şükela:  tümü | bugün
  • hardware description language. dijital devrelerde devre elemanlarinin ne yapmasi gerektigini iceren ve daha sonra chiplere yakilan programlar..
  • aslı "high density lipoprotein" (yüksek dansiteli lipoprotein) (bkz: muhteşem çeviri) olup kısaca hdl denen, diğer ldl ve vldl gibi düşük dansiteli lipoproteinlerin aksine damar duvarını aterosklerozdan koruma özelliğine sahip olduğu bilinen kolesterol çeşidi.
  • kanda, kolestrol taşıyan iki partikülden biri. fosfolipid bir katman içine gömülü proteinler ve kolestrolden oluşur. ldl'den daha az kolestrol taşıdığı için damar içinde birikim yaparak kalp ve damar hastalıklarına sebebiyet verme olasılığı azdır.
  • ornek olarak verilog onemli hdl(hardware description language)lerden birisidir
    (bkz: verilog)
  • nam-i diger hdl. degeri erkeklerde 35, kadınlarda 25 birimin* uzerinde olmasi gerekmektedir.
  • türkçe'ye "donanım tanımlama dili" şeklinde çevirebileceğimiz ve içinde tıpkı (bkz: eprom) belleklerde olduğu gibi küçük sigortalar bulunan tümdevre (bkz: entegre). yalnız bu küçük sigortalar ilgili beller birimlerini birbirine bağlamak yerine nand (bkz: evrensel kapı), yani vedeğil mantık kapılarını birbirlerine bağlar. dolayısıyla eprom'dan çok farklıdır ve oluşturulan mantık dizileri uyarınca bir görevi yapar. bununla fpga'da olduğu gibi bir yonga (bkz: chip) dahi tasarlayabilirsiniz.
  • sadece programlanabilir devrelerde (fpga gibi) degil, ayni zamanda asic tasariminda da kullanilan bir dil turudur. verilog disinda bir diger ornegi de vhdldir
  • slav ırkında kalıtsal olarak yüksektir. kökleri balkanlarda olan tüm türklerde şaşırtmayıcı bir biçimde iyi kolestrol yüksektir. iyi kolestrolün yüksek olması kötü kolestrolün zararlı etkilerinin onarılabilmesi açısından çok önemlidir. bu yüzden rumeli kökenliler doğuştan şanslıdır.
  • hdl heterojen bir moleküldür ve çeşitli biyolojik rollere sahiptir. hdl ağırlığının %50’den fazlası, apolipoproteinlerden gelmektedir ve bunun %90’dan fazlası apolipoproteindir, diğer bileşenler ise; lesitin kolesterol açiltransferazı ve paroksonazlardır. hdl parçacıkları şekillerine, yoğunluklarına ve fosfolipidler gibi diğer değişkenlere göre çeşitli alt sınıflara ayrılabilir. önce ham veya pre-hdl olarak bilinen küçük, diskoid parçacıklar apoa-i fosfolipidlerle birleşir, lipidden fakir olan bu parçacıklar kolesterol ve diğer apolipoproteinleri absorbe ettiklerinde hdl3 adı verilen daha küresel parçacıklara dönüşürler, ve bu parçacıklar daha sonra daha büyük olan hdl2 parçacıklarına dönüşürler. bazı epidemiyolojik çalışmalara göre, hdl2 parçacıklarının hdl3 parçacıklarına oranı arttığında kalp damar hastalığı riski de artabilmektedir.

    hdl’nin kalp damar hastalığına karşı nasıl koruma sağladığını henüz tam olarak bilinmemesine rağmen 4 mekanizma üzerinde çalışılmaktadır:

    1.kolesterol taşınmasının tersine çevrilmesi
    2.ldl oksidasyonunun inhibe edilmesi
    3.adezyon molekülleri ekspresyonunun inhibe edilmesi
    4.endotel hücreleri üzerinde koruyucu etkilerin sağlanması.

