1. kendisinin beyoglu gazetesi nde hrant dink in ardindan yazdigi yazi:

    bir sokak çocuğu bir taş atar ve bir tanesini avlar ensesinden meydandaki sürünün. geri kalanları uçuşur ve güvenli çatılara konarlar hızlıca.
    yani havada olma halidir şimdi bizlerinki. nereye konmalı? tehlikenin geçmesini bekleyip her an yeniden uçmaya hazır kıta bir halk.
    "once söz vardı" diyor ya kutsal metin, artık yok.
    ensenden kan akıttılar.
    hrant ın arkasından yazı yazma görevi düşen onlarca yürek kadar sıkışmışım ben.
    nereden yazayım şimdi... hangi bilgim, hangi doğrum, hangi duygum yeter iki kelam etmeye...
    ensenden kan akıttılar.
    bildiğim üç cümle vardı. şimdi bir tane.
    serde ermenilik var, oradan duymalıyım bu çığlığı desen, benden ancak birkaç cümle.
    azınlık masası polis departmanındaki memurunun keyfi keder yönettiği bir cemaat iken, ben de varım diyen, sorgulayan ve talep eden bir ermeni halkı yarattın bizlerden...
    yani senin "ah" dediğinde orada olmayanlar, gazetenin önünde nöbet tutanlar, yüzleri kızaranlar, utananlar, bile bile öldürülmene şahit yazılanlar...
    mum yakanlar, ilk defa slogan atanlar, canı yananlar, belli bir süre sonra yine sokakta ermeni olmaktan gizlenerek yürüyecek olanlar, şaşıranlar, biz ermeniler...
    seni yaşatamadık.
    yani seni öldürdük.
    onbinler geldi gazeteye. hepimiz hrantız, hepimiz ermeniyiz dediler.
    demek ki hepimiz öldük, hepimizin ensesinden kan aktı, yani hepimiz iki seksen yatırıldık asfalta.
    ensenden kan akıttılar...
    utanıyorum...
    oldürülecek ikinci bir ermeni olmadığından.
    yani bana dair tüm nefreti vücudunla göğüsleyerek bu toprağa gömmenden dolayı.
    yani benim için ensene kurşun yediğinden.
    utanıyorum.
    vurulduğun yerde nöbet beklemekten.
    bir pişmanlık bildirgesi, bir özeleştiri olsun, ancak arkandan yazabildiğim birkaç satır.
    beni affet...
    siir gibi yazılardan hazzetmiyorum, diyordun. ama başka türlüsü çıkmıyor şimdilerde.
    yaz, durma dediydin...
    gel agos ta köşe al, hep yaz...
    iki satırlık nefesimi seninle tüketmemiş olmanın vicdan azabıdır şimdi arkandan yazmak benimkisi...
    güvercin sürüleri...
    bir sokak çocuğu bir taş atar ve bir tanesini avlar ensesinden meydandaki sürünün.
    geri kalanları uçuşur ve güvenli çatılara konarlar hızlıca.
    yani havada olma halidir şimdi bizlerinki. nereye konmalı?
    tehlikenin geçmesini bekleyip her an yeniden uçmaya hazır kıta bir halk.
    simdi ben utanıyorum.
    bir miras addedeceksek birilerimize,
    ya bir güvercin ürkekliği,
    ya bir arslan cesareti,
    başım üstüne...
    yüz yıldır yıldırılan ve yüz yıldır ayağa kalkan bir geçmişim var benim.
    bir yolunu bulur dirilirim senin yattığın yerden.
    ne dediydi senin için bir genç:
    hrant dink
    1954 - 1915
    yani ben, yani sen, çoktandır yokuz esasen buralarda.
    bir gölge, bir hayalet edasıyla, vücut bulmaya çalıştıkça elimizden alınan bedenlerimiz, umutlarımız, sahte yaşamlarımız var uzunca zamandır.
    gerçek değiliz hala.
    buz gibi ölümün hangi tortuyu bırakacak bilmiyorum, her yutkunduğumda düğümlenen boğazıma, ama yalnızım, yorgunum, sensizim simdi.
    "once söz vardı" diyor ya kutsal metin; artık yok...
  2. tazecik babadır kendisi.
  3. marksizm 2010da konuşmacıydı.

