şükela:  tümü | bugün
  • yelkenseverlerin ve ruzgar severlerın en ufak esıntıde katalızor olma ıstegı ıle "es es daha es daha shıttedlı es" manasında felan ettıgı laf
  • ondört bin yıl gezdim divanelikte
    sıtk-ı ismin buldum pervanelikte
    içtim şarabını mestanelikte
    kırkların ceminde dara düş oldum
    kırkların ceminde haydar haydar dara düş oldum

    güruh-u naci'ye özümü kattım
    insan sıfatından çok geldim gittim
    bülbül oldum firdevs bağında öttüm
    bir zaman gül için zara düş oldum
    bir zaman gül için haydar haydar zara düş oldum
  • bu türküyü besteledikten sonra ali ekber çiçek'in sazı kucağına koyup "ben naaptım böyle?" dediği söylenir. belki de tarihin gördüğü en senfonik türküdür.
  • suriyeli yazar. banquet for seaweed isimli romanı yüzünden mısır'da salman rushdie muamelesi görmüştür. kitabın yayınlanmasına aracı oldukları için kültür bakanlığı görevlileri yerlerinden edilmiştir. suriyeli aydınların ve medyanın uzun süreli çabası ve sağduyulu insanlar sayesinde bu muhtemel katli vacip edebiyatçılardan biri olmaktan kurtulmuştur.
  • istanbul üniversitesi ingiliz dili ve edebiyatında, bir zamanlar, baydar baydar* diye söylenen türkü.
  • ali ekber çiçek'e ait olan versiyonunu levent yüksel de söylemiştir.
  • "yâr ali yaradan ali, can ali canan ali" dizesini de selda bağcan'dan duymuşluğum olan türkü.
  • ali ekber cicek eseri olarak haydar haydar, halk arasinda sadece haydar olarak da bilinir.
  • yelken yaparken, hava fazla durulunca
    "haydar haydar haydaraydaraydaraydaraydar (burda ruzgar biraz hizlanmis heyecan artmistir)
    colugunu cocugunu topla da gel hade haydarhaydaraydaraydaraydarr"
    seklinde kullanilan bir cesit kalip.
  • (bkz: deli haydar)