şükela:  tümü | bugün
  • sevilmemeyi göze alamamanın getirisidir. aslında; "onları kırmak istemiyorum", yada "o kadar iyiyim ki onları rededemiyorum"un altında, genelde, "hayır dediğim insanların beni sevmemesinden korkuyorum" vardır.
  • kendinizi zaman zaman biyerlerde bulmaniza "ama ben burda olmak istemiyordum ki" demenize yol acar...
  • yufka yürekli olmaktan biraz daha ötede bir durumdur. kimseyi kırmamak incitmemek için hayır diyemeyenler vardır belki. ama genellikle hayır diyememek daha önemli bir sorunun göstergesidir. çevresindeki insanları kaybetmekten korkan biri söz konusudur çünkü.
    onlara kızsa da yüzleştiğinde yumuşak davranan, bir istekleri olduğunda kendisinden fedakarlık edip bu dileği yerine getiren kişiler, aslında çevrelerinin tanımladığı gibi "gökten inmiş kanatsız bir melek" değildirler. ciddi anlamda psikolojik sorunları vardır ve bununla hala yüzleşmemişlerdir.
    insanları kaybetmekten korkarlar. feci korkarlar hem de. neden korkarlar bilinmez. korkunç asosyal bir çocukluk ve gençlikleri mi olmuştur? aileleri onları terk mi etmiştir? liderlik vasfını asla kazanamayacakları ve hep bağımlı yaşamalarını gerektirecek şekilde aile baskısı altında mı kalmışlardır? yoksa basitçe çok sevdikleri kişileri (aile içinden ve/veya dışından) mi kaybetmişlerdir? bir travma mutlaka söz konusudur. yoksa kimse kendisinden devamlı fedakarlık yaparak etrafındaki herkesi memnun etmeye çalışmaz.
    tabi burada söz konusu olan kişiler sırf yakınlarını ya da ailelerini değil herkesi mutlu etmek için devamlı ne denirse yapan ve kızgınlıklarını bastıran kişilerdir. yoksa sevdiği için kendisinden ödün veren bir kişi bu tanım kapsamına girmez.
    sonuç olarak, geçmişinde birileri tarafından yalnız bırakılan, dışlanan bir kişiyse söz konusu olan, bu her istenileni yapma durumu kişinin kendi özgüvenini toparlayacağı bir olay meydana gelinceye kadar ya da kendi durumundan rahatsız olmaya başlayıncaya (en azından durumunun farkında oluncaya) kadar devam eder. bu durumda eğer irade gücüyle gerekli değişikleri yaparsa hayatına daha rahat ve huzurlu bir şekilde devam edebilir.
    eğer travmanın sebebi sevilen bir veya daha fazla kişinin ölümü ise tedavisi daha zordur. tanıdığı herkesle arasını iyi tutmaya çalışması artık kişi için bir çıkar ilişkisinden daha üst boyutlara gelmiştir. kendisini o insana karşı "sorumlu" hisseder çünkü onun başına bir şey gelmesi durumunda eğer araları kötüyse kendisini asla affetmeyecektir. herkesi memnun etmeye çalışır, başaramadığında bile "gitsen de kapım sana her zaman açık" mesajları verir. etrafındakileri şımartır, onların üstüne fazlasıyla düşüp ilgi göstererek kendisine karşı istismarlara sebep olur. ve en çok korktuğu şeyler başına geldiğinde (çevresindekilerin kendisini terketmesi) yüreğinde biraz daha ağırlıkla yola devam eder. bu sefer daha fazla ödün verip daha çok fedakarlık yaparak, daha çok isteği hayata geçirerek. bu kişilerin kendilerine olan özgüvenlerinin düzeltilmesinin yanı sıra kendilerinin de değerli ve özel olduğunu ve etrafında kalmasını istediği kişilerin ne olursa olsun onu zaten terketmeyecek kişiler olduğunu görmesi gereklidir.
    kendisini değersiz hisseden herkes şu ya da bu şekilde ailesinden sevgi görmemiş insanlardır. bunun sebebi boşanma, ölüm, şiddet, taciz, vs. olabilir. her ne olursa olsun, eğer maddi ve görünür bir çıkar ilişkisi dışında herhangi bir sebepten herkesi memnun etmeye çalışan, hayır diyemeyen bir insan söz konusuysa, kendisinin ne kadar değerli olduğunu ona göstermek, onu aşağılamak, kullanmaya çalışmak ya da kendisinden sıkılıp terketmekten daha asil bir hareket olacaktır.
  • bilmiyorum psikolojide bir karşılığı var mı ama bana göre benim de sahip olduğum bir hastalık. iyilik veya kötülükle hiçbir alakası yok. hayır demeniz gereken durumda çıkmıyor o kelime, olmuyor amına koyim. yeminle evde prova yaptığımı bilirim ama yine de olmuyor.

