şükela:  tümü | bugün
  • selam -> slm
    hadep -> hdp
  • hür demokrat partinin kısaltması. 12 eylül darbesi sonrası kurulan milliyetçi demokrasi partisi'nin dağılmasıyla ondan ve dyp'den ayrılan unsurların bir kısmı tarafından 1986'da kurulmuştur. mehmet yazar başkanlığında bir seneden az bir süre işlev görmüştür. ancak pek uzun ömürlü olmamıştır ve nihayetinde yine 1986'da anap'a katılmıştır.
  • (bkz: #50835530)
  • kapıma kadar gelip broşür bırakan bir grup yeni yetme gençlerin partisi. bu gençler yeni birşeye sarılmak ve yeni bir umut beklentisi içinde oldukları için doğrudürüst araştırmadan sırf yeni diye sarılıyorlar bu partiye. hdp nin ne projesi var. ülke adına ne vaat etmektedir. hep apo insan müsveddesinin peşinden ayrılmayacak bir partiden ne beklenebilir.
    cb yi ayakta alkışlayan, van daki depremzedelere sesini çıkarmayan, soruşturmalardan ellerini ayaklarını çeken bunlar değil mi? en kolay, cilalı sözlerle doldurulabilecek kesim bu gençlerdir zaten. gençlere saygı duymasam verip veriştirecem ama sustum. sadece dinlemek istemiyorum dedim, broşürlerini aldım, kapıyı kapatıp çöpe attım. apo arkanızda olmasaydı saygıyı hak ederdiniz ama bu apo olduğu sürece size demokrasi yakışmaz, kandırmayın kendinizi.
  • yetmez ama hdp..

    adalet sistemini paramparça eden 12 eylül 2010 referandumunda “birileri” ne dedi: “yetmez ama evet”..!
    peki…
    bu “birileri” bugün ne diyor; “yetmez ama hdp”!
    dün cemaat’i desteklediler.
    dün akp’yi desteklediler.
    bugün, hdp’yi destekliyorlar!..
    dün fethullah gülen’e övgü yarışındaydılar.
    dün recep tayyip erdoğan’a övgü yarışındaydılar.
    bugün selahattin demirtaş’a övgü yarışındalar!..
    bu “birilerinin”….
    biz ne söylersek- ne yazarsak doğru’dur yalanını/siyasal ahlaksızlığını hiç tartışmıyoruz.
    sayıları az, sesleri çok bu “birileri”; gazetelerde-televizyonlarda sıkça görülüyor ve nedense yaptıkları hatalar üzerinde hiç durulmuyor. yani, biri çıkıp da, “yahu kardeşim siz de, ne çok hata yaptınız, bizi ne çok kandırdınız” demiyor!
    bunlar da cesaretle, “hep haklılarmış” gibi konuşup-yazıp duruyor; büyük bir kibirle “yol gösteriyorlar!”
    oysa, salt bugünün değil, 100 yıllık siyasal sürecin tüm sancılarından bu “birileri” sorumlu.
    neler yapmadılar ki bu “yetmez ama evet”çiler:
    hürriyet ve itilaf fırkası kurarak işgali desteklediler.
    ingiliz muhipler cemiyeti kurarak ingiliz mandası istediler.
    wilson prensipleri cemiyeti kurarak abd mandasını istediler.
    saltanatın ve hilafetin kaldırılmasına karşı çıktılar.
    soğuk savaş döneminde tüm kesimlerden daha etkili sol düşmanlığı yaptılar.
    12 mart 1971 ya da 12 eylül 1980 gibi askeri darbelere en büyük desteği verdiler.
    “özelleştirme” kılıfı altında vatanı bir kadın memesine sattılar.
    ergenekon-balyoz yalanlarının ortağı oldular.
    her daim, “yetmez ama evet” dediler.
    bıkmadılar… usanmadılar… ve: hiç utanmadılar…

