şükela:  tümü | bugün
  • smiths $arkisi.
  • insanlara gereginden fazla deger verme veya vermeme temali leziz the smiths eseri.

    i was happy in the haze of a drunken hour
    but heaven knows i'm miserable now
    i was looking for a job, and then i found a job
    and heaven knows i'm miserable now
    in my life
    why do i give valuable time
    to people who don't care if i live or die
    two lovers entwined pass me by
    and heaven knows i'm miserable now
    i was looking for a job, and then i found a job
    and heaven knows i'm miserable now
    in my life
    why do i give valuable time
    to people who don't care if i live or die
    what she asked of me at the end of the day
    caligula would have blushed
    "you've been the house too long" she said
    and i naturally fled
    in my life
    why do i smile
    at people who i'd much rather kick in the eye
    i was happy in the haze of a drunken hour
    but heaven knows i'm miserable now
    "you've been the house too long" she said
    and i naturally fled
    in my life
    why do i give valuable time
    to people who don't care if i live or die
  • sozleri sunlari anlatan sarkidir:
    hayat bir sekilde disarida bir yerlerde akip gider. artik hersey yabancidir sana, sen de herseye. umursamazliktan cok kendini geri cekistir bu, yenilmek degil, kabullenmek, onemsememek.
    yasadiklarin veya yasamadiklarin onemini kaybeder.
    (bkz: etranger)
    (bkz: camus)
  • "in my life why do i give valuable time to people who don't care if i live or die " ve "in my life why do i smile at people who i'd much rather kick in the eye" dizeleriyle gene morrissey tarafından hayat dersi verilmiş enfes bi smiths şarkısı.
  • adını eski bir sandie shaw parçası heaven knows i’m missing him nowdan morrissey’in bir biçimde esinlenmesiyle almış olan mayıs 1984 çıkışlı bu şaheserin totp (bkz: top of the pops) performansında the smiths’i ortalıkta uçuşan balonlar ve sis dumanlarının gerisinden görürüz. her zamanki gibi arka cebine sıkıştırdığı kocaman bir çiçek demetiyle sahnededir morrissey. çok genç ve fazla güzeldir. dans ederek ve uzaklara bakarak söyler şarkıyı. ve gömleği hafifçe yukarı kalktığında ne kadar da sexydir aslında...
  • anlatacak ne cok seyi vardir bu dizelerinde, sacinizi oksayan sesiyle soyle bir uzerinden gecer hepsinin, bir kelimesiyle ortak parantezleyip paylasmak istiyorken sizinle, yapmaniz gereken loop'a alip dinlemektir butun bir aksam.
  • gercekten de en guzel smiths parcasidir, gerci coğu cok güzel. benim ilk genclik yillarimda cok sevdigim hatta, ilk dinlemiş oldugum smiths kaydiydi; anisi coktur. yaz huzunlerinin, yani hafif uzuntulerin yoldasi olabilir.
  • sarhos dakikaların rehavetinde mutluydum
    ama allah bilio simdi fenayım
    iş arıodum, sora buldum
    allah bilio şimdi fenaım
    ömrü hayatımda
    ölsem kalsam skinde olmicak adamlara
    nie deerli zamanımı ayırıorumki
    iki sevgili sarmas dolas gecio yanımdan
    ve allah bilio cok fenaım
    iş arıodum sora buldum
    ama allah bilio fenayım
    şu ömrü hayatımda
    yaşamışım ölmüşüm sallamayan adamlara
    ne die vakit ayırıorum..
    günün sonunda benden istedii şeyi duysa
    caligula bilem kızarır bozarırdı
    "fazla kaldın evde" dedi
    ben de derhal kaçtım
    ömrü hayatımda
    gözüne bi tekme koyulası adamlara
    ne die sırıtıorum ki
  • sadece sarhosluk sonrasinin bosluk hissine dair olan ilk dizeleri bile yeterdi aslinda ama moz'a yetmemis iste. "skinde bile olmadigimiz insanlar niye bizim skimizde sahiden?"
  • morrissey'in unutlumaz vokaliyle dikkat çekici, geniş zamanlı the smiths şarkısı,

    şarkının bir parodi oldugunu bilmeyenlere; şarkı söz yazarının kıvrak zekasının, arlanmaz espri kabiliyetinin bir ürünüdür.

    şöyle ki;
    "miserable" lakabının en çok yakıştığı, sefil diyarların bedbaht prensi, yalnızlık bağımlısı morrissey bile, kendisiyle dalga geçmeden, sinsi sinsi, bıyık altından gülmeden, heaven knows i'm miserable now diye bir şarkı yazmaz. bu şarkı, mozun eleştirmenlere bir cevabı gibidir aslında.

    ayrıca;

    the world still wont listen'daki h2o coverında "i was looking for a job, and then i found a job " dizeleri, "i was looking for a job, and then i said fuck you job " diye değiştirilmiştir. pek bir punk gerçekten? (bkz: the smiths coverlari)

    ancak sabah 9 akşam 7 bir işte çalışmak, günlük hayatın rutinine boyun eğmek demek oluyor ki aslında insana "heaven knows i'm miserable now" dedirten de o....

    "sarhos dakikaların rehavetinde mutluydum, iş arıodum, sonunda buldum...tanrı biliyor şimdi çok sefilim"...