şükela:  tümü | bugün
  • yunanca'da "yunan" anlamına gelen kelime. ellen diye okunur. baştaki h harfi aslinda yunancadaki bir article'dır. yani yazarken h ellen yazdıkları icin anglosaksonlar bu h harfini de kelimeye ekleyip helen olarak kullanmıslardır.
    (bkz: ellada)
    (bkz: hellas)
  • 2009 yapımı sandra nettelbeck yönetiminden çıkmış film olanından bahsetmek isterim sözlük.

    (yardımcı kadın da, ödüllüymüş. helal sana matilda: http://www.imdb.com/…tt1012729/?ref_=nm_flmg_act_20)

    kendisini bir flypaper ile başlayan ashley judd takibi neticesinde gördük, seyrettik. akabinde derhal kiss the girls seyredip "allah allah ben bu kadını bi yerlerden hatırlıyorum" demeye devam ettik. bir twisted parlatınca buralardan hatırlamış olabileceğimize kanaat getirdik ki yolumuz işte başlığın da konusu olan "helen" filmine düştü.

    türk insanının yüzde doksanının (hatta doksandokuzunun) anlayabileceği bir film değil. isveçli kuzeyli kardeşlerimiz ne bileyim izlandalı gençlerimiz anlasa anlar bu filmi.

    resmen klinik depresyonun röntgenini çekmiş hatun.

    tarih olağanüstü hali gösterirken, bendeki olanağüstü halin bir benzeriyle rastlaşmam enteresan oldu. yanlış anlaşılmasın, depresyonda bir insan değilim. hayatım boyunca kendimle baş başa kalmaktan başka mutluluk kaynağım olmadı. araç olarak kimi dem teknolojiyi, kimi dem yazı yazmayı, kimi dem musikiyi kullandım. bu kimi demlerden kimi dem uzak kaldım, ki kimi dem bunlardan uzak kalmak beni ben olmaktan alıkoyuyordu. yarım asıra yanaşık ömrümün bu yazında kendime öyle güzel kendimle baş başa bir program yapmıştım ki, sülalenin sağlık dahil problemlerinin çözümü olmak ruh sağlığımı gerdi. salonumda her türlü maç canlı yayınını canlı canlı yaşayarak seyretmek isteyen bir karındaş olduğu halde bluetooth kulaklığımı takıp odama çekilip helen seyrettim. öyle bir maç canlı yayınları ki bunlar, canımı yakmaktan başka bir işe yaramıyorlar ve canlı seyirci bu durumu anlamamakta ısrar ediyor.

    neyse biz dönelim filme.

    filmde sözlük, öyle bir satır varıdı ki, spoiler karesine alacağım kendisini, yaşadığım anın durum bildirgesini taş tablete işledi allah razı olsun:

    --- spoiler ---
    deyvid
    00:15:36,907 --> 00:15:42,912
    onu böyle özel kılan şey nedir?

    helen
    00:15:43,038 --> 00:15:45,915
    bana nasıl hissettiğimi sormuyor...
    bunu biliyor.
    --- spoiler ---

    aslında filmin dönüm noktası yukarıdaki spoiler değil, benim dönüm noktam bu. filmin döndüğü yeri yine spoiler karesine alacağım seyretmeyen gözünü kapatsın:

    --- spoiler ---
    beni rahat bırakın diyen kadın, evladının ana diyişini duymazdan gelemez. evladıyla sarılırken bir yandan da matildaya bakar. matilda ne de olsa evladının gelecekteki halidir. matilda da geleceğine ve geçmişine, birbirlerine sarılırken bakar. film burda döner işte. bundan sonra zaten matilda müthiş tiradını okur

    matilda
    00:37:52,783 --> 00:37:55,076
    ben sen değilim, helen.
    her seferinde...
    ...sesi kısmaktan yoruldum artık.
    bazen sadece-- sadece müziğin
    gürültüsünü duymak istiyorum...

    bu arada hatırlatmakta fayda var, matilda çello çalmaktadır. çellosunu bırakıp bu konuşmayı yaptıktan sonra akvaryuma davet ettiği balığı kendi havuzuna (kesinlikle deniz değil) yollamanın da yolunu bulur. bulur da, şu lafı filmi de seyredeni de koparır:

    "how can i say goodbye to you?"
    ...
    helen
    00:47:41,496 --> 00:47:44,749
    sana nasıl veda edebilirim?

    matilda helen
    00:47:54,676 --> 00:47:58,137
    - çok soğuk. gerçekten üşüdüm
    - hadi aşağı inelim.

    325
    00:48:08,190 --> 00:48:11,942
    biliyor musun, çok rahatladım.

    helen
    00:48:13,070 --> 00:48:16,030
    her şey yoluna girecek.

    matilda
    00:48:17,616 --> 00:48:19,366
    evet.

    helen
    00:48:19,576 --> 00:48:21,994
    ben yanındayım.

    matilda
    00:48:24,206 --> 00:48:26,290
    biliyorum.
    ama buraya ait değilsin, helen.
    --- spoiler ---
  • aeschylus tarafindan yazilan agamemnon isimli yunan trajedisinde argos sehrindeki yasli ve bilge adamlarin olusturdugu koronun bahsettigine gore anlami "olum" olan kadin ismi. koro, bu trajedide ilyada destanina konu olan truvalı helen'in truva savasiyla yarattigi yikim ve sebep oldugu olumleri anlatarak adini ne derece hakkini vererek tasidigindan bahseder.
  • cennetten bir yerden frank sinatra onun icin söylüyor simdi;

    "happy birthday to you"

    iyi ki var..
  • bazen ellerinde bir manolyadır tuttuğun ve güzelliğinden etkilendiğin. cazibesi o kadar sarar ki, asla ölmeyecek sanırsın. o bu kızdır, güleç yüzünün altında yaşayan ama gülüp geçmeye çalıştığı hüzünlerle. özlemediğimi söyleyemem, ama yaşamı güzellikleriyle hak ediyor.
  • minik kardeşim artık büyüyor..(ebat ,yaş, akıl fikir)

    yeni yaşının kendisine en güzel aşkı, en güzel hayatı getirmesini istediğim kişidir. dünya tatlısı, temiz kalpli kardeşimdir.
    yeni yaşında kendisene tavsiyem tüm bilinmezliklere ragmen, pisliklerin gittiği yerle işinin olmaması. zaten o kadar temiz ki pislikler kabul edemez, dışlar o'nu. o'nun kendi ışığı o'na en güzelini getirecektir, yeter ki o ışığını söndürmesin.*
  • altıncı nesil bitter minyon çikolata, yerinde duramayan enginlere taşan zıp zıp hoplayan şey. ''abi'' özlemiyle yanıp tutuşuyormuş. neyse...
  • güçlü olabilmek konusunda kendisini her zaman örnek alıyorum. tüm zorluklara, engellere karşı, ruhen ve bedenen dimdik ayakta kalabilen güçlü kişi.
  • çok beyaz olup kir tutanlar ve ömrü kelebek kadar olanlar familyasından bir kardeş. onu korumak için nasıl bir yaşam formu hazırlamalıyım bilemiyorum ama her şekilde kendi dogal yaşamını en güzel şekilde kuracagına eminim.
  • güler yüzü, neşesi ile bowling ata sporudur zirvesine büyülü bir elf gibi geldi, ve gitti. aramıza katıldığı için kendisine teşekkürlerimi sunduğum bir yazar.