şükela:  tümü | bugün
  • baska bir sehir efsanesine gore ataturk yunanlilari denize doktukten sonra etmistir bu kelami... ataturk'un agamemnon isimli buyuk yunan gemisinin batirilmasindaki katkilari da goz onune alindiginda truva savasindan oldukca etkilendigi soylenilebilir..
  • boş beleş bir laf değildir. öteden beri var olan doğu ile batı arasındaki mücadelenin sembollerinden birisidir. fatih sultan mehmedin de istanbulu fethettikten sonra hektorun öncünü aldım dediği rivayet edilir.

    agamemnon truvaya saldırdığında savaşı kazanamaz ve tanrıça athena´nın verdiği akılla bildiğimiz atı yaparak truvaya girer. hektor kaybetmiştir.

    daha sonra 2. mehmet istanbulu aldığında hektorun öcünü aldım der.

    bundan sonra sıra batıdadır. 1. dünya savaşından yenik çıkan osmanlıya 30 ekim 1918´de mondros mütarekesi imzalatılır. peki nerede imzalanır bu mütareke? agamemnon zırhlısında.
    not: bu agamemnon zırhlısı aynı zamanda ingilizlerin çanakkale boğazından ilk geçirmeye çalıştıkları savaş gemisidir. bizimkiler gemiyi vurmasına rağmen batıramamıştır. bu da ingilizlerin sembollere verdiği önemin bir başka göstergesidir.

    ee sıra bize geldi.*takvimler 1922´yi gösteriyor. 30 ağustos zafer bayramı´nı kutlamamızın sebebi olan büyük taarruz, başkomutanlık meydan muharebesi veya dumlupınar meydan muharebesinde kütahya içlerine kadar girmiş olan yunan ordusuyla türk ordusu karşılaşmış ve kesin bir zafer kazanılmıştır. öyle ki yunan ordusu tamamen yok edilmiş, ege´de yunan işgali sona ermiş ve kurtuluş savaşı askeri anlamda kazanılarak lozan antlaşmasında masaya daha güçlü oturulmuştur. işte bu savaş kazanıldığında da atatürk´ün hektorun öcünü aldık dediği rivayet edilir.

    e peki sonunda hektorlar mı kazandı agamemnonlar mı?*

    agamemnonlar artık belki de topyekün savaşın maliyet-etkin olmadığına karar vermiştir. çünkü artık savaşmasak da her türlü adamların kucağındayız. kendi başımıza yaptığımız kıbrıs barış harekatından sonra bile bir ton ambargo yedik. artık yabancı devletlerin lehine anlaşmalar yapan, tek düşündüğü kendi kesesi olan devlet adamlarımız var ne yazık ki.

    neyse sıra agamemnonlardaydı.

    adamlar artık memleketin her köşesinde istedikleri gibi at koşturabildiği için doğunun güçlü devleti irandan korunmak için savunma sistemlerini bile buraya kurabiliyor. bahsettiğim şey kürecik füze kalkanı. plana göre irandan atılacak bir füze kürecik´teki radarlar tarafından saptanacak ve amerikanın akdenize yerleştirdiği aegis combat systemine sahip bir gemi tarafından hedefine varmadan imha edilecek. aegis tabi ki sadece burada kullanılmıyor, bir çok ülke bu deniz silahı sistemine sahip. neyse burada bizi ilgilendiren kısım artık üzerimize yerleştirilmiş aegis´in adı.

    aegis, agamemnona truva atı fikrini veren tanrıça athenanın kalkanının adı.

    yani son golü agamemnongiller attı. hektorgiller ise tam anlamıyla haşlanma sürecindeki kurbağa kıvamında.
  • anadolu'nun, türkler olarak yurdumuz olduğunu belirtmemizi ve bizden önceki medeniyetleri de sahiplendiğimizi kanıtlayan ifade. yiğitliyle tanrılara dahi meydan okuyan hector, karşısında bütün batı olmasına rağmen yiğitçe savaşmış lakin kaybetmiştir. asırlar sonra 1915'te yine çanakkale'ye yığılan batı, bu kez çanakkale'yi geçememiştir. 1915 yılında neredeyse tanrı gibi görülen britanya imparatorluğu'nun kanı akmıştır bu savaşta ve diğer uluslar da farkına varmışlardır gerçeğin. mustafa kemal atatürk'ün kesinliği olmasa da söylediği bilinen bu söz, güneşin batmadığı krallık için artık gün batımının ufukta görünmesi durumudur.

    mahatma gandhi; " ingilizleri tanrı sanırdım, ta ki atatürk onları yenene kadar." sözü ile durumu özetlemiştir.
  • binlerce yıldır devam eden hem savaşı hem de barışı anlatan efsanevi söz.
  • ulu önder mustafa kemal atatürk, çanakkale savaşını kazandıktan sonra “hektor’un intikamını aldık” demiştir. bu, böylesine büyük bir savaşın ardından söylenmiş ciddi ve derin tarihsel anlamlar barındıran güzel ve yerinde bir sözdür. peki mustafa kemal bu büyük savaştan sonra neden “hektor’un intikamını aldık” dedi. kuşkusuz mustafa kemal, çanakkale’nin ardındaki bazı derin meselelerin, çanakkale’nin ve anadolu’nun çok eskilere dayanan tarihinin, anadolu’da tarih boyunca oluşan girdapların farkındaydı. çünkü mustafa kemal, anadoluluğun, anadolulu olmanın ne olduğunu çok iyi biliyordu. şimdi asıl meselenin etrafında biraz dönmeye çalışalım. bunun için hakkındaki bilgilerin çok eskilere dayandığı, sözlü gelenekten yazılı geleneğe geçiş zamanının mö.500 olduğu troya veya diğer adıyla truva savaşı hakkında bilgi sahibi olmamız gerek.

