şükela:  tümü | bugün
  • sevdağ uğruna

    mutluluk umarak gelme peşimden,
    acının tadını bileceksen gel...
    yanmaya hazırsan kalp ateşimden,
    için kan ağlarken güleceksen gel...
    sevdağ uğruna

    narinsin, incesin, üzülürsün bak;
    yol çetin, dikenli, mutluluk uzak! ..
    ya geri dön, ya da gemileri yak;
    ardına bakmadan geleceksen gel...

    geri dön bu yolda yorgun değilsen,
    çilesiz aşklara dargın değilsen...
    hiç gelme gönülden vurgun değilsen;
    bu sevda uğruna öleceksen gel...

    hanefi söztutan
  • gözyaşındayım

    yollara düşüp de arama beni,
    ben artık her akan gözyaşındayım...
    sanma ki birtanem terk ettim seni;
    ben daha bu aşkın en başındayım!

    yokluğum üzmesin seni derinden
    kara bulutları at üzerinden...
    tutundum o siyah kirpiklerinden;
    süzülüp düşmeme telâşındayım...

    beni bulacaksın her özleyişte
    çıkıp geleceğim her seslenişte
    yanağından öpüp süzüldüm işte;
    islak mendilinin kumaşındayım...

    hanefi söztutan
  • alfabe divanı

    akrebî ânlar, anlamın ay aynasında aks
    âbıhayât, âbımemât; azrâîl’de alyans

    bağ bozuk, bâdeler, baygınî; baş, başa belâ
    beden beden bir bunalım, beldeler bohemya

    cenîne câmdan cin-cân; cabası cellâdîye
    civânlar cebesiz; cepheler, câna cezâze

    çelik çatlak, çan çıtkırıl, çiçek çekirdeksiz
    çocuklar çitili; çağ, çingeneden çenebâz

    devr-i dilbere dumur, damarsız dönüyor dem
    duvaklar delik, duvarlar devrik, dökülü dam

    ezgi ezik, el esmer, ebûkalemûn esmer
    eylemler esîr; eşyâ, enli ensede emir

    fikir, fabrikasyon; frekans, fahşa fantaziyât
    fasıllar felekmeşrep, frengîdir felsefîfert

    gönül, gûristân güllerinde gâibî gömü
    gen garîp, gün garîp, göç garîp, gözler güz gölü

    hâl hîleli, hayâl hummâlı, her hayât: heyhât!
    hak, hokkabâz; hâr, hırs’sız; hikâye: hür hayâlet

    ısmarlama ıslâh, ışıkta ışıksız ısrâr
    ırmaklar ırak, ışk ıssız, ıtırsız ıhlamur

    inceliğe iskendân, incilerde inşikâk
    insân, isyân içi, iç isyân; insân iskerek

    jelli, jöleli, jelatinli jar jenerasyon
    jikleli jeneratör, jetonlu jest jakoben

    kum kırıldı, kalem karardı, kılınçlar kınsız
    kamelyalar kara kuru, köhnebahâr köz köz

    lokumî lebler lâl; lilhâl leb, lânet lastiği
    lisânda laklaka, leylâlar leyl labirenti

    mâzîsi murdâr medeniyete mahkûmîyât
    meyvâsı maraz, müstakbeli muhâcir meret

    nabızlarda nazlı nakarât; nağmeler nühbûr
    nefis, nefessiz; nûn noktasız, nâkıs nakışlar

    otağ oğulsuz, ordugâh odsuz, okdan oksuz
    omuz oynak, omurga omursuz, om oransız

    örf öldü; örgüler öksüz; ödü ödlek ömür
    özde ödem, ödev: öpüşmelerden öyküler

    paranın putuna pagan, para padişâhlar
    para, papirüs; para, papyekuşe, para: per

    rahîmlerde renân rûhlar; râhatta râhatsız
    rakkâs rüzgârlar rejimi; rast, rest; rakıdan remz

    sofralar safradan; sivrisinek sosu sesler
    samîm, saksıda süs; sanât; safbeste, s/isli sır

    şadırvânlar şaşı; şırıltılar şeyn, şâkulsuz
    şebiyeldâdır: şeb, şemssiz, şakayıklar şavksız

    tâbir, teneke tencere; tekellüm, tâbûtta
    ten tanrı, tat tanrı; tap tenine, tap tatlara

    uykular uyuklak, uçkur umrân, ufuk ufak
    ukdesiz ukalâ, ûmûrları, ûmûrsuzluk

    üdebâ üslûpsuz ücrâlarda, ümmü ümmî
    ülkülerin ünvânı ürümekten ünlemli

    vaazda vaftiz, varaklarda vurgun: va’hayfâ!
    vatanda vajgun vakt; vehmler vâlâ: va’hasretâ!

