şükela:  tümü | bugün soru sor
  • insana karşı kendini savunamayan hayvanlarin tutsaklıklarına son verilmesini isteyen bireyin isteği.

    (bkz: petshoplar kapatılsın)
    (bkz: yunus parkları kapatılsın)
  • bu dilek keşke gerçekleşse. etrafına dikkatle bir bak, bilumum insan kılığında hayvan etrafımızı sarmış.
    " hayvanat bahçesine ne gerek...
    dünyada insandan daha kötü hayvan var mı?"
  • "neymiş , sevgiyi çocuklar orada tadacakmış ? televizyonlarda gördükleri hayvanlar ayaklarına kadar gelip fiziki görünümleri ile onlara hizmet edeceklermiş.

    afrika ‘da yaşayan bir fil ,çita ya da aslan ; ormanlarda yaşayan bir boz ayı , güney kutbuna yaşayan bir penguen , ağaçlarda daldan dala zıplayan mutlu bir maymun kafes içine tıkılıp , küçücük alanlara tıkılınca belediyenin hızmeti gidecekmiş vatandaş ayağına.

    geç kardeşim geç !

    dünyanın her tarafında hayvanat bahçeleri arkalarında sponsor olmasına rağmen zarar eden kurumlardır. buradan kimse kar zaten beklemesin . adı ben de saklı kalsın dünyada şu ana kadar gördüğüm zaten bir ya da iki tane hayvanat bahçesi var tam anlamıyla eko sistemin sağlandığı , hayvanların kafesler arkasında olmadığı ve özgürce insanlarla beraber dolaştığı ..geri kalanların hepsi avrupa’da da olsa amerika’da da olsa petshoplardan farkı yok.

    sevgileri tutsak edip , kafes arkasından çocuklara bu hayvanları izletmek ne derece doğru ? yaşamaya mahkum etmekten ne farkı var bu yatırımların."

    devamını mutlaka okumanızı öneririm.
    http://haytap.com/…ri/hayvanat-bahcelerine-de-hayir
  • akıl ve vicdan sahibi insan sözü.
  • özellikle türkiye'dekiler için kesinlikle doğru olan önerme.

    biz ki hayvanat bahçesinde doğal ortamı korunmaya çalışılarak yaşatılan kazları gece kaçırıp yiyen insanlarla beraber yaşıyoruz.kazcağız için doğal hayatında yaşama şansı,burda ki hayvanat bahçesinde yaşama şansından daha fazla. he vardı yurtdışında onlarca dönümlük arsa üzerine kurulmuş hayvanat bahçeleri (paraya bak ki yurtışına çıkıyorum) ve orda açıkta dolaşan yırtıcı olmayan hayvanlar huzurlu görünüyordu. (ve o kadar çaresizim ki yurtdışına gidince hayvanat bahçesine gidiyorum) . elime saldırıp yediğim keki alan tavuskuşu bile vardı.( ulan tavuskuşu hollanda hükümetine yat kalk dua et burda olsan o tüyleri yoluklamıştım) öcümü uyku sersemi baykuştan almıştım bende.yarı uykulu bakan baykuşun çötenk diye flaşlı resmini çekmiştim de hayvan 'lanet olsun türk'ler geldi' bakışı ile kafasını 180 derece çevirmişti.

    ciddi olmak gerekirse de, tek çocukluğunu hayvanlarla dost olarak ve evinde sürekli hayvan besleyerek geçirmiş biri olarak,ne kadar sevsem de,hayvanat bahçelerinde onları görmeye içim pek dayanmıyor.
    doğal hayatına bırakıp istedikleri gibi yaşama şansı verilmeli onlara,tıpkı kendimize ve tüm sevdiklerimize verdiğimiz gibi.
  • doğada yaşamak isteyen kişinin açıklaması.
    yaşasın özgürlük... gibi ayaklara yatan insan da demiş olabilir bunu. şehirleşmenin ışık hızıyla gerçekleştiği yerde hayvan ne arar lan! bunu diyen bunu da bir düşünsün. onların şehir içinde yaşamasına bir yol bulmamışsa eğer.
  • (bkz: imralı)
  • kesinlikle arkasında durduğum, uzun zamandır "neden insanlar bununla ilgili bir şey yapmıyor?" diye düşündüğüm akım.

