şükela:  tümü | bugün
  • princeton üniversitesi turkish studies kürsüsünde tarih profösörü.

    ermeni soykırımını reddettiği için sürekli protestoya uğrayan bir tarihçi. hiçbir amerikan üniversitesinde tam zamanlı öğretim üyeliği yapmamış olmasına karşın masraflarının türkiye cumhuriyeti hükümeti tarafından karşılanan kürsüde ders verebildiği iddia ediliyor.
    ermenilerin hakkında bulunduğu iddiaların ünlü metni için: http://users.ids.net/~gregan/pac.html

    bursa'nın osmanlı egemenliğine geçmesi ile on yedinci yüzyıla kadar olan dönemi seyyahların yazdıklarıyla tarihçilerinkini karşılaştıran sevimli bir seri vardır, tünel'deki tuhaf kitabevi eren tarafından yayımlanmış.

    google'da hakkında çıkan 855 sonucun 323'ün türkçe olması da ilginç bir not.
  • kendi jenerasyonunda osmanli tarihcilerinin en karizmatigi. turkceyi trabzonda ogrendigi icin hafif bir laz aksani ile konusur. cok kral hikayeleri vardir ki bir kisminda turgut ozal gibi hayda bu adam bunnari nerden tanior dedirtecek isimler de gecer. grappa basta olmak uzere her turlu ickiye bayilir ve 62 yasindaki bir adamdan belkenmedik bir dinclikle yunanistani mebzul kereler bastan basa dolasmakla kalmamis hem de herkesten cok icebgilecegini kanitlamistir. altin rengi paketli new england winstoni icer.
  • an itibarı ile teke tek özel'de konuştuğu türkçe ile milyonlarca türkten daha güzel türkçe konuşan amerikalı
  • bu adama duyduğunuz saygının bir kısmını da onu o eden disipline ayırın. işte o disiplin bize özgü değil. geçen biri mevlana'nın türk olduğuna dair bana email atmış (bana niye atıyor o da ayrı bir olay, bu konuda yazılmış bir tane yazım yok; bana niçin tezini ispatlamaya çalışıyordu bilmiyorum) okudum okudum okudum, düşündüm düşündüm düşündüm; mevlana'nın görüşleriyle ilgilenir gibi bir hali yoktu. tek derdi onu "türk" kılmaktı. bir insan görüşlerini önemsemediği ya da en azından görüşleri üzerinde kafa yormadığı, evvel zamandan bir zatın kendi milletinden olmasını neden şiddetle arzular ki, işte bunu düşündüm.

    işte heath lowry, bu yönüyle bizden biri değil. bizden biri olmadığı için de ürettikleri ve üretecekleri adına çok şanslı. arkasındaki disiplin, onu buraya öğrenmeye ve bilmeye itti. tıpkı yıllar evvel sadece (bizim topraklarda) dağın birinde bir adet konuşanı kalmış çerkesçenin bir kolunu, o tek kişiden yıllarca dinleyip, dilin gramerini kaleme alan ve gidip fransa'da salt bu dile kürsü açan fransız âlim gibi. o olmasaydı, o dil de ölecekti. pamuk ipliğine bağlı değerlerimiz yitip giderken, batı tekhne'sine olan ihtiyacımızı heath lowry gibi adamlar her defasında kanıtlar niteliktedir. bu söylediğimi karamsarlığıma vurmayın, hiç değilim. akademik üretimi küçümseyen, zaman kaybı olarak gören güdük akademisyenler tanıdım (dahası bunu "akademik hırsım yok abi, bence kimsenin olmamalı" gibi gerzek bir gerekçeyle sunuyordu); cicero'yu telaffuz edemeyen tiplerin klasik filolojide üst derece eğitim gördüğüne şahit oldum. bu adam ise az evvel şahit olduğum üzere, yıllardan beri ne kadar çok çalıştığını ve eserler kaleme aldığını söyledi. "ne yapcaksın boşver osmanlıyı mosmanlıyı" dememiş demek ki etrafındaki tayfadan birileri.