    yaslı yataklarda, yâdigâr yorganlar yorgun
    yâryüzü, yâre yar; yeryüzü, yekûnu yerin

    zencefiller zanlı; zamân, zerk-i zehr-i zakkûm
    zer! zabturabttır, zeytindir, zikirdir zer zemzem
  • közyaşı

    ‘sensizlik’ düştü güllere kurudu
    yaprak yaprak döküldü andelibler
    bahçeler kupkuru, bir diken yurdu
    nakış nakış ağladı kelebekler

    alışamadı yokluğuna zaman
    uçuruma döküldü behlül yollar
    rota herc-ü merc, dengeler bipayan
    rayından çıktı moderni akıllar

    ışıklar çürüdü, gölgeler sustu
    karanlık, perde perde indi düşe
    günahlar, ruhlara korkular kustu
    umut darmadağın, yeis bin köşe

    mantığı kanatan kirli ‘değil’ler
    önermeler çelişkiler içinde
    ‘var’ ı ‘yok’ladı desteksiz deliller
    yanılgı! dış iç, iç dış biçiminde

    göz kapandı, ağlamayı unuttu
    ilhamsız kalbde eridi gözyaşı
    kör kesafet, ruh-u bedeni yonttu
    damlalar yakıcı, sanki közyaşı

    inanmalara ihtimal karıştı
    sezgiler ‘olasılık’la barıştı
    karanlıklar, aydınlıkla yarıştı
    ‘meta’sız kaldı fizik, büküldü bel

    su çözüldü, yakan yağmurlar yağdı
    denizler terledi, coğrafyalar yandı
    serincil çiçekler, baharlar vardı
    onları da aldı kaynayan bir sel

    kırık kamış ağladı da ney oldu
    salkım üzüm çiğnetildi mey oldu
    anlam kayboldu, basit bir şey oldu
    ağacı yapraksız bıraktı bir yel

    dalda meyve kurudu kuruyacak
    cezbe, halden söküldü sökülecek
    bir kaza, kaderden düştü düşecek
    gel efendim! artık gel! ne olur gel!

    2003
  • ahirzaman dörtlükleri

    gözümüz ölmüştür, kanun susmuştur
    nabiniyanız* seninle, sesler kör
    y/akut aşk hançerli, kanın kusmuştur
    karanlık idi hissimiz, sisler mi minör

    *
    bad-ı hazan döküleydi mevsimden
    sararmayaydı, düşmeyeydi yaprak
    solmuş çiçekler, düşmüş nevresimden
    gencecik resmini neylesin toprak!

    *
    damarlarımda kurudu dem
    çürüdü kafamdaki düşünceler
    gelme, görme, sevme diyorsun madem
    vur! cana sıkman içündür mermiler

    *
    birer birer kırıldı direkleri ömrümün
    hayat güneşim dipsiz girdaplarda boğuldu
    talan oldu bostan u gülistanı gönlümün
    umut ağacım nabemahal yapraklar döktü

    *
    bana şeytan kadar yakın
    günah kadar uzaksın sen
    ağlamama gülme sakın!
    n’olur güldüğüme ağla sen!

    *
    dün gece nesrin'i gördüm rüyada
    çürütülmüş hayaller kuruyordu
    bana varmayan karanlık bir yolda
    zakkumdan papatyalar ekiyordu

    *
    benliğimin çivisi eğri, çekiç kar etmez
    gitmek zor, dönmek imkansız bir akrep kıskacı
    bir şey var ki bende, atsan olmaz, satsan olmaz
    ah bir şey ki, yoklukta döllenmek gibi sancı

    *
    ruhsuz, köksüz, nabut cenazeydim bir zamanlar
    bir damlada boğulur, kıvılcımda yanardım
    taze bir güneş doğdu, dağıldı kör bulutlar
    içimden yıldızlar kaydı, ben ay’a sarıldım

    *
    kapatsam kapımı kahkahalara
    u deruni düşüncelere dalsam
    “sana ne oldu?” diye soranlara
    içimi döküp, kederden ağlasam

    *
    sandık kapalı
    şifreler müphem
    mana sabıkalı
    körelmiş mülhem

    *
    sen günah, ben sevabım
    ikimiz bir bedende
    sen asi ar, ben abın
    sen gazapda, ben rahmde

    12
    biar dostum, sen aldığım nefesken
    niçin ben senin verdiğin nefesim?
    ah ey dostum, kalbim sana meskenken
    niçin senin kalbin benim kafesim

    not: mevcut dörtlüklerde hece ölçüsü ve kâfiyeye riayet edilmiştir.
    *nabin, kürdî''de görmez demektir.