şükela:  tümü | bugün
  • bu sabah saatlerinde ankara‘daki bir sinema salonunda başımdan geçen hazin olay.
    ismini verip de onları ülkede hayvanlardan hazzetmeyen bireylerin tercih noktası haline getirmeyeceğim. bu onlara iyilik olur.

    evde iki adet birbirinden uslu ve zeki orangutanım var. güney afrika‘dan getirdiğim bu hayvanlarımı çocuklarım gibi sahiplendim, 5 yıldır da birlikte yaşıyoruz. uzatmayacağım, bu sabah izin günümü nasıl değerlendireceğimizi düşünürken arif v 216 filmine gitmeye karar verdik. hemen internetten üç kişilik bilet alıp sinema salonunun olduğu alışveriş merkezine doğru yola koyulduk.

    girişte bir problem çıkmadı, çocuklarımı paltolu bereli gayet şık bir biçimde giyindirdiğimden dolayı rahatça biletlerimizi aldık. birbirlerine el kol şakası yapmasınlar diye ortalarına bile oturdum. başlangıçta her şey güzel gidiyordu, ta ki soldaki orangutanımın yanındaki lavuğun bizi şikayet etmesine kadar. neymiş efendim patlamış mısırına bir kerecik elini daldırmış. kuzenine bir patlamış mısırı çok mu görüyorsun yani? belki atalarınız bir bufaloyu beraber mızrakladılar ama sen basit bir patlamış mısırın hesabını yapıyorsun. böyle nankörlük olamaz. hele diğer taraftaki kadını ilgilendiren hiçbir şey yoktu. tamamen yanında orangutan oturmasından rahatsız olduğu için şikayet etmiş hanımefendi. hayır sen filmi mi izliyorsun maymunu mu izliyorsun? yanında uslu uslu oturan bir orangutandan bile rahatsız olmayı başardın tebrik et kendini.

    tabii ki taşkınlık falan çıkarmadık, gayet medeni primatlar olarak sinema salonundan ayrıldık. ancak üzülerek söylüyorum ki bundan sonra bizim için cem yılmaz ve filmleri bitmiştir. üstelik arog filmini defalarca izlemiş bireyler olarak vardık bu karara.
  • aslında burada yazarın da suçu var. 1 milyon yıl kadar bekleseydi orangutanlar biraz evrim geçirip insana benzerdi sıkıntı çıkmazdı. aceleye gerek yoktu.