    ha unutmadan, şu an itibariyle google'da hakkında yazılanların önemli bir kısmı türkçe değil; belirtmeden geçemezdim.
  • malum programı izledim ve şunları anladım, bir kamu görevidir paylaşayım:

    beyefendi ta amerika'dan kalkmış gelmiş "eski türkçe okuyamadan, belge/arşiv taraması yapmadan osmanlı tarihini yazamazsınız" diyor; bizdeki kazık kadar, eski türkçe okumaktan aciz sözde osmanlı tarihçileri, osmanlı dönemine ait belgeleri okuyup yorumlayanlara akıllarınca dalga geçiyorlar. dahası kıt beyinleriyle üniversitede bebelerin beynini yıkayıp, paçavra gazetesinde sapısilik liboş takımının gazıyla yarı türkçe yarı ingilizce ibarelerle sallama tarih yazıyorlar.

    ben heath lowry bey gibi ülkemize yıllar önce peace corps olarak gelen bir amerikalı gazeteciyle tanışmıştım, lowry bey gibi o da mükemmel türkçe konuşuyordu. adamlar ta nereden merak edip dil öğrenmiş, bizim çapsızlar da kendi dillerinden bihaber. ee tarihçilik oynamak, mış gibi yapmak, amazon'dan kitap sipariş ederek bilimsel araştırma yapmak, anlamsız ve devrik cümlelerle kafa bulandırmak, vakıfların ve tarikatların beslemesi olmak karın doyuruyor vasatistan'da. lowry gibi adamlar bize bu tezatlığı gösterince, insanın midesi bulanıyor, "türk üniversitelerinde bazi tipler nasıl iş buluyor ve adam yerine konuyor?" diye de sorduruyor.
  • bu gece tarihin arka odasi programina konuk olmus. izlemek lazim. inanilmaz detaylar veriyor, ve ben turkiye vatanda$i olarak bunlari bilmedigim icin utaniyorum.
  • bir akademisyenin evrensellikte varabileceği son nokta. yabancı uluslar ve yabancı tarihlere ilgi duyan herhangi bir araştırmacının kendisine idol bellemesi gereken tek model budur.

    adam 20 yaşında amerikalardan türkiye'ye gelmiş. türkçe öğrenmekle yetinmeyip eski türkçe - osmanlıca okuma yazmayı sökmüş. bizim türk tarihçimizin incelemeye dahi üşendiği tahrir defterlerini ve vesikaları analiz ederek türk tarihine şekil vermiş. daha bizim türk tarihçilerin haberi bile olmayan mevzuları türk tarihçisine öğretmiş. bunu yapan adam amerikalı. maksimum 200 senelik geçmişe sahip bir ulustan geliyor. 700-800 yıllık ve alabildiğine karmaşık tarihe sahip başka bir ulusa hizmet veriyor resmen. saygı duymanın üst limitlerinde hisler besliyorum bu adama. aşırı da komik bir insan. laz aksanıyla harika anektodlar anlatıyor. bütün gün konuşsa, hiç sıkılmadan dinlerim.

    ortalama bir türk'ten çok daha üstün seviyede türkçe konuştuğu ise su götürmez. ne diyeyim. büyüksün heath amca.
  • e-mail adresi ataturk@princeton.edu'dur.
  • bugün trt okul kanalında ii. mehmed dönemi ile ilgili programda konuşurken kendisini öğrendiğim, sonra bir sürpriz ile yine bugün bahçeşehir üniversitesi yayınlarından çıkma "osmanlı döneminde balkanların şekillenmesi 1350-1550", "bilinmeyen türkler; mustafa kemal paşa, milliyetçi ankara ve anadoluda gündelik hayat, ocak-mart 1921", ismail erünsal ile birlikte yazdıkları "yenice-i vardar'lı evrenos hanedanı*" ile "aslına dönüş; mısır valisi kavalalı mehmed ali paşa'nın kavala kasabası ile bağları" adlı kitapları elime geçen tarih profesörü. bugün çok şey öğretti ve öğretecek bana...
  • biraz önce habertürk televizyonuna konuk olmuş ve beni duygulandırmıştır.