şükela:  tümü | bugün
  • bizim fethiye'de yayla tarafında komşu köyden haymazca vardı. meğer çok da uzağımız değilmiş, anabir üvey teyzemin kaynatası oluyormuş. onun dişsiz veya takma dişli haliyle kalın ses tonuyla ha bakalım de bakalım diye diye basit bir yol veya macera öyküsünü ballandırışını unutmam. aynı anda eline bir eğe alır orak eğelerdi. eğesini çok güzel yaptığını aktarışıma sinir olan kıskanç babam, eğeyi o kadar verdikten, yedirdikten sonra babam da olsa yapar keskin eğeyi diye kakışırdı*.

    ismi değil de lakabı haymaz'mış, ismini öğrendim mustafa'ymış, çatalca'lıymış. nerde kalmıştık, babamın uzaktan kakışmasına karşın haymazca babamı çok sever, her görüştüğümüzde illa babama selam ederdi. o aslında durmadan sövüp siyen biriymiş, lakabını çözümleyemediysek de kişiliği gözünü budaktan sakınmayan, sert, eyvallahsız biriymiş.

    biraz soruşturma daha yaptım. sülalesinin yaabı idrisler demeye gelen idirizler. diğer dallarda görece zenginler var, bu haymazca fakir, "aykırı zıplak" gibi. sadece kendine ait bir lakabı olduğuna göre ismini yakıştırma seven köylüleri koymuş olmalı. onun erken zamanlarında alacıkta otururlarmış. paldır küldür bir adam, çenesi durmaz, sövmek, siymek bunda. kepidik kepidik, pallaş pullaş gidip duru olurmuş. karısı da yarasa gibi zayıf ve küçümen biriymiş. ıdiriz salihası diye sarılık kesmesiyle ünlü kadın, adını kocasının sülalesinden alıyor. işte idiriz salihası'nın kocası haymazca'nın oğlan kerdeşinin oğluymuş. haymazca'nın oğlunun karısı işte benim dezem. çok hikaye anlattıği da doğrulanıyor. bir kaynağım çatalcalı dedi, bir kaynağım kabaağaç'tan saydı; belki ikisi de doğrudur. belki adını yürüyüşünden veya çenesinden almıştır.

    (bkz: sövüp saymak)
    (bkz: patır kütür)
    (bkz: lakap/@ibisile)
    (bkz: hamaz/@ibisile)