şükela:  tümü | bugün
  • "tarih yazarları, hellenizmi yücelttiler, yunan yayılmacılığına karşı çıkanları (persler, hintliler ve diğer göçebe kavimler) mahkûm ettiler. bir halkın uygarlik düzeyi, onun hellenleşme düzeyiyle ölçülüyordu. oysa hellenizm savaşlara, kölelerin ve serflerin sömürülmesine, soykirimlara, katılanların kendinden geçerek her türlü rezilliği yaptıkları ayinlere hiç de yabancı değildi."
  • batı uygarlığının kökeni, antik yunan kültürü ve roma kültürüdür denebilir ki böyle bir doğurma -doğrusal ilerleme yaklaşımı çok tartışmalı ve bence yanlış bir tarih yaklaşımı- ancak batı uygarlığının kültürel ve entelektüel gelişim sürecinin antik yunan ve roma uygarlıklarına çok şey borçlu olduğu söylenebilir. ancak bu 'heritage' / 'legacy' / 'miras' yeni noktalar çıkarılmıştır. bizans imparatorluğunun antik yunan'dan kalma eserleri korumadaki önemli rolünü, iskender'in de bu eserlere sahip çıktığını, kurduğu kentin (bkz: alexandria) (bkz: iskenderiye) bunlara evsahipliği yaptığını anımsamalı. ancak hellenizm ve hellen kültürü 'hybrid' / 'karma' bir kültürdür. doğudan ve batıdan öğeleri katar karıştırır. onun mirasçısı bizans ve osmanlı olmuştur batıdan ziyade.
  • (bkz: helen)
  • biraz ağır konuşacağım kusura bakmayın.

    helen kütürü veya antik yunan kültürü aydınlanmacı avrupalıların çoğunluğunu götünden uydurduğu suni bir kültürdür.

    osmanlının çöküş sürecini başlatan ilk isyanlardan birisi yunan isyanıydı. yunan isyanı işte bu aydınlanmacıların yunanlılara verdiği gazla ortaya çıkmış ve yine bütün avrupanın bunları desteklemesi ile başarılı olmuştu.

    yunan isyanlarının başladığı 19.yy da ortada ne yunan kültürü vardı ne de yunan kültürüne ait herhangi bir gelenek. atina ankara'dan farklı bir yer değildi.

    öyle bir ima var ki sanki osmanlı yunanistan'ı fethmeden önce bu kültür kanlı canlı hayatın ve toplumun bir parçası idi. hayır hiç alakası yok, imparator theodosius zamanında yunan kültürüne ait her şey, buna tapınaklar gibi mimari eserler ve olimpiyat oyunları gibi etkinlikler dahil her şey yok edildi ve yasaklandı. büyük bir cadı avı başlatıldı ve bütün paganlar yok edildi. çünkü bizans, yani doğu roma hıristiyanlığı seçti. şimdi cahil türk bakıyor bu tapınaklara sanıyor ki bunları osmanlılar/ türkler yaktı yıktı. sanıyor ki yunan uygarlığını anadolu'yu sözüm ona işgal eden türkler yok etti... nereden bilsin o tapınakları yerle bir edenlerin bizanslılar olduğunu! sarnıcın içinde ters medusa başını görünce keh keh keh tam türk işi diye iç geçirenler nerden bilsin o başı paganlarla dalga geçmek için tapınaktan söküp oraya koyanın bizans olduğunu! bunlar 4 ve 5.yy da gerçekleşti yani tam olarak 1500 sene önce!

    aydınlanmacı avrupalılar dönemin getirdiği romantik ve idealist fikirlerle antik yunan kültürünü yeniden canlandırdılar. yani 1800'lü yıllarda atıyorum orpheus kültünü yunanistanda bilen hiç bir kimse yoktu. bu şuna benziyor; şimdi anadolu'da şamanizm mi var? eyvallah bazı geleneklerde vs yaşıyordur ama kanlı canlı bir din değil, uygulayıcısı yok. bitmiş yok olmuş geçmiş. şimdi düşünün ki biz bunu dede korkut masalları okuyarak filan yeniden canlandırıyoruz. yani arkadaş tamam ergen kafasıyla kulağa hoş geliyor da olacak iş mi bu? e zaten yunanistan'da da olmuyor. ama bu olmayan şeyin bütün dünyaya reklamını yapıyorlar. yunanistan şu an bildiğin koyu ortodoks. yani o yunan tapınaklarını yıkan, yunan kültürünü tamamen yok eden bizansın onlara dayattığı dinin bayraktarlığını yapıyorlar. ne kadar ironik değil mi?