    çok zor durumlara düşürüyor insanı, elinden gelemeyecek işlere de evet dediğin için artık seri bir şekilde yalan söylemeye başlıyor insan. bazen bu şerefsiz kelimeyi sadece 1 kez söyleyerek çözebileceğim bir meseleyi onlarca yalan söyleyerek kurtaramıyorum. lisedeyken bu illet yüzünden bir kızla 3 ay çıktığımı bilirim.

    geçenlerde bir arkadaş arayıp halısaha maçına çağırdı. sırf canım istemediği için, hür irademle ''hayır'' dedim. telefonu muzaffer bir komutan edasıyla kapattım, ölüyorum amk sevinçten. 5 dakika sonra yine aradı götveren ''adam yok işte gel hacı yeaa'' dedi ve ben bu sefer hayır diyemedim. olsun 5 dakika da olsa zaferimin tadını çıkardım, muazzam bir deneyimdi.
  • allah aşkına biri şunun formülünü falan bulsun. bu ne illet birşeydir arkadaş. o çağırır "tamam", öteki ister "tabi", diğeri bekler "yoldayım"... bu nedir arkadaş? kimse anlamaz mı halden? yok işte diyorsun, bu sefer de "hadi hadi" lere maruz kalıyorsun. insandır en nihayetinde kırmayalım diyorsun, öfff.

    zaafımdır. bir erkek olarak neçe sınavlardan, denemelerden, zarflardan, postalardan ince çalımlarla sıyrıldım ama buna yapacak birşeyim yok. hayır kelimesinden bir türlü kısmetlenemedim ben. millet çatır çatır diyor ben öyle aval aval bakıp "olur" diyorum.

    yok mudur bunun çözümü? allah aşkına ekşi yardım et. anlatıyorum, yok diyorum, olmuyor. 2 kere 3 kere hayır diyorum yine de olmuyor. bu sefer de karşı taraf dudak bükünce ben bi' garip oluyorum. "lan 3 günlük dünya kırma insanları" felsefesi başıma kocaman kocaman taşlar olarak yağıyor..

    (bkz: imdat)
  • başkalarına ayıp olmasın diye kendine ayıp etmektir.
  • nefret ettiğim şey.

    az önce masama fransız bir arkadaş geldi ve lens suyum olup olmadığını sordu. maalesef saklayamadım o anda, çünkü görmüştü çantamda. evet var dedim, ve daha kutusu açılmamış mis gibi lens solüsyonumu kızla birlikte umumi tuvalete gönderdim.

    sevmiyorum insanlarla hijyen eşyası paylaşmayı işte, asla da sevmedim. ne işi var tertemiz, gözüme soktuğum solüsyonun başka birinin elinde, umumi tuvalette allah aşkına ya? zorunda mıyım arkadaşım ben.

    basın eksiye ak. siz de anlamayacaksınız zaten, sadece hijyen hastaları anlayabilir bunu.
  • insani dengesiz gosteren, basa pek cok olay acabilitesi olan durum
  • hayır diyememek beraberinde şunu getirir, kırmamak için degil de, deger verdiğiniz insanlar için içten dediğiniz "evet" in hiç bir anlamı kalmaz.
  • hayır diyemediğin kişiden hayır da bekleme