şükela:  tümü | bugün
  • genelde insan zihni, ilerlemeci ve çizgisel bir tarih anlayışına eğilimlidir. çağımızda pozitivist kafa yapısı bu anlayışı ön plana çıkarmıştır. buna göre tarih, ilkel bir geçmişten sürekli gelişen bir geleceğe doğru çizgisel olarak akar.

    peki bu görüş yanlış mıdır? yanlış diyemeyiz belki ama gerçeğin çok kaba, silik ve uzaktan bir görüntüsü olduğunu söyleyebiliriz.

    bir de diyalektik tarih anlayışı var. bu görüş, öncekine nazaran daha gelişmiş olsa da hakikatin iki boyutlu bir algısıdır. bu tayfa iki boyuta hapsolup kalmışlar ve üçüncü boyutu görememişlerdir. diyalektik tarih anlayışı derken, tam olarak marx ve engels tarafından geliştirilen görüşü kastetmiyorum; zira bu adamlar siyasi kaygılar nedeniyle oldukça spekülatif unsurları da görüşlerine eklemişlerdir. bunların traşlanması şarttır.

    "tarih tekerrürden(tekrarlanmadan) ibarettir" sözünü de duymuşsunuzdur. kimilerine sezgi yolundan bir şeyler malum olmuş ki, bu sözü söylemişler; ama bağlamını tespit edip fikri bir modellemeye de ulaşmaları söz konusu olamamış.

    işte bizim helozonik tarih anlayışımız üç görüşü tek modelde birleştirir. çizgiyi, yay şekline sokarsanız kendi özünden pek bir şey kaybetmez. yine eskisi gibi ilkel bir geçmişten, gelişmiş bir geleceğe doğru akmış olur.

    o helezonun iki boyutlu görüntüsüne bakarsanız da, tarihin zikzaklar çizerek ilerlediğini ve zıtların çatışmasını görürsünüz; yani tarihin diyalektik işlediğini gözlemlersiniz.

    üç boyuta çıktığınızda ise tarihin daireler çizerek ilerlediğini, bir dairenin alttaki daire ile kesiştiğini ve bir yönden ayniyet sağladığını ama diğer yönden de farklı olduğunu görürsünüz.

    yani tarihte hep ileriye doğru bir akış vardır. gerileme gibi görülen durumlarda bile aslında gerileme yoktur; döngüsellik sebebiyle tur bindirme gibi bir durum söz konusudur. döngüsellik ise olayların aynen tekrar etmesi olmayıp zahiren bir benzerlik içermesidir.