şükela:  tümü | bugün
  • haşlanmış buğdaydan yapılan bir tür tatlı (bkz: hasan kacan)
  • rize terminolojisinde ahşap malzemeyle yapılan, ızgara biçimli kar ayakkabısı
  • klasik yemek sonrasi tatlilarindan olmasa da haslanan bugdayin uzerine (cogunlukla) seker, istege gore ceviz konarak yendigi icin tadi "tatli" olan besin.
  • bazı yörelerde haşlanmış buğday ve nohuttan müteşekkil şeker koyulmadan yapılanı da mevcut yiyecek.
  • bebelerin yürümesini kutlamak manasında başlarından aşağıya tökülür kimi coğrafyamızda efenim bu.
  • diş buğdayına diş hediği de denilir. buğdaydan yapılır ki çocuğun dişleri buğday gibi düzgün, başaklarınki gibi sıralı, dizi dizi olsun derler. bebek ilk dişini çıkardığında kaynatılır, komşulara dağıtılır. tabağı boş göndermek ayıptır. komşular tabağa çocuk için küçük hediyeler, çeyrek altınlar koyup öyle yollarlar.
  • çok karlı yerlerde bata çıka karda yüzmeye çalışma işkencesine son vermek üzere geliştirilmiş vücut ağırlığını geniş alana yayıp batmayı engelleyen bir ayak aksesuarı (bkz: leken). audi reklamındaki eskimoların ayağındaki şey (bkz: audi quattro reklamındaki bilge eskimo). hediklerin aşmış dağcı modelleriyle karda yürümek artık bir zevk.
  • vakt-i evvelde bir radyo programında her kim idi hatırlayamadığım komik bir abinin o günlerde televizyonlarda yayınlanmakta olan pepsi reklamıyla dalga geçtiği ve kendi yazdığı ve seslendirdiği radyo reklamında ön plana çıkan ürün.

    pepsi reklamı aşağı yukarı şöyle bir şeydi. birleşik devletler'in ıssız bozkırında bomboş bir otoyolda bir motorlu, etrafında başka hiçbir yapının bulunmadığı bir benzin istasyonuna gelir. binanın verandasında sallanan iskemlesinde oturmakta olan göbekli abi ile onun yanında oturmakta olan arkadaşı ve bizim motorlu arkadaş arasında şuna benzer bir diyalog geçer.
    -iyi günler. pepsi var mı?
    -yok.
    -nerede bulabilirim.
    -bir sonraki kasabada.
    -ne kadar uzakta?
    -100 mil kadar.
    -hmm...
    -hahahaaa! neo delikanlı? korktun mu?
    -hayır. benzin alayım.

    ...der ve bir sonraki kasabaya doğru motoru nallar, arkasında göt olmuş iki adamı egsozuna boğarak.

    işte bizim türk abinin radyo reklamı da bu iskelete oturur minvaldeydi. aklımda kaldığınca paylaşayım.

    hedik pekmezi: part 1

    tor tor tor tor... (mobilet sesi)
    -selam-ün aleyküm ağalar!
    -va'aleykümesselam yiğenim.
    -yav ağalar bişey soracağdım da...
    -sor hele yiğenim.
    -yav ağalar sizde hedik bekmezi bulunur mu?
    -bulunmaz!
    -hay allah. yav, nerde bulabilirim peki?
    -beriki koyde.
    -ne gader uzakta hele bu köy?
    -valla nereden baksan 100 kellometre var.
    -vışş!
    -nıhhahhahhaaa... neo yiğenim. dırsıdın mı?
    -yok, ben mazot alayım.

    hedik pekmezi: part 2 (beriki köy)

    tor tor tor tor...
    -selam-ün aleyküm dayı.
    -va'aleykümesselam yiğenim. buyur?
    -yav dayı be, hele sağa bişey soracağdım.
    -dabi sor yiğenim.
    -yav dayım be, sende hedik bekmezi var mı?
    -he vallah var!
    -ne? var mı? yapma yav. (cebindeki parayı hesaplar)
    -istiyon mu yiğenim? doldurayım mı?
    -yoh dayı, ben mazot alayım.
  • kar cok yumusak olunca bi fayda getirmiyomus bu pabuclar. hatta battimi cikmais daha zor oldugundan zarari bile olabilir
  • kimi yerlerde çocuk 1 yaşına bastığında kaynatılır. buğday-nohut. servis edilirken üstüne fındık-badem altına cırcır.