1. gece leylak ve tomurcuk kokuyor
    yaralı bir şahin olmuş yüregim
    uy anam anam, haziranda ölmek zor
    calışmışım onbeş saat
    tükenmişim onbeş saat
    yorulmuşum, acıkmışım, uykusamışım
    anama sövmüs patron
    sıkmışım dişlerimi
    islıkla söylemişim umutlarımı
    sıcak bir ev özlemişim
    sıcak bir yemek
    sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler
    cıkmışım bir dalgadan, vurmuşum sokaklara
    sokakta tank paleti
    sokakta düdük sesi
    sarı sarı yapraklarla dallarda
    insan iskeletleri

    gece leylak ve tomurcuk kokuyor
    'uyarına gelirse tepemde bir de çınar' demiştin yıllar önce
    demek ki on yıl sonra
    demek ki sabah sabah
    demek ki manda gönü
    demek ki
    sile bezi
    bir de memedin yüzü
    bir de saman sarısı
    bir de özlem kırmızısı
    demek ki göçtü usta
    kaldı yürek sızısı
    yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü
    bıraktım acının alkışlarına
    3 haziran 63u
    bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne
    bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
    okşar yanan alnını nazim ustanın
    bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne
    bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
    yatıyor oralarda
    bir eski gömütlükte
    yatıyor usta

    gece leylak ve tomurcuk kokuyor

    geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
    suramda bir kuş ötüyor.
    haziranda ölmek zor....
  2. bildiğim kadarıyla hasan hüüseyin bu şiiri orhan kemalin ölümü üzerine yazmıştır, hatta şiirin başında orhan kemal'in güzel anısına yazar.
  3. haziranda ölmek zor

    orhan kemal'in güzel anısına

    işten çıktım
    sokaktayım
    elim yüzüm üstümbaşım gazete

    sokakta tank paleti
    sokakta düdük sesi
    sokakta tomson
    sokağa çıkmak yasak

    sokaktayım
    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    yaralı bir şahin olmuş yüreğim
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    havada tüy
    havada kuş
    havada kuş soluğu kokusu
    hava leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    ne anlar acılardan/güzel haziran
    ne anlar güzel bahar!
    kopuk bir kol sokakta
    çırpınıp durur

    çalışmışım onbeş saat
    tükenmişim onbeş saat
    acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
    anama sövmüş patron
    ter döktüğüm gazetede
    sıkmışım dişlerimi
    ıslıkla söylemişim umutlarımı
    susarak söylemişim
    sıcak bir ev özlemişim
    sıcak bir yemek
    ve sıcacık bir yatakta
    unutturan öpücükler
    çıkmışım bir kavgadan
    vurmuşum sokaklara

    sokakta tank paleti
    sokakta düdük sesi
    sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
    dallarda insan iskeletleri

    asacaklar aydemir'i
    asacaklar gürcan'ı
    belki başkalarını
    pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
    dökülüyor etlerim
    sarı yapraklar gibi

    asmak neyi kurtarır
    sarı sarı yaprakları kuru dallara?
    yolunmuş yaprakları
    kırılmış dallarıyla
    ne anlatır bir ağaç
    hani rüzgâr
    hani kuş
    hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

    asılmak sorun değil
    asılmamak da değil
    kimin kimi astığı
    kimin kimi neden niçin astığı
    budur işte asıl sorun!

    sevdim gelin morunu
    sevdim şiir morunu
    moru sevdim tomurcukta
    moru sevdim memede
    ve öptüğüm dudakta
    ama sevmedim, hayır
    iğrendim insanoğlunun
    yağlı ipte sallanan morluğundan!

    neden böyle acılıyım
    neden böyle ağrılı
    neden niçin bu sokaklar böyle boş
    niçin neden bu evler böyle dolu?
    sokaklarla solur evler
    sokaklarla atar nabzı
    kentlerin
    sokaksız kent
    kentsiz ülke
    kahkahanın yanıbaşı gözyaşı

    işten çıktım
    elim yüzüm üstümbaşım gazete
    karanlıkta akan bir su
    gibi vurdum kendimi caddelere
    hava leylâk
    ve tomurcuk kokusu
    havada köryoluna
    havada suçsuz günahsız
    gitme korkusu
    ah desem
    eriyecek demirleri bu korkuluğun
    oh desem
    tutuşacak soluğum

    asmak neyi kurtarır
    öldürmek neyi
    yaşatmaktır önemlisi
    güzel yaşatmak
    abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
    ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak

    ah yavrum
    ah güzelim
    canım benim / sevdiceğim
    bitanem
    kısa sürdü bu yolculuk
    n'eylersin ki sonu yok!
    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    nerdeyim ben
    nerdeyim ben
    nerdeyim?
    kimsiniz siz
    kimsiniz siz
    kimsiniz?
    ne söyler bu radyolar
    gazeteler ne yazar
    kim ölmüş uzaklarda
    göçen kim dünyamızdan?

    asmak neyi kurtarır
    öldürmek neyi?
    yolunmuş yaprakları
    ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
    söyler hangi güzelliği?

    kökü burda
    yüreğimde
    yaprakları uzaklarda bir çınar
    ıslık çala çala göçtü bir çınar
    göçtü memet diye diye
    şafak vakti bir çınar
    silkeledi kuşlarını
    güneşlerini:
    «oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
    memet!»