    yüzlerinde maske var

    “yetmez ama evet”çiler neden sürekli siyasal hata yapıyor?
    bu kadar politik günahlarının sebebi nedir?
    yanıt tek cümledir; inançsızlık!
    bu ülkeye inanmıyorlar.
    bu ülke insanının yapabileceğine inanmıyorlar.
    bu ülkeye “yabancılar”…
    bu nedenle; “türk”ten nefret ediyorlar.
    bu nedenle mustafa kemal’den nefret ediyorlar.
    bu nedenle bu toprakların tüm değerlerini aşağılıyor; değersizleştiriyorlar.
    yüzlerinde “demokrasi” maskesi var; ve bu ülkeye medeniyetin “dışarıdan” geleceğine inanıyorlar.
    bağımsızlığa düşmandırlar ve emperyalizmi “tek kurtarıcı” görüyor; dünyaya egemen bu zorbalığın gönüllü temsilciliğini yapıyorlar. sürekli kötülük üretiyorlar.
    istedikleri; “gelsinler bizi kurtarsınlar” anlayışıdır:
    - “abd gelsin kurtarsın…”
    – “ab gelsin kurtarsın…”
    mandacılık ruhu devam etmektedir.
    görevlidirler…
    bu nedenle kim emperyalizmin kuyruğuna takılırsa, “yetmez ama evet” diye destek verirler. adları ahmet, mehmet, murat ya da ayşe olabilir. aslında…
    george orwell’dirler… arthur koestler’dirler.. raymond aron’durlar…
    görmek istediklerini görürler; duymak istediklerini duyarlar.
    düşünme yetisini ve siyasi zekalarını kaybetmişlerdir.
    gerçekle bağlarını koparmışlardır.
    artık “görev” adamıdırlar.
    bu nedenle:
    dün cemaat’in ve akp’nin; bugün ise pkk’nın şiddetini yok sayarlar.
    yönleri emperyalizme dönüktür ve buradan gelen uyarıyla kıblelerini değiştirirler; işaret edilene (ki bunlar hep diktatörlerdir) kol-kanat gererler.
    bu politik tavır, her seferinde halkın zulüm görmesine, acılar yaşamasına neden olur.
    evet, her daim büyük oyunun piyonudurlar.
    bu nedenle:
    dün cemaat’in/akp’nin, ve bugün ise hdp’nin asıl maksadını ustalıkla gizlerler.

    demirtaş ‘memur’dur

    ne övgüler ne övgüler…
    selahattin demirtaş grup toplantısında tek cümle ederek siyasi zekasını ortaya koymuş!
    kimi medyanın yeni yıldızı; demirtaş!
    ne siyasal tarih, ne ideoloji bilinmediği için benzetme yoluyla “lider” çıkarıyorlar; demirtaş, yunanlı çipras’a benzetiliyor!
    demirtaş, erdoğan için neler demiş neler; “seni başkan yapmacağız” demiş!
    güzel… harika…
    peki demirtaş kim?
    abdullah öcalan’ın memuru!
    karar verici demirtaş mı, öcalan mı?
    dalga mı geçiyorsunuz?
    (osman baydemir’i ne çabuk unuttunuz?)
    demirtaş’ın siyasi geleceği öcalan’ın iki dudağı arasındadır!
    akp ile müzakereleri demirtaş mı yürütüyor, öcalan mı?
    hdp seçim listesini demirtaş mı yapacak öcalan mı?
    öcalan, nevruz mektubu’nda erdoğan ile “ittifaktan” bahsediyor; duymadınız mı?
    hâlâ diyorlar ki… demirtaş; “hdp durdukça tayyip seni başkan yapmayacağız” demişmiş!
    güldürmeyiniz…
    demirtaş vitrindeki çocuk’tur. ama biz; yalçın küçük’ün tekrar etmesiyle, “beş taş oynamıyoruz.”
    hdp bir projedir.
    erdoğan’ı başkan yapma projesidir.
    özerklik projesidir.
    projenin sahibi abd’dir.
    projenin taşeronu “yetmez ama evet”çilerdir!
    aleviler ve sosyalistler bu oyuna getirilmek isteniyor.
    bakınız…
    döven, kırbaca övgü dizer!
    kırbaç dün cemaat’ti, hep övdüler.
    kırbaç akp idi, hep övdüler.
    kırbaç şimdi pkk-hdp ve yine övüyorlar.
    bu topraklarda değişen bir şey yok…
    düşünceleri nedeniyle büyük acılar çekmiş ve mezarı bile hâlâ azerbaycan’da bulunan sabiha sertel, dönemin koşullarına göre taraf değiştiren dönekleri,
    “roman gibi” anı kitabında şöyle yazdı:
    “faşizm yıkıldı, faşist milliyetçiler derhal demokrat kesildiler. fakat öyle bir demokrat ki demokrasinin müdafaası, muhafazakar churchill’in, emperyalist ve kapitalist tori’lerin müdafaası oldu. churchill ‘ben nasyonalistim’ dediği için az daha ağzını öpeceklerdi. churchill ve partisi seçimi kaybetti. yerine sosyalist parti geldi. evvelsi gün faşizmin, dün liberal demokrasinin müdafaasını yapanlar, bugün hemen sosyalist oluverdiler…”
    işte, hepsi bu…
    “yetmez ama evet”çiler bugünlerde niye sosyalist oluverdiler sanıyorsunuz?
    hdp aracılığıyla akp iktidarına ortak olmak istiyorlar…

    soner yalçın sözcü'de yazıyor, kimilerine göre "faşist" de.. cevaplanması gereken çok fazla soru var bu yazıda..
  • hdp'nin amk.*
  • (bkz: dtp)
  • bölücü olmayan solun nasıl oy verdiğini anlanadığım parti.