şükela:  tümü | bugün
  • turk gecliginin %80inin yapmis oldugu..
  • oyuncak bir tren gibi yaşamanın, her an, her saniye aynı noktada olduğunu farketmenin, aynı tünelden, aynı sahte* istastonun önünden geçmenin dayanılmaz olduğu bir anda, dönüp durduğun rayı terk etmek istemenin, oysa tüm gücünü o raylardan aldığını fark etmenin sonucu olarak arkanda sürüklediğin vagonlarda yüklü umut adlı bilinmezi amaçsızca boşaltmaktır.
  • önce çevrendekileri, sonra kendini anlamamakla başlayan süreç.
    önce dünyanın senin hayal ettiğin gibi olmadığını anlarsın, ardından kendi masumiyetini ve iyi niyetini sorgulamaya başlarsın.
    artık kendine de inancın kalmadığı için umut da kalmaz. ama intihar da edemezin. anlamsız bir şekilde ölümü beklemeye başlarsın.
  • n'olursa olsun, mutlaka tutunacak bir dal varken pes etmek, kolaya kaçmaktır hayattan umudu kesmek.

    nefes alıyorsak, umut var demektir
  • her insanın hayatının belirli bir döneminde içinde bulunduğu hadise.beni rahatsız eden genç dimagların bu keyfiyetteki hareketleri. aklınızı başınıza alın 20 li yaşlarıma dönmek fırsatı elime geçse şu yaşımda götümü verirdim.
  • çevresindeki olup bitenin farkına varmış, karamsar bir insanın yapacağı iş.

    daha gencim. belki birçoğunuzun hasretini çektiği bir dönemdeyim.

    geleceğe yönelik hiç tatlı hayallerim yok. halbuki olması gerekirdi. yaşıtlarım eğlenceden eğlenceye koşup kendilerini kandırabiliyorlar. bense burada uçuk kaçık teoriler, kimsenin uğraşmak istemeyeceği konular üzerine düşünüp hayatımı kendime zehir ediyorum.

    farkındalılık uzaktan övünülebilir bir şey gibi gözükse de ölümün ta kendisi. işte çoğu insan bunu farkedince kendini kandırarak hayatta kalıyor. ama ben kendimi kandıramadım. farkında değilmiş gibi yapamıyorum. yapabilenleri de buradan tebrik ediyorum.

    bi ara öfkeliydim. daha beynim yeni yeni gelişiyordu. * çok öfkeliydim; işleyen sisteme, bu sistemde ezildiği halde sistemi destekleyenlere, sistemi bu hale getirenlere, sistemi düzeltmek için parmağını kıpırdatmayanlara. bildiğiniz "fak dı sistem." diye ortalıklarda dolaşan bir ergendim. bir gün birisi bana ne kadar aptal olduğumu gösterdi.
    kendimin farkına varınca kendimden de nefret ettim. çünkü ben de onlardan farksızdım. farkındalılık beni farklı kılmamıştı.

    biliyorsunuz ki öfke, taşıması ağır bir yüktür. kısa zamanda zaten zayıf olan benliğimi tüketti. işe yaramaz, korkak, karamsar bir paranoyağa dönüştüm. eğer çok param olsaydı ot veya hap kullanırdım. onun yerine bilgisayar oyunlarına verdim kendimi. hala daha da veriyorum. bu da bi çeşit uyuşturucu. o alternatif gerçekliğin içinde kaybolabilmek tek neşe kaynağım. zor bi boss kestikten sonraki başarma duygusu beni hayatta tutuyor.

    günlerdir doğru düzgün bir şey yemiyorum. masanın üstünde bi adet çabuk çorba var. sabah 9'dan beri yenmeyi bekliyor. en azından uyuyabiliyorum. uyku çok uyku güzel. 7-8 saatliğine yoksun. bu da bi çeşit uyuşturucu.

    konuya geri dönersek; bu ülkede yaşamaktan nefret ediyorum. başka bir ülkede yaşasaydım orada yaşamaktan da nefret ederdim.
    geleceğe yönelik hiç umudum yok. beni yola koyabilecek, hayatımın kadını diyebileceğim biri varsada gitsin başka birinin hayatının kadını olsun. benden bi bok olmaz.
  • intiharın en gerçek dayanağı.
  • yakın zamanda yepyeni başlangıçlara yol açacak şahane eylemdir.