    "azınlıklar nasıl azınlık oldu?" başlıklı oturumda hayko bağdat'ın konuşmasından notlar:

    1. ben ermeni'yim ama dayım rum'du, yunanistan'a göçmüştü. geçende haber aldım, ölmüştü. dayım öldüğü an, onların geri dönmesiyle umudumun da bittiğini anladım.
    2. son dönemdeki kimi adım atma girişimleri önemli ama hükümetin meseleye "azınlıklara, kürtlere, alevilere doğal haklarının iadesi" olarak bakmayıp, konuyu "jest" yapma politikası gibi algılaması hoş değil. bu jest olamaz, asli görevdir. yüzlerce gaspedilmiş mülkten iki tanesini geri verince, benim "padişahım çok yaşa" demem mi bekleniyor?
    3. iktidar, sadece bdp ile değil esasında kürtlükle barışmalıdır; sadece ermenistan ile değil ermenilerle barışmalıdır.
    4. dünyada ermeniliğin iki başbakanı var aslında; biri ermenistan'da, birisi de türkiye'de. bunun farkında mıyız?
    5. hrant'a bir bekçi bile vermemiş devletten adalet beklemek ne acı. cumhurbaşkanı, "biz bir vatandaşımızı koruyamadık" demişti, bilgi edinme hakkımızı kullanıp sorduk: "siz, 'bir vatandaşımızı koruyamadık' demiştiniz; bunu neye, hangi bilgiye dayanarak söylediniz?" yanıt geldi, geri adım atılmıştı: "toplumsal duyarlılık nedeniyle..." söylenmiş meğerse.
    6. ne yapılmalı? kamu vicdanına daha çok seslenmeli, 19 ocak'lar, 24 nisan'lar daha kalabalık olmalı.
  4. hayko bağdat'ın marksizm 2010 konuşması hüzün doluydu, acıydı, demir leblebiydi, yenilir yutulur değildi ama yine de bize yardım için onları avuçladığını gördüm sanki...
  5. akın birdal'ın tutarsız bir yaklaşımına tutarlı ve adil bir yanıt vermiş kişi, hrant'ın arkadaşlarından birisi.

    geçtiğimiz hafta 'lozan kürt kültür derneği' tarafından düzenlenen panelde barış ve demokrasi partisi (bdp) diyarbakır milletvekili akın birdal'ın, 'hrant'ın arkadaşları'na yönelik sözleri tepki topladı. akın birdal, çeşitli gazetelerde ve anf ajansı'nda yer alan konuşmasında anayasa referandumu sürecinde ‘yetmez ama, evet’ diyenleri eleştirerek şunları söylemişti: “2 bin kürt siyasetçi içerde ve referandum sonrası da bu tutuklamalar sürüyor, hrant dink’i öldürenler devlet tarafından korunuyor. hizbullahçılar serbest bırakılıyor ve hak ihlalleri artıyor. o liberaller şimdi kavga ediyorlar. kendilerine 'hrant’ın arkadaşları' diyen, 'yetmez ama, evetçiler' 19 ocak’ta hrant için adalet istiyoruz diyorlardı. iki yüzlülüktür yaptıkları. 'yetmez ama, evet' diye diye hrant’ı öldürdüler...” hayko bağdat'ın 'açık mektubu' ise şöyle:

    "akın abi,

    devletin gözetiminde ve nezaretinde öldürdüler hrant dink’i.
    önce, linç ettiler, hedef gösterdiler, adres verdiler, kurşun verdiler, teammüden öldürdüler.
    en başta cemil çiçek işaret parmağıyla göstererek 'ermeni var' diye bağırdı, katil, 'ermeniyi vurdum' diye çemkirmeden az evvel.
    ermeni mezarlığının üstüne kurdukları şatolardan hatırlanmasın diye hakikat, sustururuz zannetiler toprağın belleğini.
    yüz yıldır bize bak neler yaptılar akın abi? varlığımızı değil, hatıramızı sökmeye çalıştılar anadolu’dan.
    kadınlarımızı, çocuklarımızı, yiğitlerimizi, izimizi gömdüler toprağa, 100 yılda.
    artık kendi hikayemiz tükendi, anlatıldı, anlaşıldı.
    peki bu 100 yılda sizlere ne oldu akın abi?
    'kasabanın sırrı'yla nasıl yaşadınız?..
    mühürlü kutunun açılabilmesi için sihirli iksiri hrant’ın kanında buldunuz akın abi?
    100 yılda bunu yapanlara yeterince kızsaydık, binlerce faili meçhul kürt mezarlığı fışkırır mıydı şimdi vatan saydığımız toprağımızdan?..
    biraz daha kazalım toprağı akın abi.
    kalemim varmıyor, kırılma diye, yazamıyorum daha çok.
    ama şuna inan: ben 'birşey diye diye' öldürmedim hrant dink’i; dilini ısır.
    başkaları birşey demiye demiye kolaylaştırdı sadece katillerin güzergahını.

    hrant abi’yi ben öldürmedim akın abi.

    2 şubat 2011

    hayko bağdat

    (hrant’ın arkadaşı)

hayko bağdat hakkında bilgi verin