    artık hayvanat bahçelerine ihtiyacımız yok. üstelik hayvanat bahçelerine hiçbir zaman ihtiyacımız olmadı. biz nasıl bir canlıyız ki diğer canlıları demir parmaklıklar arkasına kapatıp sapıkça bir zevk alıyoruz?

    hayvanat bahçesine gittiğimde görüyorum beş metrekare alanda yaşadığı için kafayı sıyırmış leoplarları, aslanları. önceden zevk alırdım bu hayvanları görürken, sonrasında hareketlerime tepki vermeyişleri beni hüsrana uğratırdı. şimdi düşünüyorum da, önce hayvanlara acıyorum, sonra da kendi bilinçsizliğime yanıyorum.

    ne tür bir hakkımız var bu hayvanlar üzerinde. bu hayvanları artık doğaya da salamazsın. iki metre ötesinde amuda kalkan adama tepki vermeyecek kadar duyarsızlaşmış. bir de bunun üzerine reformlar yapılmış, yeni bir rönesans başlamış gibi haberleri yapılıyor yeni doğan hayvanların. onlar da bir ömür beş metre kare alanda yaşamalık.

    artık internet çağında, teknoloji çağında yaşıyoruz. hiçbir hayvanı öğrenmek için onu demir parmaklıklar ardında görmeye ihtiyacımız yok. artık her hayvanın hikayesi bir tık kadar, birkaç sayfa kadar yakın. öyleyse neden bu canlılara hala eziyet ediyoruz ki? çocuklarımıza hayvan sevgisi kazandırmak için mi? hangimiz o girişten içeri adımlarını attığında sevgi kokusu alıyor ki? her tarafında esaret var, her hayvanda bıkmışlık var. doğal ortamından ayrılmış bir kurda baktığında kurda dair ne öğrenebilirsin ki? nerden bileceksin nasıl avlandığını? nerden bileceksin nasıl uluduğunu?

    bu kadar mı tüketicilik ruhumuza sindi? pikniğe gideceğimiz, ailemizle zaman geçireceğimiz zamanlarda bile mi tüketim çılgınlığımızı hayvanların yaşamları üzerine kuruyoruz? istiyorum ki tüm hayvanat bahçeleri kapatılsın. elverişli olan hayvanlar doğal ortamlara ya da doğal parklara salınsın. salınamayan hayvanlar kısırlaştırılsın, yavrular gerçek doğada büyüsün. rant için, oy için yapılmış hapishanelerde değil.

    bilinçlenmemiz lazım bu konuda. hayvanları doğal ortamına salamıyorsak da yaşam koşullarını iyileştirmemiz lazım. buralara gitmeyerek, gidenleri de bilinçlendirerek yapabiliriz bunu. hiçbir canlı üzerinde hakkımız yok, tüm insanlık olarak doğada bir mikrobuz.
  • hayvanlar seni alıp bi kafesin içine koysa gelen giden sana yemiş atsa hoşuna gider mi ha?
    hemde böyle olaylara sebep oluyorken http://www.sosyalfil.com/…3807_657389_6442684_n.jpg
  • desteklediğim çağrı. zira ankara atatürk orman çiftliği hayvanat bahçesi dünya üzerindeki en mutsuz, en talihsiz hayvanları barındırıyor. her yer beton, hayvanların kendi habitatlarına uygun bitki örtüsü yok. insanlar sincapları falan patlamış mısırla besliyor, hiç bir kısıtlama yok. ( belki zararlı olabilir)
    tabi bunlar 2 yıl önce yaptığım ziyaretin gözlemleri.