey söylemiyorum. ama 5 nesil sonra torunum rahat etsin masallarına izin vermiyor bu sistem. gittikçe vahşileşiyor. yiyor. faizler, taksitler, borçlar insan hayatını kemiriyor. hayal satıyor. beylikdüzü'nde yaşam vadisi, başakşehir'de at çiftliği, esenler'de 1461 my badem bıyıklım hayalleri satıyorlar ahlaksızca.

    söylemek istediğim, hayat boş, eğlen [bazı meslek liselerinde ve kale arkası tribünlerdeki adıyla pompala] coş demek değil. ama bana rasyonel gelmiyor amınakoyayım hayata bu kadar ipotek koymak.

    mehmet tez'in bir yazısı vardı, konuyla ilgili. aklıma bu geliyor mesela.

    http://www.milliyet.com.tr/…014/1823930/default.htm

    tatmin etmediyse şu da plase;

    (bkz: zenginlik/@achtundsiebzug)

    ne bileyim ya da ben çok salağım. olabilir. bu da ihtimaller dahilinde. inkar etmedim hiç.
  • bir türlü kabullenemediğim insan türüdür. kıç kadar maaş al, faturaları öde, yemek vs. derken geriye kuş kadar bişey kalıyor. “tamam lan giriyorum krediye” desen, 20 sene bitmez lan o evin borcu. 50 yaşında sahibi olacağım evi, çok pardon ama sikerim.