    eğer günümüz tarihçilerinin “ne derse tam tersi yöne bakarız ve doğruyu orada buluruz” dedikleri homeros’a bakarsak, troya savaşının sebepleri birkaç mitolojik yunan tanrısının arasındaki çekişmedir. hatta bu çekişme bir kadın yüzünden başlamıştır. homeros’u o kadar da dikkate almamazlık etmemek lazım, aksi halde antik tarihle ilgili pek çok detaydan da mahrum kalırız. fakat bu konuda pek tabii ki homeros’un yazdığı mitolojik yunan destanlarına göre değil, gerçek tarihe veya en azından bilimsel bulgulara dayanan tarihe göre hareket edeceğiz. işin içinde likya’da olduğu zaman benim için tadından yenmez bir duruma dönüşüyor. kaldı ki finalde mustafa kemal atatürk var. aslında bu savaş avrupalılar tarafından bugün, kültürel ve arkeolojik anlamda halen devam ettirilmeye çalışılıyor. fakat bizler gözümüzü açık tutacağız. troya gerçekte doğu ile batı’nın anadolu üzerindeki bilinen ilk savaşıdır. bir doğu-batı mücadelesidir. batı, troya’yı bir hellen-yunan destanı gibi göstermek adına herşeyi yapmaktadır. son yıllarda çektikleri filmler bile sırf bu dertlerini gidermek adınadır. gerçek şudur ki troya bir anadolu destanıdır, yunan veya hellen değil.

    öncelikle şunu bilmeliyiz ki avrupalılar için siyasette, politikada ve savaşta sembollerin, sembolik hareketlerin büyük önemi vardır. özellikle avrupalılar, sembolleri kullanarak birçok yerde kendilerini tatmin etmeye çalışırlar. bunun birçok örneği vardır. mesela ıı. dünya savaşı sırasında almanya, fransa’yı işgal edince hitler almanların ı. dünya savaşında teslim anlaşmasını imzaladığı tarihi vagonda, bu defa fransızların teslim anlaşmasını imzalamasını istedi. şark ekspresinin 2419 numaralı vagonu müzeden çıkarıldı. bu tarihi vagonda bu kez fransa’nın teslim anlaşması imzalandı. bu vagon daha sonra almanya’ya götürüldü. hitler aynı vagonda bu sefer fransızları ezdi. vagon bu önemli intikamın bir sembolüydü. çok sonraları almanya için birtakım tehlikeler göründüğünde alman subayları bu vagonu yakmışlardır, çünkü biliyorlardı ki sıra tekrar fransa’ya gelecekti. almanya bu vagonun içinde başka bir anlaşma imzalama tehlikesinden kurtulmak için bu vagonu ortadan kaldırdı. bu sadece basit bir örnektir, buna benzer yüzlerce örnekle karşılaşabilirsiniz.
  • dünyanın en güzel sözlerinden. engin bir tarih bilgisi ile doludur içi. bütün anadolunun geçmişini kendi sırtına yüklemiş bir millet, hepsini kendi gibi kabul etmiş, kendisi bellemiş çünkü anadoluya sonradan gelip yerleşmiş değil bizzat anadolunun sahipleridir bu türk milleti, biz. hayır bu isa'nın kendi çarmıhını kendi taşıması ile benzemez ya da sisyphos'un kayayı taşıması gibi hiç değil daha da önemlidir. hektor'un asırlar önce düştüğü, milletinin kırıldığı yerde bu kez ulu önder mustafa kemal atatürk ve atalarımız vardı. tarih tekerrürden ibaretti ama sonuçları öyle değildi. bütün batı dalgalar gibi vurdu kıyıya yine tıpkı asırlar önceki gibi. kudretli troia surları yerine mehmetçik vardı bu kez. elinde okuyla paris değil top mermisiyle, süngüsüyle asker. böyle alındı hektor'un intikamı. sonrasında sessizce geçseler de o boğazı geldikleri gibi de gideceklerdi.
  • bakıyorum da herkes komşusunun karısına göz dikenleri barındıran truva fanboyu olmuş burada. hektor ve priamos'un orada yapması gereken uçkuru yüzünden onlarca masum insanın canını tehdit eden paris'i ve helen'i olduğu gibi geri göndermekti. böylece hem etik olarak doğru şeyi yapmış olacaktın hem de agamemnon gibi savaş çığırtkanı adamlara bahane vermemiş olacaktın hem de tanrıların gazabını üstüne çekmemiş olacaktın.

    hiç bana hektor ülkesini koruyor, öz kardeşini nasıl versin diye gelmeyin. verecek kardeşim. doğru ve erdemli olmak bunu gerektirir. vermedi de ne oldu? beşikteki bebeği yetim karısı dul kaldı. kendi ve onlarca masum truvalı telef oldu. değdi mi bunca kana, katliama? bir ırz düşmanı yüzünden ülkeni getirdiğin halden mutlusundur inşallah hektor.

    hektor: bunca kadın kocalarını kaybettikten sonra ne yapar?
    achilles: merak etme, kardeşin onlarla ilgilenir. duyduğuma göre başkalarının karısını ayartmakta üstüne yokmuş.