şükela:  tümü | bugün
  • dostlarınız tarafından ''dünyanın en uyuşuk insanı'' olarak gösterilmenize rağmen evinize giderken kapının önüne yatıp soğuktan titrediğini düşündüğünüz bir kediyi önce apartmana almak ardından yürürken bile nefes nefese kaldığınız katları koşarak çıkmak kapıyı bile kapatmadan kediye süt ısıtıp bir kaba koyarak tekrar aşşağı koşup ona içirmektir. hayvanları anlayabilmek ve onlara nazik davranmaktır. yitirilmiş duyguları yaşatıp kötü bir insan olsanız bile derinlerde hala bir tutam sevgi beslemektir.
  • en genel tanımıyla doğada yaşayan tüm canlıların en az kendisi kadar bu hakka sahip olduğunu bilen, doğayı yönetim ve yönlendirme mantığına sahipken, bu mantıkla barınakta hayvan dövmeyen insandır.
  • rakı masasında kuzu ve dana etini her türlü tüketen bir insan evladı olarak, nasıl oluyor da hayvansever oluyorum anlamış değilim. mesela geçenlerde gece üç gibi kafa bir milyonken eve dönüyorum, bir apartman dairesinin giriş kapısındaki basamağın üstünde, bir kedi ve yavrusu yatıyordu. önce biraz sevmeye çalıştım, sonra halsiz oldukları için benden kaçmaya bile mecalleri olmadıklarını farkettim ve o saatte açık olan büfeye gidip süt istedim. devamlı alışveriş yaptığım bir yer olduğu ve beni bildiği için, eleman 'hayırdır abi' dedi. dedim 'sütü ver, bir de varsa boş pet şişe buluver. sütü içine koyup kedilere vereceğim'. 'tamamdır abi' dedi. pet şişeyi altından bir güzel kestirdim. eyvallah deyip aldım sütü ve kola petini, gittim kedilerin yanına. baktım uyumaya meyilli bir vaziyetteler. doldurdum petin içine sütü ve uzattım yanlarına doğru. önce anne tattı, sonra yavrusu. sütü bitirinceye kadar bekledim ikisini de, başlarını okşadım falan. sonunda ayakta uyumamak için evin yolunu tuttum ve kedileri orada istemeye istemeye bıraktım. eve geldim ve sızdım. bu olayın üzerinden de aylar geçti. şimdi anlık bir duygu patlaması veya sarhoşluk ile doğru orantılı bir iyi niyet gösterisi gibi geldi değil mi? iyi de her sabahın köründe kalkıp pencerenin köşesine bulgur koyan da benim, tekrar uyumaya çalıştığımda bulgur yemeye gelen kuşların birbirleri ile yarışırken çıkardığı kanat seslerine sabah sabah küfürler eden de benim. eve kemikli et aldığımda, kemikleri mütamadiyen sokağımdaki köpeklere pay eden de benim. demem o ki, nasıl olacak bu işler. bir kıstası var mıdır hani bu hayvan sevmenin?
  • bu ülkede insanları hayvanlardan değil hayvanları insanlardan korumak gerek.
  • vejeteryan olmakla zirve yapmalı.
  • "yarım ekmek kavurma olsun, çift dürüm tavuk döner olsun, süt kuzu kokoreç olsun ben de çok severim" diyerek vejetaryen ve veganların tepkisini çekesim gelen başlık.

    not: kimsenin diyetine karışamamsporluyum.*
  • genellikle tercih değil, eğilimdir. ve bu ülkede hayat boyu herkesle mücadele anlamına gelir.

    bu yolda çekilen üzüntü ve harcanan paraya baktığımda bazen hayvanseverliğin bir lanet olduğunu da düşünmüyor değilim...