şükela:  tümü | bugün
  • yeni çıkmış bir kitap. herkesin ihtiyacı olan hayır diyebilmeyi anlatıyor. çıkar çıkmaz çok satanlara girdi.

    meraklısına (bkz: https://www.dr.com.tr/…gelisim/urunno=0001835964001)
  • ‘hayır’ diyebilmek, kendine saygı demektir

    “hayır” diyerek insanların size nasıl davranacaklarını, siz onlara öğretirsiniz !

    sizi sömürenlere sık sık ve zevkle hayır deyin. hayır dünyanın en iyi öğreten kelimelerinden biridir. kesin ve net olarak söylediğiniz her hayır’da, kendinize “evet” dediğinizi unutmayın.

    klişe kişisel gelişim kitapları gibi bakmayın lütfen. okuyunuz, okutturunuz
  • prensiplerinizi ve değerlerinizi ortaya doğru şekilde koymak istediğinizde “hayır” en büyük yardımcınızdır.

    insanın kendisini, çıkarcılardan korumasının en iyi yolu, açıkça bir "hayır." demekten geçer.

    gerektiği zaman "hayır." diyebilmek sizi vakit kaybından ve iç sıkıntısından kurtaracaktır, karar sizin.

    hayatınızın yanlış yolda ilerlediğini fark ettiğiniz anda "hayır." demenin vakti gelmiştir.
  • "of course you're still single, take a look at yourself, you dumb slut" ayarında bir kitap olması muhtemel kitaptır. (bkz: how i met your mother)
  • lügatım da olmayan bir çeşit yüceltme mekanizması. hayran kaldığım ama asla söyleyemedigim .
  • büyük cesaret isteyen bir eylemdir. ya da bir insanın cesur olduğunu gösteren bir şey. kolay değil insanlarla karşı karşıya gelmeyi göze almak. bir sanat değildir ama önemli bir şeydir. kişinin bireysel karar alabilmesini kısmen özgür davranabildiginin göstergesidir.
  • kitap satıldıkça yazarın ooo yeeee deme sanatını icra edecektir.
  • benim de bu sanatı öğrenmem gerek kimse kırılmasın, üzülmesin diye hayır diyemeyen tek ben olamam di mi?
  • bir profesör kürsüsünün altından bir kavanoz çıkartır. sonra iri taş parçalarını kavanozun içine yerleştirir ve öğrencilerine dönüp sorar; kavanoz doldu mu? öğrenciler hep bir ağızdan evet doldu doldu derler. profesör, bu defa küçük çakıl parçaları dolu kovayı kürsünün altından çıkarır kavanozdaki küçük boşluklara döker sonra sınıfa dönüp tekrar sorar; kavanoz doldu mu? öğrenciler bu sefer temkinlidir tam dolmuş sayılmaz derler. profesör bu sefer de bir kova kum döker kavanozun tepesinden. kum her yeri doldurana kadar devam eder ve yine sorar: kavanoz doldu mu? öğrenciler bu kez hayır dolmadı derler. profesör aferin diyerek eline aldığı bir sürahi suyu kavanoza döker bu kez. ve sonra "bu gördüklerinizden ne ders çıkarttınız?" diye sorar. öğrencilerden biri "gün içinde yapmanız gereken şey ne kadar çok olursa olsun, her zaman yenilerine yer vardır" der. öğretmen sınıfa döner ve şöyle der: "hayır, çıkarmanız gereken ders şu: eğer büyük taş parçalarını en baştan kavanozun içine koymazsanız daha sonra asla koyamazsınız" der.

    sizin hayatınızdaki büyük taş parçaları neler? onları öncelikli olarak kendi hayat kavanozunuza koydunuz mu? kavanozunuza kum, su ve çakıl taşıyanlar asla bitmeyecek. eğer siz de başkalarını kırmamak adına "hayır" diyemiyor, kavanozunuza kum, su ve çakıl taşımalarına izin veriyorsanız hayatınızdaki büyük taş parçalarının daima kavanozun dışında kalacağını unutmayın.
  • yazarı olmayan kitap..
    bizim kültürümüze pek uygun değil.. bireyci avrupalılar ve amerikalıların bu kitaba çok ihtiyacı olduğunu sanman ama bizim topumuz buna muhtacız sanırım...çok basit ve anlaşılır bir dili olan çerez gibi kitap...alin, okuyun, ihtiyacı olan bir başkasına verin..sanırım ülkemizde rahat best seller olur yani.
hesabın var mı? giriş yap