şükela:  tümü | bugün
  • sümerbankın eski sahibi. bankası, metallica 1999 ali sami yen konserine sponsor olmuştur. hatta konser esnasında tebdil-i kıyafet seyirciler arasında gezerken görülmüştür.
  • 1 nisan 2002 tarihinde 18 aydır tutuklu yargılandığı davadan tahliye edilen sümerbank eski sahibi.
  • kanal 6'nın yeni sahibi.
  • sümerbank davasında 1 haziran 2005 günü açıklanan karara göre 20 yıl hapis cezası almıştır.
    başka bir kaynak 27 yıl demektedir.
    bilindiği gibi ya da doğru bir ifadeyle tarafımdan bilinmediği gibi hayyam garipoğlu'nun türkiye holding hayatına nasıl geldiği merak konusudur.
    kendisi türkiye televizyonlarında ilk kez alkollü bir ürünün reklamını yapan ve reklamda taşkın ile aşkın ikilisini oynatan marmara biralarının ilk sahibidir. sonradan başka şirketler satın almış ve en son sümerbank'ı hanesine eklerken çevirdiği katakulliler neticesinde bugünkü duruma gelmiştir.
  • türkiye'de bir hayyam garipoğlu vakası vardır. herkes "bu adamın suçu yok, yazık, güme gitti." der. kendini anlatmaya çalışırken harap olmuştur. ne oldu, ne bitti -büyük merak konusu.
  • sahibi oldugu sumerbank eros ramozottinin ali sami yen ya da inonu stadinda verdigi konsere sponsor olur. konser sonrasinda eros ramozotti sarkilarinin turkiyedeki telif haklarini takip eden eser sahipleri birligi, konserde seslendirilen sarkilarin telif hakki icin hukuk ve ceza davalari acar. ancak, sumerbank o sirada tmsf bunyesine devroldugu icin ortada davada dinenecek yetkilisi yoktur. hayyam gariboglu haricinde.. o da kartal cezaevinde yatmaktadir o sirada. bunu ogrenen hakim, durusmaya celbine karar verir ve bankalar kanuna muhalefet, dolandiricilik ve nitelikli zimmet suclarindan tutuklu yargilanmakta olan hayyam gariboglunun suclamalar listesine bir yenisi daha eklenir, telif hirsizligi. sumerbank faal olsa hicbir sekilde muhatap dahi olmayacagi bir davada boylece sanik olarak cezaevi araci ile durusmalara gidip gelmistir garipoglu. olay soyadindan da garipoglu gariptir bu sekliyle.

    ote yandan gunun konusuna gelecek olursak: fon bunyesine girmis bir cok banka sahibinin aksine, sumerbank haricindeki tum sirketleri faaliyetine devam etmekte, sirketler grubuna yeni şirketler fabrikalar dahil etmekte, 3000'in ustunde isci istihdam etmekte ve fon bunyesine girdigi gunden bu yana calisan sirketlerinin gelirinden tmsf'ye kismi odemeler yapmaktadir.

    2004 yilinda tmsf ile imzaladigi protokolun yururluge girmesi gerekli kosullari tamamlamak uzere iken, ama bu arada protokol imzalandigi tarihten bu yana yururluge girmemis olmasina karsin sanki yururlukteymis gibi protokol mucibi odemeleri gunune yapmasina ragmen, 01.06.2005 tarihinde 27 yil 3 ay hapis cezasina carptirilmasina ve hukumle tutuklanarak cezaevine konulmasina karar verilmistir.

    bunlari niye yazdim?..

    tmsf tarafindan el konulan 20 kusur bankanin tamaminin eski sahipleri hakkinda mali mesuliyet davalari, cogu hakkinda da cezai sorumluluk davalari acilmistir. bu eski banka sahiplerinden hayyam garipoglu ve m. emin karamehmet haricindekilerin tmsf ile protokol yapmak ve borcunu odemek yonunde ciddi cabalari yoktur. ama tmsf mali acigini kapatmak, borclarini odemek icin calisan bir kisinin hapse girmesi asamasinda herhangi bir muracatta bulunmamistir.

    peki tmsf ne yapabilir?.. denilecektir.

