şükela:  tümü | bugün
  • eskisehirli oldugunu biliyorum.. asagidaki siiri en begendigim siiridir..

    adam

    -idil'e-
    o şehre davrandığın gibi davran bana da
    o şehre gittiğin gibi bana da git uçarak
    bana da in, bana da kon ve el salla geride
    bıraktığına: elveda benim küçük adamım!
    ufacıktan bir şehri nasıl adam ettinse,
    sevdinse adam gibi, beni de o şehir gibi
    sev! korkma sakın, adam etmez aşk beni,
    geç benden, benim de köprülerim var,
    aşkı seyret oradan, dalgın günüm geçiyor,
    benim de gecelerim var, danset, eteklerin
    fırdönsün, sen bana dön, bana eşlik et,
    benim de sabahlarım var, uyanmaya ne saat,
    ne telefon, ne kapı: bisikletin zilini
    dizlerini kanatan bir deli kız çalsın yeter ki!
    benim de parklarım var, uzanıver salkımsaçak
    üstüme, dalımdan tut, benim de yapraklarım var
    güneşli gövdene müjde eli kulağında bahar,
    benim de şiirlerim var, aşk konulu, senin
    o şehri sevmene benziyor, seni sevmeye
    benziyor adamakıllı serserin olana kadar

    bir şehri kıskanıyorum, benim böyle neyim var?
  • "ben bir anıyı ağırlamakla geçen hayatlardanım" demiş şair.
  • 'gözlerimizi uzaklıklar değil yalnız,
    göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır.'

    diyen şair.
  • üniversitede parasız kaldığımız bir dönem gecekondu muhitinde müstakil bir eve çıkmıştık. tuvaleti falan dışarıda. banyosu desen kutuplara benziyor. kar yağmasın diye allah'a dua ediyorduk her gün. çünkü kar demek, evin tüm tesisatının donması demekti bizim için. yani banyo, tuvalet, yemek yalan oluyordu anında. odanın birine soba kurmuştuk. iki tane sedir dışında birleştirip yattığımız iki de yer yatağımız vardı. o odanın içinde 8 kişi falan yatıyorduk. zor bela çalan teypte de arkadaştan ödünç aldığımız ilkay akkaya'nın kül kaseti çalardı. arada sırada king oynuyorduk karlı havalarda dışarı çıkıp odun getirmecesine. başkaca da bir eğlencemiz yoktu.

    bu sebepler toplamından o dönem hayatımda en çok kitap okuduğum zamanlardan birisidir. parasızlık zihin açıyor demek ki. bir gün kitapları karıştırıp okumadığım var mı diye bakarken haydar ergülen adını gördüm. okuduğum bir şair değildi aslında. açtım, okudum. kapadığımda evin o tüm soğukluğundan ziyade annemi özlediğim fikri kafamda daha baskındı. eylül şiirinden ve şiirde geçen ''bütün oğullar anneyi bir şiire terkeder!'' dizesinden bahsediyorum.

    aradan yıllar geçti. o günden bugüne değişen bir şey yok esasen. eylül özelinde haydar ergülen iyi bir şair ve sadece ben annemi eskisinden daha çok özlüyorum.
  • eylül
    kadin gider ve bunun siir oldugu söylenir
    kadin gider ve bir sair dogar bundan
    (ben hangi kadindan sair oldugumu bilirim)
    "yazin bittigi her yerde söylenir"se
    kadinin gittigi de her yerde söylenir
    kadin gittigi her yerde siir diye söylenir:
    kadinin gittigi yazin bittigidir, her yerde
    yaz biter kadin giderse, bunun sonu siirdir,
    yazin sonu siirdir, siirdir askin sonu...
    sehir her semtiyle yazin pesine düsse
    yaz uzar bundan ve asklar da nasiplenir,
    yazin pesinde sehir, kadinin pesinde siir
    eylülün semtine kadar böyle gidilir
    bir gecede gittimdi hazirandan eylüle
    eylül yazdan terkedilmisti, siirse haziranda
    kadin tarafindan terkedildi o söylenceye:
    bütün ogullar anneyi bir siire terkeder!
    o kadin beni terkederse sair olurum
    ogul oldugum kadin sakin beni terketme,
    siirdir söylenir, yazdir biter, kadindir gider

    bütün kadinlar siiri bir kadina terkeder!
    haydar ergülen
  • ''sonra her şey geçmedi !
    sonra her şey geçmez kolayca.
    herkes kalanıyla yaşar ,
    kendinden geriye ne bıraktıysa .''

    ne de güzel söylemiş, her şey geçmez kolayca.
  • "çok sevmek de kederlidir ve insan gölgesinden bile uzağa düşer."
  • "harflerin gülüştüğünü senin adında gördüm!"

    haydar ergülen
  • "sonra her şey geçmedi !
    sonra her şey geçmez kolayca ;
    herkes kalanıyla yaşar ,
    kendinden geriye ne bıraktıysa ,
    ne bıraktılarsa ondan geriye ."
  • trenlerden sonra yağmura bakışımı da değiştiren şair- yazar.

    "yağmurdan sonra
    anladım ki
    anlamadığımdır dünya."