    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    üstümbaşım elim yüzüm gazete
    vurmuşum sokaklara
    vurmuşum karanlığa
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    bu acılar
    bu ağrılar
    bu yürek
    neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
    bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
    bu geceler niçin böyle insansız
    bu insanlar niçin böyle yarınsız
    bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

    kim bu korku
    kim bu umut
    ne adına
    kim için?

    «uyarına gelirse
    tepemde bir de çınar»
    demişti on yıl önce
    demek ki on yıl sonra
    demek ki sabah sabah
    demek ki «manda gönü»
    demek ki «şile bezi»
    demek ki «yeşil biber»
    bir de memet'in yüzü
    bir de güzel istanbul
    bir de «saman sarısı»
    bir de özlem kırmızısı
    demek ki göçtü usta
    kaldı yürek sızısı
    geride kalanlara

    nerdeyim ben
    nerdeyim?
    kimsiniz siz
    kimsiniz?

    yıllar var ki ter içinde
    taşıdım ben bu yükü
    bıraktım acının alkışlarına
    3 haziran '63'ü

    bir kırmızı gül dalı
    şimdi uzakta
    bir kırmızı gül dalı
    iğilmiş üzerine
    yatıyor oralarda
    bir eski gömütlükte
    yatıyor usta
    bir kırmızı gül dalı
    iğilmiş üzerine
    okşar yanan alnını
    bir kırmızı gül dalı
    nâzım ustanın

    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    bir basın işçisiyim
    elim yüzüm üstümbaşım gazete
    geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
    şuramda bir çalıkuşu ötüyor
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    (1977)

    1963'lerde yaşanılanları ben, ancak böyle dökebildim 1976'larda şiire.
    onüç yılda özümsemişim o olayları, onüç yıl sonra damıtabilmişim. o günleri yaşayıp da ozanlığa soyunanlar, elbette ki benden daha iyi yapabileceklerdir bu işi. "el elden üstündür, taa arşa kadar" demiş eskiler. h.h.
  4. ayrıca ek bir bilgi olarak, grup yorum kasetinde haziranda düşenlere derken üç büyük türk yazarını kastetmiştir( hekesin sandığı gibi tek nazım'ı değil.) ahmed arif ve orhan kemal 2 haziranda ve nazım hikmet 3 haziranda ölmüşlerdir.
  5. $iiriyle ayni ismi ta$iyan kitabina* hasan huseyin korkmazgil'in ekim 1976 tarihli giri$ yazisi.

    -e$ikte soyle$i-

    kocero vatan $iirinden sonra, i$te, "haziranda olmek zor" ile
    geliyorum.

    merhaba!

    "haziranda olmek zor"da, 1970 yazindan bu yana yazdiklarimin bir
    boluguyle ilk basimi 1971'de yapilmi$ olan kizilkugu ($iirin
    uyani$i)" adli kitabimdaki $iirlerin gozden gecirilmi$leri,
    geli$tirilmi$leri yeraldi. boylece, topraklari-bir $iirler biraraya
    gelmi$ ve yepyeni bir butunluge kavu$mu$ oldu. "kizilkugu ($iirin
    uyani$i)"nin yeni basimi da uygun bir zamanda yapilacaktir.

    $iiri ben, olu$um sureci icinde severim; yani i$ciligini severim
    $iirin. ozanlik, bence, $iirle bogu$maktir; yillar once yazilmi$
    birkac parca $iiri surukleyip gezmek degil! ozanligi $iirseverlikle
    iyice kari$tiranlar, $iirle bogu$acaklari, hergun yeni bir $iirle
    sokaga cikacaklari yerde sokaga, eski $iirlerin hafizligiyla yetinip
    avunmayi i$ sayiyorlar! $u makina, $u elektronik caginda bir ozanin, kendi $iirlerini ezberden okumak icin zorlanmasi, gomut ba$inda imamlik gibi gelir bana.

    gercekten de, bitmi$ $iir, yani kagida basilmi$ $iir, arenada kanlar
    icinde yatan boga ve onun ba$inda yapayalniz dikilip duran matador gibidir bende, devinim bitmi$, dongu kapanmi$tir. dongu, duralliktir; sevmem duralligi. havanin durgununu bile sevmem. olu boganin ba$ucunda kilici elinde, gozleri yerde, yasli yasli, suclu suclu dikilip duran $u yapayalniz, $u aglamakli genc adam da kim? ben miyim o?

    beni co$turan, yerde kanlar icnide yatan $u boga degil, bana $im$ekli boynuzlarla saldiran o bogadir. sevi$mek ve sevi$meyi bitirmek. biri co$kunluktur, biri bitmi$lik, tukenmi$lik. onun icindir ki, bana yenilen $iiri birakir kacarim ben; kacarim ve bogu$ulacak ba$ka $iir ararim. basilmi$ bitmi$ $iirlerimi cimdikleyip durmamin nedeni de budur.

    "haziranda olmek zor"u ellerinize birakiyorum.

    hasan huseyin

    ankara, ekim 1976

    ic. haziranda olmek zor, bilgi yayinlari, 1.b., ankara-1977, s.7-8.

    (bkz: kitaplara ismini veren $iirler)

haziranda ölmek zor hakkında bilgi verin