şükela:  tümü | bugün
  • ustunluk kurmak, baski
  • gramsci'nin kapitalist toplum ve siyasal eylem analizlerinde kullandigi temel kavram. (bkz: karsi hegemonya)
  • yunanca "hegemonia"* kelimesinden gelmektedir. bir sistem içerisindeki bir elemanın diğerlerinden üstün, baskın olduğunu belirtir. marxist teoride daha teknik ve has olarak kullanılmıştır. antonio gramscinin eserlerinde baskın sınıfın boyun eğenlerin izniyle gücü kazanması olarak bahsedilmiştir. zoraki bir yönetim olmayan hegemonya daha çok burjuvazi değerlerine göre işleyen kültürel ve ideolojik bir method olarak anlaşılır. politik ve ekonomik boyutu vardır: müsaade; maaş, ücret artması ve politik veya sosyal reform ile idare edilebilir.
  • (bkz: hegemon)
  • tarihsel sistem analizi yapan yazarlara** göre, dünya-ekonomilerde yaklaşık yüz-yüzelli yıllık sürelerle merkez devletlerden birinin kurduğu üstünlük. bu üstünlük, ekonomik, askeri ve siyasi gücün bileşimi sonucu ortaya çıkar ve askeri güç kullanmadan sürdürülür. askeri güç kulanımının başladığı noktada* hegemonya sarsılmaya başlamıştır. arrighi, her hegemonya döneminin aynı zamanda bir sermaye birikim modeline denk düştüğünü üne sürer*.
  • eski yunan'da "hegemonia" ;günümüzde oldugu gibi bir devletin diğer ülkeler yada bir bölge üzerinde oluşturdugu etki anlamında değil, bir devleler topluluğu içerisinde bir devletin diğerlerine önderlik etmesi anlamında kullanılmaktaydı.
  • neo-marksist olan gramsci, üretim araçlarının mülkiyetinin hakim sınıfın toplum üzerinde gücü tekelleştirmesinin ganatisi olmadığını söyler. liderliğini ve baskınlığını korumak için, hakim sınıftoplumun diğer üyelerinin de desteklerini kazanmak zorundadır, bunu da “hegemonya” ile sağlar. hakim sınıfın, kendini garanti altına almak için yanlış bilinçlenmeye bel bağlayabileceğine inanmaz; çünkü her iki sınıf da sömürünün farkındadır. hakim sınıf da kendilerini desteklemeleri için toplumda başka gruplara ayrıcalıklar sağlamak zorundadır. bu nedenle devlet her zaman sadece hakim sınıfın istediği şekilde davranmaz.
  • hegemonya kavramiyla cebellesmis bir diger onemli dusunur bir postyapisalci olan foucault 'dur. onu gramsci'den hegemonya cercevesinde ayiran en onemli ozelligiyse hegemonyanın iktidar araçlarıyla hakim sınıf tarafından temellendirilmediğini ve bu yüzden hegemonya karsısında direnen de belirli bir sınıfın varoluşundan bahsedilemeyeceğidir. foucault'ya göre tarihin devamlı lineer bir şekilde ilerlemesi bir kandirmacadir. tersine tarih sürekli degildir, bu yüzden de hegemonyanın devamlılığını sağlayan değişmeyen, belirli bir sınıftan bahsedilemez. foucault'da iktidarın nereden geldiği ve bilgiyi nasıl ürettiği önemlidir. şu anda hangi koşullar altında hangi iktidar mekanizmaları doğallaşmakta, hangi bilgiyi kim üretmekte ve bu bilgiyi isimlendirip onu doğallaştırmakta bu önemli.