    osmanlı ne yaptı, selçuklu ne yaptı? hiç bir bizans kilisesini yıkmadı. tam tersi onu camiye çevirdi. hacı bayram veli agustus tapınağını tekke haline getirdi. vay efendim niye cami ve tekke yapıyormuş? bakın yıkmadı ve yok etmedi bilakis onu cami yaparak korudu ve geleceğe taşıdı. kültürün devamlılığını sağladı. bizans ne yaptı? yerle yeksan etti, yok etti. osmanlı konstantinopolisi feth ettiği zaman hıristiyanlara ve yahudilere dinlerini özgürce sürdürme garantisi verdi. patrikliği lağv etmedi. bunu hangi medeniyet yaptı tarih boyuca haydi söyleyin bakalım... ispanyollar inkaları feth ettiği zaman hepiniz özgürce yine güneşe tapabilirsiniz mi dedi?

    şimdi bakıyorum vay efendim olimpiyat ateşi yok efendim yunan demokrasisi bilmem ne... bunların hepsi suni ve uydurulmuş çoğunun gerçekliği şüpheli olan kavramlardır.

    bunları ortaya çıkaran götünden uyduran aydınlanmacı avrupalıların da bunları kötü niyetlerinden, çok şerefsiz olduklarından filan uydurduğunu iddia etmiyorum. o zamanın romantik ve idealist ortamının aydınlar üzerinde böyle bir etkisi vardı. arkeoloji bilimi yeni yeni ortaya çıkıyordu. bütün ortadoğuda ve hindistanda avrupalılar hayranlıktan dibi düşerek sağı solu kazıyorlar ve kendileri için yeni bir keşif olan kadim uygarlıklarla ilgileniyorlardı. kendi coğrafyalarında tarihi eser filan olmadığı için daha önce hiç görmedikleri heykel ve mimari formlarla karşılaşıyorlar ve bunları gördükçe hayal dünyalarında yeni ufuklar açılıyordu. halbuki doğulular için o eserler zaten bin yıllardır orada duruyordu.

    osmanlı tapınak kalıntılarını(kalıntı diyorum bak kendileri yıkmamış) alıp evlere camilere taş olarak kullanıyordu. bugün görüp yorum yapıyorsunuz vay efendim o sütunun ahırda ne işi varmış diye? lan ne yapsın adam, en basit ve en işlevsel şekilde çevredeki elementleri kullanarak ahırını yapmış evini yapmış. bir köydeki virane tapınağın o köy için ne anlamı olabilir? ayşe fatma hayriye teyzeler arada toplanıp mthyra gizemleri için ayin mi yapacaktı? işte tam türk kafası sütunu alıp ahıra koymuş keh keh keh diyenlerin ne kadar kerizce yorum yaptığını görebiliyor musunuz?

    işte maalesef bu kültürel emperyalizm sonucu osmanlı dağıldı. avrupalılar her osmanlı milleti için ayrı bir tarihsel mit uydurdular. bulgarına ayrı sırbına ayrı arnavutuna ayrı tarih yazdılar, hepsine ayrı ayrı alfabeler ve diller geliştirdiler. yunan kültürünün canlandırılması belki romantik idealler içindi ama diğer geri kalanların hepsi toplumsal mühendislik projeleri idi. ve bu projeler sonucu hepsi şu an kendi suni tarihine dört elle sarılmış durumda.