    evet, neticede kamu davasina konu bir husustur ve kamu davasini ortadan kaldirmak veya hukmu atiye birakmak tmsf'nin talebi ile olacak isler degildir. ama batik bankalarin sube mudur muainlerinin eslerinin malvarligini tedbir kapsamina sokmayi unuttuk diyerek bir gecede ansizin onlari da kapsama alacak sekilde "bazi kanunlarda degisiklik yapilmasina iliskin kanun" isimli kanun degisiklikleri yapan meclisin, meclisin cogunlugunu elde bulundurmanin getirisi olarak istedigi duzenlemeyi bir geceden yaptırtabilen hukumetin ve ihtiyac duydugu yasal duzenlemeyi iktidara ileterek en kisa zamanda yaptirtmaya kudreti oldugu ortada olan tmsf'nin; yaptigi ticari hatanin telafisi icin var gucu ile calisip borcunu odeyen bir kisinin cezaevine girmesini engellemesi ve boylece, devletin tahsil edebilecegi bir banka batigini tahsil edebilmesini temin etmesi gerekmez miydi?
  • "aniden büyüyenlerden korkacaksın" düsturunun baş aktörlerinden biri.. kısa bir süre öncesine kadar adı, sanı duyulmamış bir adamken, birdenbire türk ekonomi hayatının baş aktörlerinden biri kesildi, sonrasında, inişi de çıkışı kadar hızlı oldu.

    arkasında birileri mi vardı da birdenbire cikletten çıkar gibi çıktı, yoksa sadece boyundan büyük işlere mi kalkıştı, bir muammadır.

    ekonomik anlamda "hızlı yaşa genç öl" ekolünün ilk anda akla gelen diğer örnekleri için

    (bkz: uzan ailesi)
    (bkz: erol aksoy)
    (bkz: dinç bilgin)
    (bkz: cavit çağlar)

    henüz duvara toslamamış, ama diyelim 5 sene öncesine kadar adını hiç duymadığımız, bugün hayatımızın bir parçası olmuş diğerlerini yazmak mümkün değil ne yazık ki.
  • hayyam garipoğlu'nun "sus konuşma!" adlı kitabını okuduktan sonra acaba dedirten kişi.

    hapishaneden mahkeme duruşmalarına
    götürürlürken bütün gücümle hep
    "bu ülkede sağduyu sahibi kimse yok mu"
    diye bapırıyordum. sesim çıkmasın diye "sus
    konuşma" der, ağzımı sımsıkı kapatırlardı.

    bir sonraki sayfada şunlar yazıyordu;

    bu kitabı, yaşadıklarımı özet olarak sizlere anlatmaya gayret ettim. bizzat yaşayıp gördüğüm bu olayları aktarabilmeyi ne kadar başardığımı, yazar olmadığım için bilemiyorum. ülkemin sınırlarını aşarak uluslararası bir kuruluş olma yolundayken, petrol ofisi ihalesine girme kararım hayatımı döndürdü, beni perişan etti diyebilirim. hakkımızdaki hortumcu iddiası karşısında öncelikle şunun bilinmesini isterim; bankadan herhangi bir isim ve nam altında veya başka bir şekilde tek bir lira menfaat temin etmişsek, o bizlere haram olsun ve boğazımızdan geçmesin. hortumcu iddiasının binde bir de olsa doğruluk payı varsa, hayatta bir insana verilebilecek en ağır cezalar beni bulsun.

    fakat bu iddianın gerçeklik payı yokken, düzgün bir iş adamının büyümesinin, yok olmasını beklemenin, hızrsız damgası yemesini sağlamanın anlamı nedir? bir iş adamının malının mülkünün zorla alınması yanında; bu kadar haksızlığa zulme uğramasını bu ülkede yaşayan sağduyu sahibi insanlar nasıl değerlendirirler? ellerini vicdanlarına koyarak, başıma gelenlerin sadece bir kısmının dahi, bir gün kendi başlarına gelmesi halinde acaba ne yaparlar, ne hisederler? sadece iki dakikalığına bu düşünülebilir mi? zira atalarımız,
    "mi'zan'ı adalet kıyası nefstir." demişlerdir..

    bu kitap ne kadar çok kişiyi düşündürürse; bildiklerini zannettikleri pek çok şeye şüpheyle bakmasını sağlar, bundan böyle "acaba söylenenler doğru mu" sorusunu sordurursa, amacına o kadar ulaşmış olacaktır.

    (bkz: http://www.suskonusma.com/)
  • bugün 1 milyon ytl kefalet ödeyerek serbest kalan ve bir rekora imza atan iş adamı