    hdl, kolesterolün periferik dokulardan safra yoluyla atılabildiği karaciğere taşındığı bir süreç olan tersine kolesterol taşınmasına önemli bir katkıda bulunmaktadır. kolesterol yüklü makrofajlardan veya köpük hücrelerinden hdl aracılı dışarı kolesterol akışı hdl’nin iyi belirlenmiş antiaterojenik bir fonksiyonudur. makrofajlardan dışarıya, hdl’ye kolesterol akışı pasif difüzyonla, sr-bi reseptörüyle etkileşim yoluyla veya adenozin trifosfatbağlayıcı kaset proteini a1 aracılı taşınmayla gerçekleşebilmektedir. hdl arteriyel makrofajlardan ve diğer periferik dokulardan aşırı hücresel kolesterolü aldıktan sonra aşırı kolesterolü, doğrudan hepatik sr-bi reseptörü yoluyla veya kolesterol ester transfer proteini aracılığıyla çok düşük yoğunluklu lipoprotein (vldl) veya ldl parçacıklarına aktarmak yoluyla uzaklaştırılmak üzere karaciğere taşır. vldl ve ldl parçacıkları, normal metabolik rollerinin birinde ldl reseptörleri aracılığıyla karaciğer tarafından alınabilirler ve hdl tarafından sağlanan kolesterolü uzaklaştırırlar. dolayısıyla hdl, periferik dokulardaki aşırı kolesterolü, vücuttan safra asidi ve kolesterol şeklinde atıldığı karaciğere taşıma işlevini gören, aterosklerozdan koruyucu ters kolesterol taşınması sürecinin ayrılmaz bir bileşenidir.

    hdl’nin antioksidan ve antienflamatuar özellikleri, bu lipoproteinin antiaterojenik potansiyeline katkıda bulunur. ateroskleroz, arter intimasında ldl birikimi ve sonrasında oksidasyonuyla başlayan enflamatuar bir bozukluktur. hdl, antiaterojenik özelliklerinden bazısını ldl oksidasyonunu inhibe ederek sergiliyor gibi görünmektedir. hdl parçacıkları, alfa-tokoferol gibi yüksek bir lipofilik antioksidan içeriğine sahiptirler. ayrıca apoa-i de, metiyonin sülfoksitlerine çevrilebilen metiyonin grupları sayesinde antioksidan olarak etki gösterebilmektedir. bu antioksidanlar reaktif oksijen türlerini toplayarak, oksitlenmiş ldl ile ilişkili çeşitli zararlı etkilerden sorumlu olan lipid hidroperoksitlerinin ve oksitlenmiş kolesterol esterlerinin oluşumunu önlerler. oksitlenmiş veya modifiye olmuş ldl, normal ldl’nin aksine makrofajlar üzerinde bulunan cd36 veya toplayıcı reseptör sr-a tarafından kolaylıkla alınarak kolesterol esteri birikimiyle köpük hücresi oluşumuna yol açar. makrofajlar ayrıca, bazıları endotel hücrelerinin adezyon proteinlerini eksprese etmesini uyaran çeşitli sitokinleri de eksprese ederler. bu durum, kan monositlerinin monosit kemoatraktan proteini-1 tarafından arter duvarına toplanmalarından önce endotele bağlanmalarına yol açabilir. hdl’ler bu süreçte çeşitli noktaları etkileyebilme potansiyeline sahiptir.

    in vitro hdl partiküllerinin, monositlerin endotel hücrelerine oksitlenmiş ldl ile indüklenen adezyonunu bloke edebildikleri ve adezyon moleküllerinin sitokinle indüklenmiş ekspresyonunu inhibe edebildikleri saptanmıştır. hdl, adezyon moleküllerinden e-selektin, vasküler adezyon molekülü-1 ve intersellüler adezyon molekülü-1’in ekspresyonunu inhibe ederler. monositlerin endotele adezyonu ateroskleroz gelişiminde önemli erken adımlardan biridir. hdl’nin bu molekülleri ve monositlerin adezyonunu inhibe edebilme özelliği bir diğer aterosklerozdan koruyucu mekanizmadır.

    endotel disfonksiyonu, erken bir ateroskleroz semptomudur. in vitro çalışmalar hdl’nin, oksitlenmiş ldl aracılığıyla düzenlenen endotel disfonksiyonunu önlediğini göstermiştir. oksitlenmiş ldl asetilkolin aracılı vazodilatasyonu inhibe eder ve bu inhibisyonu hdl tersine çevirir. hdl varlığının nitrik oksit üretiminin oksitlenmiş ldl tarafından bozulmasını önlediği gösterilmiştir. gerek hdl gerekse apoa-i endotel hücreleri üzerinde önemli doğrudan etkilere sahiptir ve oksitlenmiş ldl tarafından indüklenen endotel hücre ölümünü azaltırlar.
  • yükseltmek için düzenli egzersiz yapılmalıdır.