    neyse ki artık internet var. artık bilgi bir avuç aptal entelin tekelinde değil. osmanlı için hep denir ya matbaa daha erken gelseydi her şey çok farklı olabilirdi diye. işte internet de bugün böyle. bilişim teknolojilerinin hepsi böyle. biz eğer bu treni kaçırırsak(ki kaçırıyoruz) tarih yine tekerrür edecek ve yine yok olacağız. bizim kültürümüz ve bizim medeniyetimiz büyük ve kadim bir medeniyettir. buna dört elle sarılıp onu sahiplenmeliyiz.
  • bir üst giriye tamamıyla katılıyorum. türk kültürüne yapılan en büyük darbe manipülasyondur. açıkçası algılarla oynamaktır. 17-18 yaşlarımda, internetin yaygın olmadığı bir dönemde çok ilgimi çekmişti, helen, rum, (doğu roma) kültürü “anlatımı”.
    biz türk leri adeta bir yapışkan, hırsız, yağmacı yerine koyan o büyüüüük uygarlık; okudukça, araştırdıkça kafamdaki dev algıyı küçülttü. bu dev algıyı yaratan, aramızda hala var olan, kendi kültürünün hırsızı cahillerdir.
    şehir adları bile, kendi dilimize uygun hali ile yaşatılıyor, kullanılıyor.
    izmir, bursa, istanbul, trabzon....neredeyse tümü...
    iki imparatorluk, onlarca devleti aynı topraklarda bin yılı aşkın bir süredir yaşatıyoruz, bizden önce yaşayanların mirasını hiçe sayıp yok etmemiş ne osmanlı, ne selçuklu. bir de onlarca sürgün yemiş millete kucak açmışlık var. bugün suriye lilere uzanan yardım elini görünce hiç değişmeyen bir devlet geleneğimiz olduğunu daha iyi anladım. düşünün, hem göçersiniz hem de büyük bir devlet, ordu geleneğiniz var, var olmaya da devam ediyor. çok ilginç doğrusu, ne kadar da yağmacı(!) gözüküyor.
    bugünümüze dönersek hala; onların toprakları burası, onların müzikleri, onların halk dansları...
    bunca savaşı, kurup yıktığımız kendi devletlerimizin ceryanının arasında kalarak çektiğimiz bunca çileyi, ulu helen’i bir gün görmediğimiz kültürüne kavuşturmak için mi verdik.
    okudukça anladım, hele internet çağına girdikten sonra hiç peşini bırakmadım. osmanlı’nın kendi kültürüne yaptığı darbeyi, doğu romaya yada bu topraklarda yaşayan diğer unsurlara yapmadığını gördüm.
    adeta helen koruma kalkanı geliştirdiği halde, ne düğünlerimizde, ne müziklerimizde, ne geleneksel giyim-kuşam, halk dansları... hiç birinde “helen” görmüyorum. dilde etkileşim elbette olacaktır, imparatorluklar bunu gerektirir. ki türk dilinin taşrada yine de çok iyi korunduğunu düşünüyorum, en önemli kanıt, asırları devirmiş türkülerdir.
    orta asya da örneğin kazakistan da bir ay kalmak türkçe anlaşabilmemiz için yeterli bir süredir.
    bir bütün olarak, orta asya kültürü temelde, coğrafi-iklimsel koşullarda kültürel olarak hep gelişmişiz. onca cahilliğe, okuma-yazma oranının düşüklüğüne rağmen bunu yapmışız. türk kişisi de annesinden şu an bulunduğu yaşta çıkmadı. elbet orta asya’dan elimizde getirdiğimiz sazımızı başka ağaçlardan yapmasını öğrenecektik, tellerine başka başka basacaktık, yazgılarımıza yeni öykülerimizi motif motif dokuyacaktık, o ok u elbet farklı şekilde gerecektik, o din bizim üzerimize pek oturmadıysa, tekkelere sığınacaktık, dergahlar kuracaktık, sonra alevilik çıkacaktı ortaya, hacı bektaş’a yunus emre’ye, mevlana’ya gönül verecektik, göç bitti deyip gökyüzümüze semah edecektik. bunu yüce “helen” kültürü mü bize yaptırdı.
    burası “anadolu”
    “ anatolia mı demeliydim bilemedim, belki de o övgülerin en yükseğine yakışan helen kültürü altında eziklenmiş(!) bir türk! olarak öyle demeliydim”
    ne diyordum, burası anadolu, bin yılı geçti artık bizim özyurdumuz...
    helen; kendi kültürünü yok sayıp yakıp yıktıysa, yoluna büyük bir kültürsüzlük boşluğu ile devam ediyorsa...
    benim kültürümün, örfümün anenelerimin içinden; o benim, bu da benim diyerek kırıntı toplamaya çalışıyorsa, çanak tutucuları dahil, avucunu yalar, yalıyor da. binlerce yıllık türk kültürünü oluşturmak, hırsız, yağmacı, barbar diye nitelemek avrupa’nın haddine değildir, hele hele 1930’dan sonra yolunmuş tavuk gibi ortada kalan “helen” kültürünün(!) hiç değil.
    neredeyse tanrı zeus’a zey-bek oynatıp, hera’ya baklava açtırıp, arese horon teptirip herkül’e yoğurt mayalatacaklar. (işin şakası diyeceğim de, inanmazsınız o derece boşlukta olanları var) bize de bi acı kahve ikram ederler artık.