şükela:  tümü | bugün
  • bilindiği üzere hazımsızlık asıl anlamıyla sindirim sisteminin alınan besinleri iyi sindirememesi, sindirimin yolunda olmaması durumudur. mecazen ise kimi durumlara, şeylere olgulara katlanamama, alışamama, alışmak istememe ve değiştiremeyeceği gerçeklerle ilgili olarak üç yaşında kabız olupta sıçamayan veletler gibi tep tep tepinme ve gerekirse sağa sola saldırma durumudur.
    malumunuz güzide sözlüğümüzde her telden, her yaştan, her sosyoekonomik ve kültürel çevreden ve de her ruhsal bozukluk grubundan yazar var. son gruba dahil pek çoğunun temel yanılgısı da yazdıklarını gerçekten yazı sanıyor olma yanılgısı (sanrısı) ile yaşıyor olmaları sanırım.
    işte tam da bu nokta da hazımsız başlık kavramı karşımıza çıkıyor ki; nereye saldıracağını bilemeyen bu kardeşlerimiz başlıyorlar; öğretmenlerin tatili, doktorların maaşı, askerlerin eğitim düzeyi, memurların senelik izni, yeşil pasaport hakkının sürekli olmaması gerektiği, psikologların danışma ücreti, orduevlerinde kolanın ucuzluğu, kırk yaş üzeri ablaların ve 30 yaş üzeri abilerin cinsel performansları, o takımın koçunun arabasının markası, bu arabanın boktanlığı, o kahvecinin kazıkçılığı, onun karısı, bunun kocası, ebesinin hörekesi şeklinde yazı benzeri dizgeleri bir araya getiriyorlar. ha alayının derdi de uzanamadıkları ciğere mundar demek. allahtan mıdır bilmem ama klavye denen zımbırtının üstündeki simgeleri bir araya getirip kelimecikler oluşturma yetenekleri var en azından ama yine de çok da anlamlı cümleler kurabilmekten pek bir uzaklar.
    tabii ki kendilerinin de bir profilleri var azizim;
    pek çoğu; hayatta bir ..ik olamamış, olma fikrinden uzak, üretmek yerine tüketmek, yapmak yerine yıkmaya programlanmış, ilgi görmemiş ve hatta şiddet görmüş, akranları tarafından aşağılanmış, belki mobbinge maruz kalmış (bence bu profile mobbing az bile) yaşadıkları travmaları atlatamamış, ruhsal çıkışsızlıkları nedeniyle kuduz köpekler gibi kimi ısıracağını şaşırmış bir takım zevatlardır. hiçbirinin aklına gelişip, çalışıp bir yere gelmek ya da özellikle bok akıttıkları (akıtmak diyorum çünkü çoğunun ağzı da ...tü de tutmaz) kişi, meslek, kurum ve kuruluşlara tabi olamadıklarından saldırdıkları gerçeği ile yüzleşmek gelmez.